Ekonomi sadece para yönetmek değildir. Bir iktidarın görevi, insanların yaşam standardını yükseltmektir. Ne parayı yönetebildiler ne de yaşam standardını yükseltebildiler.

ING’nin “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” sonuçlarına bakınca ortaya çıkan tablo çok net; Devlete güven yok, cepte para yok…

Yani bizimkisi bir fakirleşme hikayesi… Siyah beyaz film gibi biraz… Koltukta oturmak için her şeyi yapan bir ihtiras…

***

Hala çıkıp ciddi ciddi, “Allah’ın izniyle hayat pahalılığı meselesini çözeceğiz” diyebiliyor. Daha önce Allah izin vermedi demek ki... Hikmetinden sual olunmaz tabii…

İyi de hayat pahalı olmasa bile cebinde para yoksa, etikette ne yazdığı kimin umurunda? Çalışanların önemli bir kısmının geliri, temel ihtiyaçları karşılamaya bile yetmiyor. İnsan onuruna yaraşır geçim koşullarını sağlayacak tutarın da gerisinde.

***

Araştırmanın anlattığı açık; milletin yüzde 55’i markete gittiğinde sadece zorunlu ihtiyaçlarını alabiliyor. Yani insanlar artık alışveriş listesi değil, “öncelik sırası” taşıyor.

Lüksü geçtik, keyfi harcamalar da tarihe karıştı… Çamaşır deterjanı mı önemli, kahvaltıda zeytin mi? İşte memleket insanının hali…

***

Aynı araştırmaya göre halkın yüzde 56’sı bir ürün almak için indirim kampanyasını bekliyor. Sahi neden gerektiğinde alamıyor?

İşin aslı, insanlar artık mağazalarda etiketlerde indirim kovalarken, kendi yaşam kalitelerinde indirime gitmeyi çoktan kabullenmiş durumda… Fazla da itiraz olmayınca işte böyle bindirirler kendi yüklerini vatandaşın sırtına!

***

Asıl acı olan sosyal yaşamdan yapılan kısıntılar… İnsanlarımızın yüzde 61’i “tiyatro, konser gibi etkinliklere para ayıramıyorum” diyor.

Bu sadece ekonomik sıkıntı değil, kültürel çöküşün göstergesi. Bir zamanlar hafta sonunu tiyatro, sinema ya da konserle planlayan insanlar, şimdi en ucuz marketin peşinde koşuyorlar.

Sosyal medya paylaşımları bile değişti… Eskiden “bu akşam konser var” yazılırdı, şimdi “şu markette indirim var” diye story atılıyor.

***

Yüzde 54 maddi sıkıntılar nedeniyle sosyal hayatta yapmak istediklerini ertelediğini söylüyor. Yani hayaller bile “taksitlendirildi” bu dönemde…

Arkadaşlarla buluşmak mı? “Maaşım yatarsa…”

Konsere gitmek mi? “Maaşım yattı mı ki?”

Tatile çıkmak mı? “Maaş yattı da yetmedi, kredi kartı limitim açılırsa…”

***

Haliyle Türkiye, kişi başına günde ortalama 3 saat 44 dakika, hane bazında ise 6 saat 22 dakika televizyon izleme süresiyle dünya lideri…

Niye mi? Çünkü para yok! En ucuz eğlence televizyona kilitlenme… Neden dizi sektörü bu kadar çok gelişti Türkiye’de?