Bayram boyunca Başkent’te yaşananlar, üç gün içinde iki kez sokağa çıkan binlerce insanın tavrı, siyasetin bundan sonrasına ilişkin derin mesajlar verdi. ‘Görünmez siyasi organizatörleri’ okumaya meraklı siyasetçilerin yorumları derin bir yerden!
Birbiriyle benzer düşünen muhalefet kanadından çok, yıllarca iktidar partisinde farklı yerlerde siyaset yapmış isimlerin, seçmen reflekslerini yorumlayış biçimine baktık. Onlara göre, iki seçenek var. Ancak bu iki seçeneğin sonucunda her durumda kaybeden taraf, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi oluyor.
***
Derin analizleri seven deneyimli siyasetçilerine göre;
1-Birileri, hakim düzene karşı hareket yaptı ve onların planlarını bozdu. CHP operasyonu öne çekilerek, olası bir erken seçim öncesinde Özgür Özel ve ekibinin yeni bir hikaye yazmasına fırsat verildi. Bayramda, Ankara’da yaşananların hepsi buna hizmet etti. CHP’nin kapısının, camının kırılması da dahil.
Eğer seçim bir yıl sonra olacaksa, bu yaşananlar mevcut sisteme karşı olanların hamlesi olarak okunabilir. Özgür Özel-Mansur Yavaş ikilisi yeni parti kursa da kurmasa da 100 bin imzayla aday çıkartıp, büyük bir etki yaratabilirler.
2-İkinci seçeneğe göre, iktidar, baskın seçime hazırlandığı için CHP operasyonuna hız verdi. Zaman zaman saray danışmanlarının dile getirdiği gibi kasım ayında baskın seçim yapılacaksa, Özgür Özel ekibinin toparlanmasına fırsat verilmeyecek.
Bu dönem, yeni anayasa ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi daha avantajlı çıkmak için revize edilecek. Bu planının koltuk değneği ise DEM ve Kılıçdaroğlu’nun CHP’si olacak.
Bu iki senaryoyu anlatanlar, hangisinin hayata geçirildiği anlamak için önümüzdeki aylardaki gelişmelere bakmak gerektiğini söylüyorlar.
Bu gelişmeleri devletin içindeki yapılar üzerinden yorumlamayı seven siyasetçilerin her iki durumda da kaybedenin Kılıçdaroğlu olacağını söylüyorlar. Tarihe geçiş biçimi trajik olacak!
***
Güvenpark’ta on binler toplanırken, bin kişiyle gösteri sahneye koyan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının içeriği ve üslubu da çok eleştiriliyor. ‘Yüzyıllık partisinin değerlerini korumaya çalışan genel başkandan çok, kişisel hırsıyla hareket eden, oyuncağı elinden alınmış çocuğun kontrolsüz hareketlerini yansıtan bir üslup’ yorumu yapılıyor.
Bu yorum da CHP’yle yolu hiç kesişmemiş siyasetçilere ait. Onlara göre;
- “Kılıçdaroğlu, konuşmasıyla, yüzde birlik bir tabana oturdu. 10 yıl birlikte siyaset yaptığı kişileri yönelik FETÖ’cü imaları, AKP’lilerin kaleme aldığı metinlere benziyor. Bunun seçmen kitlesinde karşılığı olmaz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde FETÖ’cü danışmanlarla çalışmakla suçlanan birinin bu imaları kimseyi ikna etmez. Yanlış bir yöntem izledi. Bu onu yüzde 1’lik tabana ancak oturtur.
- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın tavrını netleştirmesi Özgür Özel cephesi açısından çok önemli bir hamleydi. Yavaş’ın miting alanında söylediği bir söz çok önemli. ‘Vefa bir yana ben demokrasiden yana tavır alıyorum. Çocuklarımıza bunu borçluyuz” sözleri, söylediği her kelimeden daha önemliydi.
- Ne olursa olsun, CHP’ye yapılanları onaylamayan bir sağ kitle var. Özellikle merkez sağda, ailesinde veya aile tarihinde CHP’lilerin olduğu büyük bir kitle, bu yapılanları içine sindiremiyor. Demokrasi ve cumhuriyet ilkeleri açısından bu yöntemlere tepkililer. AKP, onların tavırlarını hesaba katmıyor ve yanılıyor…”
Deneyimli siyasetçilerin yorumları böyle…
“Kitlelerin bilgeliği; çok sayıda bağımsız insanın kolektif kararlarının ve tahminlerinin, uzmanların yargısından daha isabetli sonuç doğurmasıdır…”
Yapılan analizler, bu sözü anımsattı bize…