İktidar eliyle kurgulanan yeni siyaset anlayışı, her gün şapkadan yeni tavşan çıkarıyor. Tüm planın, CHP’nin bölünmesi, gücünün ve halktaki karşılığının yok edilmesi üzerine kurulduğu belli.
Böyle bir planın uygulayıcısı iktidar partisinde, tüm bunları güç birliği ile savunan bir kitle olmasını beklersiniz. Yanlışları, kapalı kapılar ardında eleştiren büyük bir AKP kitlesi var. Ancak yine bu planları kapalı kapılar ardında yapan küçük bir topluluk tarafından esir alınmış gibiler.
***
Konu transferler ve CHP operasyonları. Partide yapılan CHP toplantısını hafta başında kaleme almıştık. Transferler ise tam bir Deli Dumrul hikayesi gibi. Eleştirenlerin büyük bölümü, Cumhurbaşkanının ‘parti değiştiren milletvekili ve belediye başkanı görevinden de istifa etmeli” sözlerini sık sık anımsatıyor.
AKP’nin aktif siyaseti içinde olan bu isimler, izledikleri filmden hiç hoşnut değil. Partinin eski ilkelerine dönmesiyle ilgili yaptıkları her uyarı boş duvarlara çarpıyor. Karar verici konumundaki arkadaşlarının kendilerine hak verip, kamuoyunu önünde tam tersi pozisyon almasını şaşkınlıkla izliyorlar.
***
Transferlerle ilgili ilk büyük hezeyan, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun partiye alınmasıyla başlamış. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ise tuz biber ekmiş.
‘Partiye katılım töreni, orada yapılan konuşmalar, parti yöneticilerinin alkışları’ hepsi eleştiri konusu. “Bu hanımefendiler yıllarca bize söylemediğini bırakmadı. Kötü yönetim ve yolsuzluklarla ilgili iddialar doğruysa bizde ne işleri var?” sorusunu soruyorlar.
Belediye başkanlarının şantajla parti değiştirmek zorunda kaldığı algısının tabanda gittikçe yayıldığı anlatılıyor. Ama daha çok, karede gördükleri arkadaşlarının yüzlerindeki ifadeye odaklanmışlar. Hatta transferden sonra bu isimlerin attığı sosyal medya mesajlarından örnekler anlatarak, utanç duyduklarını dile getiriyorlar.
Özellikle belli isimler için. Sessizliklerini ilkesel duruşa ters bulanlar var.
***
Bu sohbetlerde, konuyla direkt ilgili olmasa da içerdiği mesaj açısından ilginç bir konuşmaya atıf yapılıyor. Cumhurbaşkanının kızı Esra Albayrak’ın eğitim üzerine yaptığı son konuşmadaki bazı sözlerden alıntılar aktarıyorlar.
“Bundan daha iyi dönem eleştirisi yapılamaz. Kim kaleme aldıysa son derece başarılı olmuş” yorumları yapılıyor. Örneğin:
“Bugün bilgiyi kimin ürettiğini, dolaşıma soktuğunu takip ederseniz zihinlerinizi yöneten o gizli eli de keşfedersiniz. Bu nedenle, bilginin merkezlerinin tarih boyunca nasıl kaydığını görmek bir farkındalık eşiğidir” sözleri, tam da bugünü anlatıyor.
Albayrak’ın, ders programları, sınav sistemleri ve başarı kriterlerinin hep aynı ezberi tekrar ettiğini vurgulayan sözleri, MEB eleştirisi olarak yorumlanıyor. Cezayir’den Filistin’e kadar verdiği ezilen haklar örneği, sanki bugünkü yönetiminin sessizliğine atıf gibi görülüyor.
Özetle, bu konuşma, Bilal Erdoğan’ın ara ara yaptığı siyaset değerlendirmelerinden daha manidar bulunmuş!