İktidarın, toplumsal açısından sonuç yaratma kabiliyeti olan özel yasaları takip etmek çok önemlidir. Örneğin, Terörsüz Türkiye yasaları, İstanbul Sözleşmesi’nin başına gelenler, nafaka hakkını daraltma çabaları, hobi bahçeleri garabeti ve tabi ki; askeri hastanelerin açılıp açılmayacağı gibi…

Hâlâ, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını kastederek, “Kendilerine özel hastane ve özel statü istiyorlar” diyen AKP’li siyasiler var. Oysa aynı siyasiler kendilerine sağlanan sağlık imkanlarından ve ayrıcalıklardan yararlanmaya devam ediyorlar.

Konuyu paşaların ayrıcalıklı tedavisine indirgeyenler, sorunun ciddiyetinin farkında olmayanlar, bu ayrıcalıkların halen var olduğunu unutuyorlar!

***

Son 2 yıl içerisinde en az üç kez MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği konu, dönemin Milli Savunma bakanları ve genelkurmay başkanları tarafından desteklendi. Ancak her seferinde yukarıda yazdığımız bahanelerle iktidar topu taca attı.

Konu, askeri hastanelerin yeniden açılmasından çok, askeri hekimlik hizmetlerinin yeterince verilememesi. Özel alt yapı ve özel ihtisas alanlar gerektirdiği. Ayrıca NATO ülkelerinin neredeyse tamamında var olan bu özel sistem, geçmiş hesaplaşmalar yüzünden TSK’dan esirgeniyor.

Ancak, bu kez iş ciddiyete binmiş gibi. Önümüzdeki sonbaharda bir yasa metni görme olasılığı var. İçerik genel hatlarıyla daha önce yazdığımız gibi. Geliştirilen ara formül ne 1980 darbesi öncesine benziyor ne de 15 Temmuz darbe girişimden sonra yaratılan garabete!

***

Geçen ekim ayında kaleme aldığım taslak çalışma, ilgili bakanlıklar arasında netleştiriliyor. Daha mantıklı ve akılcı öneriler gündeme gelmiş gibi…

- Askeri hastanelerden hizmet alacakların, TSK, MİT, Jandarma, emniyet gibi güvenlik alanında hizmet veren tüm kurumları kapsadığını yazmıştık. Şimdi bu düzenlemenin kapsamı genişletiliyor. FETÖ ve PKK gibi terörle mücadele konusunda fiilen karar alan, imza atan sivilleri de kapsama katmak istiyorlar. Örneğin, Vali, rektör ve müsteşar gibi.

- Eskiden var olan 25 askeri hastane değilse bile en az 15’inin yeniden açılmasının gündeme geleceği, askeri hastaneleri, yine askerlerin yöneteceği belirtiliyor. Bu hastanelerin sağlık personeli açısından eski gücüne kavuşmasının en az 10 yıl alacağı öne sürülüyor.

- Askeri hastanelerden hizmet alacakların sayısı, listeye yeni katılanlarla birlikte 2.5 milyon kişiyi bulacak. ‘Milli Güvenlik Kurulu’nun devlet güvenliği saydığı tüm alanlarda hizmet veren herkesin yararlanması’ gibi bir ifade kullanılıyor.

- Çalışmaya katılanlar, askeri tıp akademisi anlayışının 12 Eylül askeri darbe döneminde hayata geçirildiğini, ondan önceki dönemde, askeri hastanelerin asker yönetiminde, askeri doktor ve sağlık elemanlarının eğitiminin ise sivil üniversitelerde olduğunu dile getiriyorlar.

- Askeri doktor ve sağlık personelinin Milli Savunma Bakanlığı’nın belirlediği sayıda Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından her yıl kontenjana alınarak yetiştirilmesi konusunda ısrar ediliyor. Ayrıca, hastanelerin MSB’ye değil, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kalması planlanıyor.

- Konu, askeri hastane hizmetleri, askeri sağlık personelinin eğitimi, asker kışlalarındaki sağlık hizmetleri ve askeri personelin yakınları ve emeklilere verilen sağlık hizmetleri olarak üç başlık altında toplanıyor…

***

15 Temmuz darbe girişiminden sonra TSK’nın pratisyen hekim ihtiyacının karşılanamadığı ve ciddi zafiyet yaşandığı ortaya çıktı.

Her askeri pilotun her F-16 uçuşundan önce muayene eden askeri doktor, her gemide olması gereken askeri sağlık personeli, her bölükle dağlara giden askeri doktor eksiği gibi ciddi sorunlar yaşandığı anlatılıyor.

Tüm bu noktalarda tıkanıklık yaşanmış ve iktidar sorunu çözmek konusunda ağırdan almıştı.

Şimdi mesele, Sağlık Bilimleri Üniversitesi yönetimiyle, Milli Savuma Bakanlığı yönetiminin orta yol bulma ve sorunu çözme çabalarının desteklenip desteklenmeyeceği…

GATA küllerinden doğacak mı göreceğiz…