Sınıfta birinin silgisi kaybolur. Hoca kimseyi rencide etmemek için son derece pedagojik bir yöntem bulur:
“Herkes arkasını dönsün... Alan arkadaşınız da silgiyi masaya bıraksın. Bakmayacağız.”
Çocuktur, silgidir, ilkokuldur... Anlarsınız… Aradan yıllar geçer. Silginin yerini milyarlar alır. Yöntem aynı kalır!
Nasıl lan? İlkokul öğretmeninin kadim yöntemini devlet, milyarlarca liralık ‘fahiş kazanç’ elde edenlere mi uyguluyor şimdi?
***
SPK dün bir duyuru yayımladı. Tasfiyeye alınan fonlardan karar öncesinde “Fahiş kazanç” elde edenler, isterlerse kazançlarını geri verebilsin diye Birleşik Fon Bankası’nda hesaplar açıldı.
Üstelik ifade aynen şöyle: “Kendi isteği ile...”
Tasfiyedeki 131 fonda SPK’nın açıkladığı tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 kişi… Her fon için ayrı iade hesabı var. Bir de borsada elde edilen “Fahiş karlar” için Genel Hisse İade Hesabı...
Yani sınıfça arkamızı döndük... Alan arkadaş parayı IBAN’a bıraksın!
***
Peki ne bırakacak? “Fahiş kazancı...” İyi de fahiş kaç?
Yüzde 500 kazandıysam fahiş mi?
10 milyon yatırıp 100 milyon çektiysem ne kadarını geri vereceğim?
Duyuruda bunun hesabı yok. Yüzdesi yok. Formülü yok. Alt sınırı yok. Son tarihi yok. Gönüllü ödeme yapan açısından hukuki sonucunun ne olduğu da yazmıyor.
SPK’nın resmi metninde yalnızca “Fahiş kazanç” ve “Kendi isteği ile” ifadeleri var.
***
İşte benden buraya kadar… Beynim bu durumun ötesini algılamaktan aciz…
Devlet vergi alırken “Gönlünden ne koparsa” demiyor. Trafik cezasında “Fahiş kısmını yatır” demiyor. SGK priminde IBAN verip vicdanınıza bırakmıyor.
Zira yüz binlerce insan parasının peşindeyken sistemin işleyiş şekli değişiyor;
Makul kazancı sende kalsın, fahiş bulduğunu geri getir!
***
Daha güzeli var... Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz aynı sabah bu hesapları “Haksız kazançların iadesi” diye duyurdu. Oysa SPK “Haksız” demiyor, “Fahiş” diyor.
İkisi aynı şey değil ki! Bir kazanç çok yüksek olabilir ama hukuka uygun olabilir. Bir kazanç küçük olabilir ama hukuka aykırı işlemden doğmuş olabilir.
***
Haksızsa neden isteğe bağlı? Fahişse hangi ölçüye göre fahiş? Üstelik kanunda piyasa dolandırıcılığı için bambaşka bir yol zaten var.
SPK’nın kendi bülteninde etkin pişmanlığın tarifi net:
Elde edilen menfaatin iki katını, 500 bin liradan az olmamak üzere, 15 gün içinde Hazine’ye yatıracaksın.
Hangi hesaba yatırılacağı belli...
Ya burada? Canın ne kadar isterse! Biri hukuk mekanizması, öteki neredeyse vicdan kumbarası.
***
Bir de şu 2.2 milyar lira meselesi var. 29 Eylül’de Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın yaklaşık 2.2 milyar lirayı Hazine hesabına yatırdığı haberleri çıktı.
Milyarlar konuşuyoruz...
Yatırıldı mı? Yatırılmadı mı? Hangi hesaba yatırıldı? Ne zaman yatırıldı? Hangi hukuki gerekçeyle yatırıldı?
Bunların cevabını dedikodulardan değil, devletten öğrenmemiz gerekmiyor mu? Sonra da “halkı yanıltmaya yönelik…” diye dava açıyorlar kimi görürlerse...
Tamam... Resmi bilgiyi açıklayın da ona itibar edelim!
***
SPK’nın yayımladığı duyuruda TMSF’nin adı iki kez “Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu” diye yazılmış. Kurumun gerçek adı “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu”...
Arada “ı” harfi kayıp.
Nerede? Çalındı mı yoksa?
Herkes yine arkasını dönsün... O ‘ı’ harfi bi zahmet yerine bırakılsın!