Butlan kararı sonrası CHP’liler birbirlerinin ne kadar kötü olduğunu anlatma yarışına girmiş durumda. Kim daha ahlaksız, kim daha FETÖ’cü, birbirine taş atan atana.
Tabii burada belirteyim, bu kavgada tartışmasız haklı olan taraf Özgür Özel. Bunun ama öyleydi, fakat böyleydi diye tartışılacak bir tarafı yok. Türkiye siyasetinde bir eşik aşılmış ana muhalefet partisine açıkçası kayyım atanmış oldu. CHP’nin eski genel başkanının bu görevi kabul etmesi ve iktidarla yol yürümeyi kabul etmesi muhalefete ciddi bir hançer sapladı. Ne var ki haklı olmak kazanmayı garantilemiyor. Bu noktayı da unutmadan devam edelim.
Ali Mahir Başarır Onlar’dan Şule Aydın’a kapsamlı bir röportaj verdi. Verdiği röportajda, Kılıçdaroğlu’nun bir proje olduğuna kanaat getirdiğini söylüyor ve anılarını anlatarak Kemal beyin seçilemeyeceğini kendisinin de bildiğini, herkesi kandırdığını, kendisini öyle adaylaştırdığını falan anlatıyor.
***
Aslında 2023 seçimine giderken yaşananlar açık seçik sizin benim hepimizin gözünün önünde oldu. Sadece parçaları birleştirmekte zorlandık. Madem öyle açık açık konuşalım. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ilanına giden süreçte, adaylığa çokça itiraz vardı. Ancak bu endişelerin seslendirilmesine bizzat muhalefet izin vermedi. Bir grup siyaset bilimci genç akademisyen o dönem Kılıçdaroğlu aday olmasın diye bir bildiri yazdı. Bildiriyi yayınımda konuştuk, akademisyenlerle tartıştık. Yemediğimiz linç, hakaret kalmadı. Üstelik bu linç iktidar tarafından gelmedi, muhalefet tarafından geldi. Neden bu kadar hakaret yedik? Çünkü herkesin bir hesabı vardı.
***
Kılıçdaroğlu, 6’lı masa ittifakının adayı oldu. Bu ittifakın içinde AKP kökenli, İslamcı kodlarına sarılan partiler de vardı. Olabilir. Fakat bu partilerin ana amacı hasbelkader seçim kazanılırsa, seçimin çok da güçlü olmayan bir aday tarafından kazanılması o nedenle bu küçük partilerin perde arkasından güçsüz lideri, seni biz seçtirdik diye manipüle edip yönetmek istemesiydi. Bu partiler seküler ve güçlü bir figürün sistemin başına geçmesini istemediler. Sessiz sakin, adaylığını bu partilere borçlu Kılıçdaroğlu, bu partiler için ideal adaydı. Bu partiler, “Seçilemese de bizim için değişen bir şey yok. Önemli olan bizim perde arkasından iktidar olmamız, yoksa Erdoğanmış başkasıymış bizim için fark etmez” dediler.
***
Bu partilerin bu yaklaşımını CHP’nin önde gelen milletvekillerinden birine söyledim. “Kemal beyin kazanma şansı düşük, manipüle ederiz diye istiyorlar” dedim. Hatta belki anımsarlar, etrafımızda başka gazeteci dostlar da vardı. Milletvekili bana, “Kemal bey herkesi suya getirir susuz getirir” falan gibi bir şeyler dedi. CHP’lilerin hiçbiri Kemal beyin yüzüne “Seçilemezsiniz, aday olmayın” diyemedi. Çünkü eğer bunu derlerse Kemal beyin kendilerini milletvekili listesine koymayacağını biliyorlardı. “Milletvekilliğim gitmesin” diye kimse sesini çıkarmadı.
Demem o ki, öyle böyle projelere, ajanlık hikayelerine falan gerek yoktu. Her şey hepimizin gözünün önünde oldu ve muhalefetin geleceği küçük hesapların kurbanı oldu.