Kulağında çok şiddetli bir çınlama var…
Ya birileri arkandan fena halde seni çekiştiriyor ya da ciddi bir sağlık problemin bulunuyor.
Soğanın suyunu kulağına damlatmak da istemiyorsun. “Bilimsel yaklaşayım” diyorsun, KBB doktoruna randevu arıyorsun…
Şansın varsa dört ay sonraya!
İnsan ister istemez düşünüyor; soğana bir şans daha mı versem acaba?
***
Tam vatandaş bu haldeyken İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, kliniklere bir yazı gönderiyor.
Yazıda, sağlık turizmi kapsamında gelen hastaların randevu taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi isteniyor.
Utanmadıkları gibi dahası da var…
“Tıbbi zorunluluk yoksa ileri tarihe randevu vermeyin” deniliyor. Neden?
Bu hastalar Türkiye’de sınırlı süre kalıyor. Tedavileri gecikiyor. Hasta memnuniyetleri olumsuz etkileniyor.
***
Ne kadar ince bir düşünce! Vatandaşın kulağı altı ay çınlayınca memnuniyeti etkilenmiyor herhalde…
Turistin dönüş bileti var. Vatandaşın ise gidecek başka ülkesi yok! Bekleyecek tabii…
Zaten bu ülkede vatandaş hep ikinci sınıfa tabi yabancılarla karşılaştırılınca…
***
Mesele yabancı hastanın tedavi edilmesi değil… Elbette gelsin, tedavisini olsun, ülkeye gelir bıraksın.
Ama vatandaşın doktorunu, vatandaşın MR cihazını, vatandaşın ameliyat sırasını dövizle gelen hastanın önüne seremezsin… “Buyur önce sen kullan!” diyemezsin.
Burası vatandaşın vergileriyle ayakta duran kamu hastanesi… Otel değil! Hasta da müşteri değil!
***
Bu ülkenin insanı yıllarca prim ödüyor. Maaşından vergi kesiliyor.
Benzinden, ekmekten, sudan vergi veriyor. Hastaneyi de cihazı da doktorun maaşını da o finanse ediyor.
Sonra hastane kapısına gelince karşısına şu yazı çıkıyor; “Randevu yok, talep oluşturun.”
Hasta dövizle geliyorsa talimat değişiyor; “Aman bekletmeyin, ileri tarih vermeyin!”
Kendi vatandaşını alt sınıf gören devlet mi olur?
***
Devlet, parası fazla olana değil, hastalığı ağır olana öncelik verir. Bunun adı da sosyal devlettir…
Hastalığın aciliyeti yerine ödemenin getirisi öne çıkıyorsa bunun adı sağlık turizmi olmaz. “Parayı veren düdüğü çalar” olur!
Bir tarafta aylarca randevu bekleyen vatandaş… Diğer tarafta memnuniyeti bozulmasın diye öne alınan turist…
Kapıya da yeni tabelayı assınlar; “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına geçmiş olsun… Dövizi olanlar sıra beklemeden buyursun!”