Ekonomiyi içine düştüğü girdaptan çıkarabilmek için bir mucizeye ihtiyacımız var. Ancak o da mümkün değil. Çünkü ekonomiyi gerçekçi politikalar, yapısal reformlar, güçlü mali disiplin ve doğru para politikası ayağa kaldırır. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önümüze koyduğu programda ise bunların hiçbirine yer yok.
Yıl başından bu yana yaşadıklarımız, ekonominin rasyonel planlamadan çok siyasi hesapların gölgesinde şekillendiğini bir kez daha gösterdi.
İran savaşında ateşkes ilan edilmesiyle nefes alabileceğimizi düşünmüştük. Ancak Donald Trump’ın Ankara’da yaptığı “İran’ı çok sert vuracağız” çıkışı sadece ateşkesi bitirdi. Oysa ateşkesten sonra akaryakıt fiyatlarını dizginleyen eşel mobil sistemini devre dışı bırakmaya, piyasalarda ise normalleşmeye başlamıştık. Savaş yeniden alevlendi, petrol fiyatları fırladı. Dünya yeniden enerji krizi ile yüz yüze kaldı.
Savaş uzayıp bir enerji krizini tetiklememiş olsaydı, yılın ikinci yarısı için biraz daha iyimser olabilirdik. Ancak olmadı, savaş şiddetlendi ve petrol ekonomimizin kılcal damarlarına kadar sirayet etti. Savaşın sona ereceği umutlarıyla Ankara’nın alelacele hazırladığı “krizden kazançlı çıkan ülke” senaryoları bir çırpıda çöpe atıldı.
AYAKTA ZOR DURUYORUZ
7 ay savaşın gölgesinde geçti. Ağustos ayına gelip dayandık. Artık yılın sonunda bizi nelerin beklediğini görebiliyoruz. Kısaca özetlemek gerekirse bu yılı kaybettik. Ama Türkiye’nin bir yıl daha heba etmeye ne sabrı ne de kaynağı kaldı. Zar zor ayakta kalmaya çabalayan ekonominin bir şoku daha kaldırabilecek mecali yok.
Üç yıldan uzun bir süredir uygulanan ve ülkeyi nefes alamaz hale getiren kriz programı kimsede dayanacak güç bırakmadı. Bırakın bir yılı, birçokları için aylar, haftalar hatta günler bile çok kritik bir öneme sahip. Konkordatolar, iflaslar arka arkaya diziliyor.
Merkez Bankası pek hevesli olsa da bu yıl anlamlı bir faiz indirimine gitmesi mümkün görünmüyor. Çaresiz, bu faiz politikasını tüm gayretiyle uygulamaya çabalayacak. Çünkü geri çekilmek için bir alana sahip olmadığı gibi, ileri çıkmak için de bir adımlık yeri yok.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve Mehmet Şimşek için manevra alanı giderek daralıyor. Şimşek, “Program işlemeye devam ediyor” dese de artık ulaşabileceği bir menzil kalmadı.
İyimser senaryoları, temennileri artık bir kenara bırakmanın vakti geldi. Yeniden yüksek faiz, yüksek enflasyonu konuşmaya başladık. Üç yıldan uzun bir süredir devam eden “yerli ve milli IMF programı” sürdürülemez hale geldi. Ancak iktidar, yeni bir program hazırlamak yerine, “Program işliyor” demeye devam ediyor. Bu da çözümü geciktirmekten başka işe yaramıyor. Yüksek enflasyon bir sarmala, yüksek faiz de geri dönüşü çok zor olan bir yolculuğa dönüştü.
Ne diyordu Mehmet Şimşek, “Programın hedefi enflasyonun aşağı çekilmesiydi, mucize bekleyenler olabilir ama gerçek hayatta mucize yok. Kararlı ve sürekli sonuç üreten bir programın uygulanması gerekiyor” şeklinde konuştu.