Açılım psikolojisi zor zaanat!..
TBMM’nin tatile girmesiyle Ankara’nın tansiyonu kısmen düştü ama açılım süreciyle ilgili farklı kentlerde yaşanan gelişmeler ve sonuçları yakından izleniyor. Gerginlik nedeni olabilecek iki konuda, ince çalışmalar yapıldı. Zar zor durum kurtarıldı.
Devletin ilgili birimleri, üç gün boyunca doğu illerinde farklı kentlerde PKK’lı militanları yücelten, ailelerin acısını yeniden tazeleyen organizasyonları izlemek ve Amedspor-Trabzonspor maçındaki provokasyonları önlemek için epey çalıştı.
***
Seri görüşmeler yapılırken, taziye ve toplu yas törenlerinin siyasi organizasyona dönüştürüldüğü görüşü karşı tarafa aktarıldı. Diyarbakır’da önceki akşam oynanan Amedspor-Trabzonspor maçındaki elle tutulur gerginliğin kavgaya dönüşmemesi güçlükle önlendi.
Özellikle iktidar mensubu siyasiler, DEM’in sürecin sorunsuz yönetilmesiyle ilgili sorumluluğu yeterince almadığı ve örgütün kontrolünden çıkamadığından şikayet ediyor.
İstihbarat uzmanları ise açılım sürecinde, ‘karşılaşmalar’ ve ‘karşılıklı el yükseltmelerin’ olmasını mümkün görüyorlar. Her iki tarafın yöneticilerinin inisiyatif kullanıp, yeni gerginlikleri ve provokasyonları önleyebileceklerini savunuyorlar.
***
Örneğin toplu taziyeler. Taziyelerde ilk günün aksine, sonra daha büyük posterler hazırlanıp ortam mitinge çevrilerek, siyasi bir gösteriye dönüştürüldüğü iddia ediliyor. Bazı siyasilerin DEM’lileri arayarak kontrollü gidilmesini istediği, DEM’lilerin de örgütsel sıkıntıları dile getirdiği anlatıldı.
Ülkenin batısında bu taziyelere yönelik önemli bir tepki oluşmamasını, devletin tutumuna ve medyanın duyarlılığına bağlıyorlar.
Ancak böylesine provokasyona açık tavırların sürdürülmesi durumunda, batı illerinde de ‘şehitler için toplu taziyeler yapılıp’ karşılıklı acıları siyasi malzemeye dönüştürmenin söz konusu olabileceği anlatılıyor.
Gerginlikle izlenen ikinci etkinlik, Diyarbakır’da oynanan Amedspor-Trabzonspor maçı oldu. Öncesinde tarafların liderleriyle görüşmeler yapılarak, saha içi ve dışı tahriklerin önlenmesi için çaba sarf edildi. DEM’lilerden bu konuda üstlerine düşeni yapmaları istendi. Diyarbakır Emniyeti, maç öncesi ve sonrasında yaşanan gerginliklerin kavga ve tartışmaya dönüşmesini önlemeye çalıştı.
Süreci yakından izleyen siyasiler bu ve benzeri durumların, ‘açılım sürecinin psikolojisini yönetmekle ilgili olduğunu’ belirterek, şöyle dediler;
***
“Ülkenin batısında toplumu ajite edecek farklı hareketler başlayabilirdi. Herkesin sağduyulu ve soğukkanlı olması gerekir. Şimdi benzer bir sorun, bir süre sonra cezaevinden çıkacak, Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye dönecek eski PKK’lıların karşılanmasında yaşanabilir.
Abartılı organizasyon yapılırsa, ülkenin geri kalanının sert tepkisine neden olurlar. DEM’in bunu iyi yönetmesi gerekiyor. Ama asıl iş İmralı’ya düşüyor.
7-8 ilde yapılan taziyelere devletin engel olmaması önemli. Konunun yası aşıp, siyasi ve medyatik bir şova dönüştürülmesi yanlış. Bunların İYİ Parti dışında kitlesel bir tepkiye dönüşmemesi önemli. Habur yargılamaları gibi kötü sonuçları da olabilirdi. Toplumun gözüne sokulmadan, tepki oluşturmadan yola devam edilmeli…”
***
Yaz sonu gelirken, toplumun tepkisizliğini henüz yasayla ilgili hiçbir uygulamanın başlamamasına bağlayanlar var. Yasanın MGK kararıyla işler hale getirilmesinden sonraki sürecin daha önemli olduğu belirtiliyor. Bu süreçte, devletin ilgili birimlerine ve sürece inanan tüm partilere görev düştüğü anlatılıyor.
Doğu ve Güneydoğu’yu saymazsanız toplumdaki bu sessizliği ilginç bulanlar var. Kimine göre bu açılım sürecine inançsızlıktan, kimine göre de yanıtın seçim sandığında verecek olmasından kaynaklanıyor…