Beppe Grillo’yu hatırlar mısınız? Bir dönem İtalyan siyasetinde fırtına gibi esmişti. Bir internet kahramanı olarak hayatımıza girmiş, siyasetin kökten değişimini anons etmişti. Şimdi evde…
İtalyan komedyen Grillo, ağzı bozuk ve biraz da dengesiz olduğu için TV dünyasından dışlanıyor. TV’den dışlanması, internetin yükselmesi ile aşağı yukarı aynı zamana denk geliyor.
***
Grillo önce bir blog açtı, blogu meşhur oldu. Blogunda dünyanın önde gelen siyasi figürlerinden mektupları yayınlamayı başardı. Sosyal medyanın jet gibi hayatımıza girmesi sayesinde videoları ile bir adım öne çıktı. 2013 seçimlerinde Parlamentoya 100 küsur milletvekili soktu. Tam da işte burada patladı.
Grillo tipik bir popülist. Politik kariyeri İtalyan Sosyalist Partisi’ni eleştirerek başladı. Tuttukça, ilgi arttıkça popülist söylemler içeren videolarına hız verdi. Söylediği şeyler, basit ve saldırgandı. Tüm siyaset ve siyasetçileri kirli olmakla suçluyordu. Politikacılar halkı kandırıyordu. Ülkeyi yönetmekte bir şey yoktu, herkes yapabilirdi vesaire vesaire... Grillo’nun video içeriği üreterek öne çıkmak ve gündem yaratmakta mahir olduğuna beis yok. Ama iyi bir siyasetçi olmak için insanları sinirlendiren ve heyecanlandıran videolar üretmekten fazlasını yapmak gerekiyor.
***
Grillo’nun 5 Yıldız Hareketi 2018 seçimlerinde de parlamentoya girdi. Ama etkisi sınırlı kaldı. Zamanla seçmen ilgi ve desteğini kaybetti. Cıvık video yaparak bir yere kadar. Bugün Beppe Grillo partiden dışlanmış durumda.
Parti, Eski Başbakan Giuseppe Conte liderliğinde “çevreci, sol bir sosyal demokrat partiye” evrilmeye çalışıyor. Yani hareket, Grillo’nun o “yıkıcı, komedyen ve popülist” ruhunu öldürerek “normal bir siyasi partiye” dönüşme çabasına girdi.
***
Türk siyasetine gelelim. İktidar tarafında Erdoğan liderliğinde çeşitli partilerden oluşan bir cephe var. Lider merkezli bir cephe olduğu için kendi içinde bir dengede gidiyor. Muhalefet tarafında ise durum malum. Halk değişim istiyor, tabandan gelecek dalgayı önüne katıp iktidara taşıyacak kişi ve kadrolara ihtiyaç var. Seçmen bunun arayışı içinde. Arayış içindeki bu seçmenin önündeki bir tuzak da içerik siyaseti tuzağı.
Arayış içindeki seçmen konvansiyonel medyaya güvenini tamamen yitirmiş durumda, siyaseti dijital medyadan takip ediyor. Algoritmanın kral olduğu dijital alemde siyasetçi de bir performansçıya dönüşmüş durumda.
***
Siyasetçi sürekli bir yerlere gitsin, acayip bir şey desin ya da yapsın. Bu yaptığı viral olsun. Muhalif seçmen alkışlasın ve ‘Oh be! ne güzel dedi, ne güzel yaptı’ tatminiyle gece kafasını yastığa huzurla koysun. Elbette bu siyasetin parçası ama tamamı değil. Siyaset en dikkat çeken en çılgın şeyi yapma değil, en doğru stratejiyi çizme işidir. Bu nedenle sürekli ölçümler yapılır, rakamlara bakılır. Strateji içerik üretiminin arkasında kalıyor. Meşakkatli taraf seçmenin görmediği taraf olduğu için boşlanıyor.
***
İşin saçmalığının geldiği yere bakın, sosyal medya görünürlüğü için bir siyasetçiden medya ajanslarının talep ettiği para aylık 500 bin lira civarında. Siyasetçi bu parayı verdiğinde tüm sosyal medyası profesyonel bir şekilde yönetiliyor, içerikleri ön plana çıkartılıyor vesaire. Algoritmaları aşarak herkesin timeline’ına düşen siyasetçimiz anketlerde önlerde çıkıyor, en sevilen siyasetçi sıralamasında önleri kapıyor. Ancak milletvekili maaşının tamamı 500 bin lira değil. Nereden gelecek bu değirmenin suyu?