CHP kadar iktidar partisi mensupları da zor bir bayram yaşıyor. Her ne kadar troller üzerinden ‘Bizim bir ilgimiz yok, CHP’lilerin kendi iç kavgası’ propagandası yapılsa da AKP milletvekilinin bayramlaştığı teyze, durumu gayet güzel özetlemiş. Vekilin ‘Niye konuşmuyorsun teyze?’ sözüne verilen yanıt çok net; “Ne deyim, itiraz edeni ya hapse atıyorsunuz ya da partisini kapatıyorsunuz!..”

Bu sözler, iktidar partisinde bir başka siyasetçinin sözlerini anımsattı; “Seçmen sonuç kadar, sonuca giden yola da bakıyor. Bu sürecin yönetiminden rahatsız. Yolsuzluk yapıldığını düşünenler bile bu yapılanların sınırı aştığı görüşünde. Partide seçmenin bakış açısının doğru analiz edilmediğini düşünüyorum…”

Bir gün önce TBMM’den istikrarlı ve güvenilir bir ülke imajı yaratarak yabancı yatırımcıya teşvik yasası çıkarıyorsunuz. Ertesi gün, CHP operasyonuyla yargı sisteminin ne kadar güvenilmez olduğunu gösteren kararları uygulamaya koyuyorsunuz. Bazen iktidar mensubu siyasetçilerin ruh halini fotoğraf gibi görüyorsunuz!

***

“Millet mutsuz, umutsuz ve gergin. Basit biçimde istediği tek şey huzur. Her gün yeni vukuatla, operasyonlarla huzuru kalmıyor. Ekonomik açıdan zaten bitmeyen sorunlar var. Seçmen seni kaşın gözün için değil, yarattığın ortam için destekler. İstikrar ve huzur yerine herkesi rahatsız eden iktidar olarak görünmeye devam edersek, yanımızda durmaz…”

Bu da bayramlaşma arasında siyasi analiz yapan başka bir AKP’li siyasetçiye ait.

Böylesi objektif yaklaşımların, partide bir karşılığı olmadığı kesin. Ancak herkes seçmendeki karşılığını merak ediyor. Yapılan planların ne olduğuna ilişkin kafa yoranların yorumları ise şöyle;

***

“Önümüzdeki seçimin çıkış noktası ekonomi olmayacak. O anlaşıldı. ‘Ekonomi düzelince seçim yapılacak’ anlayışı bu kez geçerli olmayacak. Çünkü ekonominin düzelmesi söz konusu değil. Hazine ve Maliye Bakanı’nın mutlak butlan kararını en azından şimdilik beklemediği ve yurt dışında toplantıda herkesle birlikte öğrendiği kesin bilgi.

Seçimi kazanmanın yolu, iyi ekonomi değil, rakipsiz bir ortam yaratmak olarak görülüyor. Yeni plan bu. Dış konjonktüre güveniliyor olabilir. Gerekirse para basılıp dağıtılacak. Buna karşı çıkanlarla yollar bile ayrılır.

Ama bu motivasyon açısından sorunlu. Rakibiniz olmadan nasıl siyaset yapacaksınız? Sokaktaki insana ne diyeceksiniz? Seçmen, kendi seçeneklerinin ortadan kaldırıldığını ve engellendiğini görünce ne refleks verecek? Bunlar hesaba katılmıyor.

Baskın seçim planları işlemez. Şu anda sokaklar nefret dolu. Bütün bunların biraz unutulmaya ihtiyacı var. İktidar kısa sürede bundan avantajlı çıkamaz. Ama çok da geri alınmayacaktır seçim.

En erken 2027’nin baharında, en geç de 2027’nin sonbaharında yapılır. Her aşamada avantaja bakılacaktır. Cumhurbaşkanı, kendini avantajlı çıkaracak alt yapıyı oluşturmak için uğraşıyor. Bizim gördüğümüzü seçmen görmüyor mu?”

***

Sokaklardaki seçmenin gözlemiyle ilgili sözler, CHP’ye biber gazlı balyozlu baskın yapıldığı günü anımsattı. TBMM’ye yapılan doğaçlama yürüyüş boyunca insanların tavrı, AKP’li siyasetçinin gözlemleriyle örtüştü.

Bize seçim dönemlerinde yaptığımız il ziyaretlerinde, miting alanlarına değil, balkonlarındaki ve sokaktaki insanın tepkisini izlemek öğretilmişti. Miting meydanları bir biçimde doldurulur ama parti otobüsü geçerken, insanların tepkileri çok sahicidir.

O gün yağmur ve dolu altında yapılan ve bin kişiyle başlayıp yol boyunca 5-6 bine çıkan kalabalığın sadece iki saat içerisinde organize olduğunu hesaba katarsanız, sokakların yanıtı konusunda fikir sahibi olursunuz. Ayrıca, yol boyunca arabalarını durduranlar, korna ve alkışla eşlik edenler, bayramın boşalttığı başkentte çok dikkat çekiciydi. Sonuçta sokaklar ve sandık belirleyici olacaksa tamamdır!