SİYASET zeminini bu kadar yaralayan ve siyasi partileri ‘bir kişinin iki dudağının arasındaki kararlarla’ etkisiz hale getiren bir dönem, daha önce yaşanmadı. Yaratılan bu kaos arasında çok az konuşulan konu, Siyasi Partiler Yasası’ndaki boşluklar ve bunun kötü niyetli kullanılması.
Ankara’daki bazı hukukçu siyasetçiler, bu toz-duman arasında, bugün iktidarın lehine gibi görünen ama çok uzun olmayan bir gelecekte onların da aleyhine olabilecek yasal boşlukları ve atılması gereken adımları konuşuyorlar. Bunun kötü örneklerini geçtiğimiz bir yıl içerisinde art arda gördük. Sıralamak gerekirse;
1-Özgür Özel ve ekibinin CHP’de kurultay toplanması için delegelerin imzasıyla yaptığı başvurunun parti meclisinde görüşülmemesi veya yönetim tarafından işleme konulmaması bunlardan biri. Yönetimi buna mecbur kılan bir hükmün, Siyasi Partiler Yasası’nda olmaması...
’Demokratik hakkın kullanımını engelleyen’ yönetime yönelik bir yaptırımın yasada olmadığı biliniyor. Siyasi Partiler Yasası’ndaki bir boşluğun daha fark edildiği aktarılıyor. Tek yolun mahkemeye başvurmak olmaması gerektiğini, antidemokratik yönetimi engelleyen madde konulması gerektiğini anlatılıyor.
2-Bu süreçte tartışılan başka bir konu, 2022’de çıkan yeni yasa nedeniyle CHP’nin seçime katılmasının engellenebileceği iddiasıydı. ‘Yasa düzenlenirken, bir kez seçilme hakkını alıp, 10 yıl-15 yıl kongre yapmayan partilerin önünü kapatmak istemiştik. Bugün CHP’de yaşananlarla hiçbir ilgisi yok ama nasıl kullanılır bilinmez’ diyen siyasiler var.
Son dakikada birilerinin çıkıp, ‘seçime katılamazlar, kurultaysız kalmışlar’ gibi bir kararı savunması mümkün. Başka bir boşluk ve kötü niyet alanı da burası.
3-YSK’nın topu taca atan yaklaşımı siyasi kulislerde hâlâ konuşuluyor. Bunun önümüzdeki dönemde tüm siyasi partiler için yaratacağı riskler sıralanıyor. YSK seçim yargısı olarak üzerine düşen görevi yapmayarak, sistemde büyük bir gedik açtı.
Yerel mahkemenin YSK’nın görevini yapmaya çalışan kararlarına karşı çıkıp, kendi kararının arkasında durması gerekirken, başka bir zafiyet yarattı. Artık istenirse, yerel bir mahkemeden karar çıkartılarak, siyaseti dizayn edilmesine tanık olabiliriz.
4-İstinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı da yukarIda sıralanan örnekler gibi Siyasi Partiler Yasası’ndaki boşluklara bağlanıyor. Hukukçu siyasiler, “Telafisi olmayan sonuç doğuracak. Tedbir kararı vermesi tamamen hukuka aykırı yanlış bir karardı. Yasada bu tür haller öngörülmediği için her şey mahkemeye taşınıyor. Halkın tercihine ipotek koymak anlamına gelen bir karar” yorumları yapmışlardı.
Sonuçta bütün bunlar, Siyasi Partiler Yasası’ndaki boşlukların kötü niyetli kullanılması anlamına geliyor.
AKP’DEKİ TOPLANTI…
AKP’de bir ay önce bir toplantı yapıldı. Partinin hukukçu vekilleri ve yöneticilerinin katıldığı sunumda, Siyasi Partiler Yasası’nın içinde mutlak butlan dahil, birçok konu masaya yatırıldı. Yasadaki boşluk nedeniyle, Medeni Kanun’a atıf yapılması ve bir siyasi partinin dernek gibi işlem görmesinin eleştirildiği anlatılıyor.
Bu açığın, gelecekte kendileriyle ilgili sorun çıkarma potansiyelinden söz ediliyor. Toplantıda, bazı siyasiler, anayasa ile siyasi partiler yasasının beraber ele alınması gerektiğini söylüyor.
Uzaktan bakınca, ‘Rakiplerimize yaptıklarımız, yarın bizim de başımıza gelebilir, önlem alalım’ toplantısı gibi görünüyor!