Ne yazacağımı ben de bilemiyorum. Önceleri yönetenlere kızıyordum şimdi seçenlere… Hak ettik valla… Dibine kadar hem de…

Bakın, üç yıl önce başladık bu rejime... Doktor önlüğüyle geldiler: “Acı ilaç içeceğiz, kemer sıkacağız, sabredeceğiz...” Faiz “Yukarı”, kredi “Kapalı”, zamlar “Geçici”...

***

Millet dediklerini yaptı. Üç yıl dişini sıktı, kemerini sıktı, yumruğunu sıktı... Dün yine teraziye çıktık: Yıllık enflasyon yüzde 31.51.

Geçen ay 31.75’ti... Koca ayın hasadı çeyrek puan! Üstelik zam hızı düşmedi, arttı. Aylık enflasyon temmuzda 1.78’di, ağustosta 1.84 oldu. TÜİK’in ölçtüğü 174 harcama kaleminin 134’ünde fiyatlar yine arttı.

***

Yani hayat pahalanmaya devam ediyor. Yıllık oranın düşmesinin önemli nedeni de geçen ağustostaki yüzde 2.04’lük artışın hesaptan çıkıp yerine yüzde 1.84’ün girmesi. Üstelik aylık zam hızı temmuza göre düşmedi, yükseldi.

Bu arada geçen yıl demişken… Geçen yaz bu zamanlar enflasyon yüzde 32.95 açıklandı. Bir yılda indirebildikleri hepi topu 1.44 puan!

***

Ama üç yıllık programın sonunda hâlâ her yıl fiyatların üçte bir oranında arttığı bir ülkeye “Enflasyon sorununu çözdük” muamelesi de yapılamaz. Üstelik 2023’teki OVP’de 2026 enflasyon hedefi yüzde 8.5 idi…

Peki kişi başı gelir nasıl fevkaladenin fevkinde tuttu? Hedefin 5000 dolar üzerindeyiz ya…

***

2023 ve 2024 yıllarında öyle hayasızca oynadılar ki sayılarla… Artık kendileri bile baş etmekte zorlanıyorlar.

TÜİK’in enflasyon hesabı zaten yıllardır tartışılıyor. Ama enflasyonun kötü huyu şu: Her ay yeniden ölçülüyor.

***

Dört kişilik ailenin sadece mutfak masrafı 37 bin 388 lira… Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48 bin 305 lira... Ya net asgari ücret? 28 bin 75 lira!

Daha nefes almdan maaş bitiyor. Sonra da soruyorlar; “Vatandaş niye kredi kartına yüklendi?” Ne yapsın? Fotosentez mi yapsın?

Zira enflasyonla mücadele için vatandaşa kemer sıktırıyorlar ama kamu tarafındaki makine gayet iştahlı çalışıyor.

***

2026’nın ilk yedi ayında 1.32 trilyon lira bütçe açığı, 1.79 trilyon lira faiz gideri çıktı.

Sahi 2024’te “Tasarruf Tedbirleri” genelgesi yayımlanmıştı. At yalanı, öperim inananı… O derece… Ne oldu ona?

Vatandaş eti, kıymayı kessin, devlet harcamayı kesmesin! Olmuyor işte… Maaşı baskıla, krediyi pahalandır, talebi kıs, vatandaşa sabır tavsiye et... Tutmuyor reçete… Sonuç hala yüzde 31.51’de… O da TÜİK’e göre…

***

Sorun şu ki enflasyon sadece insanların fazla harcamasından çıkmıyor. Vergiden bütçeye, kur politikasından yönetilen fiyatlara kadar devletin kendi yarattığı maliyetler de bu yangını besliyor.

O, şu, bu… Tamam da yine en başa döneceğim… Evet bunları hep hak ettik! Peki ders olur mu bize? Bence budur esas hikaye!