CHP’nin İmralı ziyaretinde yer almama kararına şaşırmadım, bekliyordum. Kararın ardından cuma gecesi boyunca gelen tepkileri seyrettim.
Komisyon toplantısı sonrası, Hilal Köylü AKP’li ve MHP’li vekillerle konuşmuş, “CHP siyasi intihar etti. CHP’de lider sorunu var. Özgür Özel rüzgarı alıp götürebilirdi. İmamoğlu olsaydı, yumruğunu masaya vurup Kürt seçmenle kaynaşırdı” demişler. İnsanın, “Madem öyle, adamı tahliye edin kaynaşsın” diyesi geliyor.
DEM sözcüsü Gülistan Koçyiğit de bu dönemde kimin nasıl tavır aldığını not ettiklerini söyledi. DEM Parti ne kadar adapte oldu da fişlemelere başladı, vallahi tebrik etmek lazım.
Ortalık CHP’ye muhalefet öğretenden, parmak sallayandan geçilmiyor.
***
Madem Öcalan siyasette başat aktör yapılmak isteniyor, bunun için Meclis’e ihtiyaç yok. Türkiye şu anda Türk tipi başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Türkiye’de kararları etrafına danışarak tek kişi alıyor, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan. Vekiller ve bakanlar karar alıcı değil, alınan kararları uygulayıcı durumunda.
Ana muhalefet partisi ise şu anda şeytanlaştırılmak, sistem dışı konumlandırılmak isteniyor. Daha geçen hafta Sayın Bahçeli, CHP’ye “Köksüz” dedi. Beştepe’deki danışmanların CHP seçmenine yönelik küfür ve hakaretleri hiçbir gün eksik olmuyor.
Madem muhalefetin etkisi yetkisi yok. Tek karar alıcı Erdoğan. Bu durumda İmralı ile başlayacak yeni dönemin kapısını da Beştepe’nin açması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanı hangi danışmanını istiyorsa görevlendirir, bu isimler de gider görüşmeyi yapar. Ne de olsa şu anda herhangi bir danışmanın etki ve yaptırım gücü muhalefet vekillerinden daha fazla.
***
Siyaset Bilimci Nurettin Kalkan, iyi hatırlatmış:
“Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu memleketteki en kudretli politik fail. Hatta siyasetin yalnızca ona özgü bir faillik olduğunu söylersek pek de abartmış olmayız.
Vaktiyle otomobillerdeki cam filmi meselesine bile müdahale etmişti. Nitekim 2014’te seçilmeden önce koşan, terleyen ve inisiyatif alan bir cumhurbaşkanı olacağını da deklare etmişti.
Cam filmi gibi basit bir mevzuyu bile es geçmeyen, konuyla ilgili görüş beyan eden, talimat veren ve irade ortaya koyan Sn. Cumhurbaşkanı, iş İmralı tartışmalarına gelince neden hiç ön plana çıkmayıp tabir-i caizse Meteoroloji Genel Müdürü gibi davranıyor. Anlamak hakikaten güç…”
HHH
Başka bir siyaset bilimci Burak Bilgehan Özpek de aynı meseleye başka yerinden bakmış:
“Erdoğan, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin gadrine uğradı. Cumhurbaşkanı olarak ayrı AKP genel başkanı olarak ayrı pozisyon aldı. Bu iki rol ilk defa çatıştı ve diğer partilerin AKP genel başkanını sıkıştırdıkça cumhurbaşkanını yönetebileceği hatta yetkilerini gasp edebilecekleri ortaya çıktı.
Bir de şu var; CHP’nin hamlesiyle siyasi hat, İmralı ve karşıtları üzerinden çizilmeye müsait hale geldi. Erdoğan, toplumsal beğenisi en düşük isim olan Öcalan ile anılmak zorunda kaldı. Bu konuda yıllardır çok temkinliydi ancak bugün pes etti.
Son olarak, Erdoğan’ın muhalefete yaptığı her müdahale kendisini ortaklarına karşı daha zor duruma düşürdü, düşürüyor ve düşürecek. Şunu anlamaları lazım, muhalefeti ortadan kaldırma hamleleri herkesten çok kendi ortaklarını paniğe sevk ediyor ve bu tip süreçleri başlatıyor.”
HHH
Her zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ancak CHP’liler, iktidarın bu duruma göre de bir oyun planı olduğunu düşünüyor. Cumhurbaşkanı boşa düşmemek için şapkadan illa çıkaracak tavşan bulacaktır.