Ekim ayıyla birlikte Ankara siyaseti yeniden canlanacak. Geçen iki ay içerisinde dikkatle izlenen iki konu oldu. Biri ekonominin hali, diğeri açılım sürecinin hızı. Ekim MGK’sından çıkacak kararla, açılımın ikinci aşamasına geçileceğini öne sürenler hayal kırıklığına uğrayacak gibi. Silah teslimatlarındaki yavaş tutum nedeniyle asıl kararın Aralık MGK’sına kalacağını iddia edenler var.
İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ projesinin çerçeve yasasının TBMM’de kabul edilmesinin ardından, kendini lağveden terör örgütü PKK’nın tüm silahları teslim etmesi, mağara ve kampları boşaltması ilk ve önemli adım olarak lanse edildi.
***
Bu iki ay içerisinde devletin ilgili birimlerinin Suriye ve Irak’ta yaptığı çalışmaların, henüz, ‘olumlu durum raporu’ hazırlayacak kadar verimli olmadığı bilgisi paylaşılıyor. Devletin üst kademesi belirli aralıklarla toplanarak silah bırakmayla ilgili teslimatları değerlendiriyor.
İddiaya göre teslimat ve mağara boşaltmalar beklenenden yavaş ilerliyor. Bir hızlanma sağlanmazsa MİT’in raporunun Ekim MGK’sına yetişmeyeceği, dolayısıyla yasanın şarta bağlı diğer unsurlarının hayata geçirilmesinin gecikeceği yorumları yapılıyor.
Bu durumda örgüt üyeleriyle ilgili konuların Aralık MGK’sına kalacağı, teyit ve tespitin sonuçlarının ancak ondan sonra görülebileceği dile getiriliyor. Mekanizmanın hızlanması için Öcalan üzerinden müdahalelerin gündeme geleceği konuşuluyor.
***
Öte yandan DEM kongresinde verilen mesajlar ve izlenimler de siyasilerin değerlendirmeleri kapsamında. Bu kongredeki söylemler, parti yapısında önemli bir değişiklik olmayacağı bilindiğinden sürpriz olmamış.
DEM yöneticilerinin mesajlarının çerçevesini ‘bilinen sınırlar içinde’ çizdiği, Türkiye geneline, tüm ülkeyi kapsayıcı mesajların ‘sınırlı’ kaldığı yorumları yapılıyor.
Süreci yakından bilen siyasiler, “Onlar açısından da bir geçiş süreci yaşanıyor. O yüzden el yükseltmelerini beklemek için erken. Açılım sürecindeki gelişmelere bağlı olarak altı ay sonra asıl kongrelerini yapacaklar. Hem yapısal değişiklikler hem mesajların içeriğindeki farklılaşmanın ancak o zaman görülmesi bekleniyor” yorumları yapıyorlar.
***
Kürtlerin kendi içindeki tartışmalarının dikkate alınması gerektiğini savunanlar var. PKK’daki bazı gruplarla Avrupa ayağındaki isimlerin, “Hiçbir şey almadan, her şeyi verdiniz. Teslimiyet yaşanıyor” duygusuyla hareket ettiğini savunarak Kürt kamuoyunu ajite etmeye çalıştıklarını öne sürülüyor.
Kürt aydınlarının da dahil olduğu tartışmaların daha çok hesaplaşma biçiminde geliştiği, özellikle Kürt sosyal medyasında başta DEM yönetimi olmak üzere siyasetçilere yönelik sert eleştiriler yapıldığı biliniyor.
***
Tartışmaların, “Kürtlere tarihsel süreçte bir kez daha bedel ödetiliyor” bağlamında sürdüğü görülüyor. Bu tartışmaların bir süre sonra sönümleneceğini iddia edenler ise “Sonuçta Öcalan’ın devreye girdiği noktada bu tartışmalar da biter. Baktığınızda hepsi Öcalan’ın müridi” gibi yorumlar yapıyorlar.
Bir süreden beri Güneydoğu illerinde devam eden ‘toplu taziyeler’ konusu da süreci izleyen devlet birimlerinin gündeminde. Taziyelerin toplumsal bir kültürün parçası olduğu iddia edilse de bu etkinliklerin siyasi faaliyet ve miting havasında yapılmaması istendi.
Taziyelerin, ailelerin bulunduğu köy ve bölgelerle sınırlı kalması konusunda ikinci kez uyarı yapıldığı belirtiliyor. Bu uyarıların dikkate alınarak, taziyelerin amacına uygun yapılması ve bir süre sonra da sonlandırılması noktasında fikir birliğine varıldığı anlatılıyor.
Şimdilik durum raporu böyle!