Annem bir türkü söyler… O yar uzun boylu ben cüce kaldım… Nideyim nideyim nerelere gideyim… Nasıl da güzel anlatıyor ekonomimizi, değil mi?
Türkiye yine büyüdü… Büyüdü… Büyüdü… Artık daha büyümez dedik daha da büyüdü… Peki o zaman biz neden cüce kalıyoruz? Biz neden büyümüyoruz?
***
Nitekim Türkiye ekonomisi yüzde 2.3 büyüdü… En azından öyle açıklandı. Tabii markete gidip kasada “Türkiye ekonomisi büyüdü” derseniz ödeme kabul etmiyorlar.
Ev sahibi de milli gelir hesabıyla kirayı düşürmüyor. Çocuğun okul taksiti büyüme verisini görünce mahcup olup geri çekilmiyor. O zaman açıklanan bu büyüme ne işe yarıyor?
***
Zaten mesele ekonominin büyüyüp büyümemesi değil... Kimin büyüdüğü! O da açıklandı… Tarım… Ormancılık… Balıkçılık… Yüzde 13.3 büyüdü…
İyi güzel de geçen yıl tarımın başına gelmeyen kalmadı. 2025’in tamamında sektör yüzde 8.5 küçüldü… Dolayısıyla bugünkü sıçramanın altında geçen yılın batışı yatıyor.
***
Başka? Sanayi yüzde 2.4 büyüdü... Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 0.5 ile yerinde saydı... İnşaat yüzde 1.9 küçüldü…
Asıl önemli yere gelelim... Yatırımlar sadece yüzde 0.6 arttı. Bugünün büyümesini tüketerek sağlayabilirsiniz. Ama yarının büyümesini yatırım yapmadan sağlayamazsınız.
İhracat yüzde 3.4 düştü. İthalat yüzde 6.4 düştü. Sonra deniliyor ki, “Net dış talep büyümeye olumlu katkı verdi” Nasıl?
Daha çok mal sattığımız için değil… Paramız kalmamış, daha az almışız! “Olumlu” dedikleri bu!
***
Türkiye büyüyüp serpilirken, aynı sabah açıklanan öbür veriye göre temmuz ayında çalışanların sayısı 388 bin kişi azaldı. İşsiz sayısı arttı.
Gerçek işsizlik olan “Atıl işgücü” oranı yüzde 30.6’ya çıktı. Neredeyse her üç kişiden biri yani…
***
Hükümetin 2026 hedefi yüzde 3.8 büyümeydi… Enflasyon hedefi yüzde 16’ydı… Bugün enflasyon yüzde 31.75…
Şimdi 7 Eylül’de yeni hedeflerin açıklanması bekleniyor. Muhtemelen eski hedeflerin üzeri çizilecek, yenileri yazılacak. Sonra hep beraber yine tutmayacak yeni hedeflere doğru ilerleyeceğiz.
***
Velhasıl kelam Türkiye ekonomisinin sorunu büyümemesi değil… Büyümenin yok hükmünde olması… Yatırım yaratmaması… İş yaratmaması… Ve yaratılan gelirin belli bir kesim arasında bölüşülüp geniş kesimlere ulaşmaması…
Laf olsun diye demiyorum; aynı gün açıklanan bölüşüm tablosuna göre emeğin pastadan aldığı dilim küçüldü, kâr edenin dilimi büyüdü…
***
Yoksa milli gelir 1.7 trilyon dolar olmuş... İyi de milletin cebine girmedikten sonra isterse 17 trilyon dolar olsun! Ne fark eder? Ülke boy atıyor, millet cüce kalıyor.
Zira kimler büyüyor, para kimlerin kasasına akıyor diye bir bölüm vardı bu yazıda aslında… Tam da burada… Annem korkmasa ben satır satır yazardım valla…
Diyor ki, “Sen misin alemin enayisi?” Bu bahsi pas geçelim en iyisi…