AKP iktidara yerelden geldi. Erdoğan, önce Beyoğlu sonra İstanbul ardından Türkiye’de iktidar oldu. Türkiye’nin en büyük metropolündeki iktisadi ve toplumsal değişim yerelden genele iktidarı taşıdı. Benzer paterni CHP ile göreceğimizi düşünüyorduk, 19 Mart operasyonuna kadar.

25 sene önceki AKP ile bugünkü arasında çok büyük farklar var. Yerelde vatandaş ile parti ilişkisinin değişmiş olması da bunu gösteriyor.

Toygar Sinan Baykan ve Murat Somer’in yazdığı “Partiler ve Patronlar Esenyurt’ta Siyaset” kitabını bu hafta sonu bitirdim.

Güzel, ayrıntılı bir saha çalışması yapmışlar. Esenyurt’ta AKP nasıl iktidar oldu ve daha sonra neden iktidardan düştü, bu saha çalışması gözler önüne sermiş.

***

Esenyurt’ta AKP’nin seçilmesi hikayesi bildiğimiz hikaye. Bir seçim önce sola oy veren emekçi, yoksul kesimler 2004’te AKP’ye yöneliyor. Kağıthane örneğine benzetmek mümkün. AKP uzun yıllar Esenyurt’ta altın çağını yaşıyor, sonra işler değişiyor.

AKP’li Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu 2004 yılında AKP’den Esenyurt’un Belediye Başkanı olarak seçiliyor. 2014’te görevden alınıyor. O dönem Mehdi Eker sağlık sorunları nedeniyle Kadıoğlu’nun görevden alındığını söylüyor. Ancak tabii ki işin aslı daha başka. İlçenin kurucusu diyebileceğimiz belediye başkanı Gürbüz Çapan. Çapan Karslı olduğu için ilçede Karslıların hakimiyeti var. Ancak Kadıoğlu Gümüşhaneli olmasına rağmen, kendisini hemşehri derneklerine kabul ettirmiş. İlişki ağlarını bu hemşehri dernekleri üzerinden ilerletmiş ve bir tür patron başkana dönüşmüş. Esenyurt’ta epey güçlendiği ve partiden de bağımsız hareket etmeye başladığı anlaşılıyor. O noktada Kadıoğlu’nun bileti kesilmiş.

***

AKP’nin görevden alınan diğer belediye başkanları ile ilgili durumu anlamlandırmaya çalışırken Kadıoğlu örneğini akılda tutmakta fayda var.

Somer ve Baykan, AKP’nin bir tür aracı devlet haline geldiği tespitini yapıyor. İş arayan partiye geliyor. İlçe 2019 yılında CHP’ye geçti. Ancak ondan önce belediye, vatandaşı hayrına istihdam eden bir kurum olarak kullanılmış. Partili katılımcılar belediyenin böyle bir işlevi olmaması gerektiğini anlatıyorlar. Hatta işe alınanların pek çoğunun AKP’li olmadığını da ekliyorlar. Bir yönetici “Belediye binası holüne çalışanların oy kullanacağı sandık koysan yüzde 10’u-15’i AKP’ye oy verir” diyor.

Bunun yanı sıra iş adamları da çalışanlar da parti teşkilatlarına geliyor. Parti teşkilatı eleman arayan iş insanına çalışan, iş arayana da bir tür aracı gibi iş de buluyor.

***

Fakat bu yarı devlet olma durumu siyaseten işleri şöyle değiştirmiş: AKP ilk iktidara geldiği yıllarda teşkilatları malum, meşhurdu. Sabah akşam kapı kapı gezen, oy isteyen kadrolar göze çarpardı. Şimdi ise AKP’li ilçe yöneticisi katılımcılar, Esenyurt ilçe örgütünde üye olmak için kapıyı çalan çok kişi oluyormuş, ancak gelenler “Üye olunca para veriyor musunuz, iş buluyor musunuz” gibi soruları direkt sorar olmuş. İlişkiler gönül bağından daha faydacı bir yapıya dönüşmüş durumda. Başka türlü iş bulamayanlar, aş alamayanlar “Ne yapalım; bari üye olalım… Belki bir ekmek kapısı bulunur” diye düşünüyor herhalde.

Bir ilçe yöneticisi, böyle gelenlere “İl başkanının adını biliyor musunuz, belediye başkanımız kimdi, ismini söyleyin” gibi sorular sorup yanıtlayamayanları geri çevirdiğini aktarıyor.

***

Memlekette devletle iç içe geçmenin avantajlarını yaşayarak görüyoruz. Ancak bedeli de bu. Gönül bağı dönemi bitti faydacılık dönemi başladı.