Vatandaşın gerçek sorunlarının, iktidar eliyle yaratılan sanal gündemin altında kalması artık sıradan. Hobi bahçeleri adıyla tarım arazilerinin talan edilmesinin yanı sıra İran savaşı nedeniyle yaşanan gübre krizi, önümüzdeki 10 yılın en önemli konusu olacak. Gıda milliyetçiliği, tarım ve su savaşları bekleniyor.
Biz var olanları yok etmeye çalışırken, tüm ülkeler kendi vatandaşlarını bekleyen gıda ve su krizi konusunda ciddi önlemler alıyorlar. Bu yetmiyor, başka ülkelerde tarım arazisi kiralayıp, üretim yapıyor.
***
Bu yüzden, gıda ve tarım ürünlerinde dışa bağımlı ülkeleri hiç iyi günler beklemiyor. Türkiye’de son yıllarında ‘üretimi düzenleme’ yerine ‘tarım ürünü ithalatını düzenleme’ işine yönelen ilgili tarım kurumlarının yöneticileri baş sorumlu.
Buğdaydan canlı hayvana kadar her şeyi ithalat ediyor olmamız artık haber bile olmuyor. Üstelik bu ithalatçı firmaların iktidara yakınlığı, kamu yöneticileriyle ortaklığı gibi yolsuzluk ve usulsüzlük anlamına gelen uygulamalara da göz yumuluyor.
Bütün bu yanlış politikalar, enflasyon başta olmak üzere, fiyat artışları, istikrarsızlık, dışa bağımlılık, ürüne erişememe, tedarik zinciri krizi gibi birçok sorunu beraberinde getiriliyor.
Ve TÜİK başkanı çıkıyor, enflasyon hedefinin şok edici oranda saptığını açıklıyor.
İktidar ise bunun gibi çok ciddi konuları konuşmak yerine, sürekli dikkatleri kendi üzerinden başka yere çekerek, ‘kuşa bak, kuşa’ taktiği uyguluyor.
Herkes de bu tuzağa düşüyor.
***
Dünyada ne oluyor diye bakarsanız, gelişmiş ülkelerin başta Afrika olmak üzere üçüncü dünya ülkelerinde kiraladığı tarım arazisi 63 milyon hektar.
Türkiye’nin Sudan’da tarım arazisi kiralama girişimi 2013 yılına dayanıyor. 99 yıllığına 780 bin 500 hektarlık bir alanı kapsayan proje çöp oldu. O dönem iktidar, verimli arazilerde tahıl yetiştirilerek Türkiye’nin açığının kapatılacağını gururla sundu. Sonuç, proje yattı.
Şu anda dünyada 750 milyon insan aç. Bu rakamın İran savaşıyla 10 milyon arttığı iddia ediliyor.
***
Hürmüz Boğazı krizinde, petrol ve doğalgaz kadar önemli bir hammadde olan gübre çıkışı durdu. Gübre krizinin önümüzdeki dönem tarımdaki etkilerinin büyük ölçüde görüleceği anlatılıyor. Gübreye ulaşılamayacak. Stokçuların yüksek fiyatları nedeniyle çiftçilerin büyük bölümü kullanamayacak.
Bunlar olurken, ABD Tarım Bakanlığı ne yapıyor? Bu yıl çıkarılan bir kararla tarım resmi olarak ‘ulusal güvenlik’ alanı kapsamına alındı. Çiftçiler ise ‘imtiyazlı vatandaş’ durumuna geçirildi.
Bizde ise zaten sınırlı olan kaliteli tarım arazileri, hobi bahçesi bahanesiyle yapılaşmaya açılıyor, talan ediliyor.
***
Bu yüzden son dönemlerin en popüler ifadesi Gıda Milliyetçiliği.
Gıda Milliyetçiliği, jeopolitik krizler ve çatışmalar nedeniyle ülkelerin kendi gıda arz güvenliğini sağlamak amacıyla ihracat yasakları, stokçuluk ve üretim seferberliği gibi korumacı politikalar uygulaması anlamına geliyor.
Rusya-Ukrayna savaşı gibi küresel krizler, gıdayı stratejik bir silah haline getirdi. Gıda tedarik zincirinin bozulması, temel ürünlerin fiyatlarının artırması, içe kapanma gibi sonuçlar görüldü.
Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İran savaşında da tedarik zincirinde ortaya çıkan sorunlar, özellikle ekonomik sorun yaşayan bizim gibi ülkelerle az gelişmiş ülkeler için büyük bir krize dönüştü.
Dünya biliyor ki; bundan sonra savaşlar gıda ve su yüzünden çıkacak!
Bizse, kendi evimizde yangın çıkarma peşindeyiz!