Yıllar önceydi…
İsmail Kahraman’ın TBMM Başkanı olduğu zamanlardı… Bu zatın “kuyuya attığı taş” sonrası “laiklik” üzerine çiziktiren gerici-yobaz tayfayı izlemiştim günlerce...
Bir yandan içim parçalanmış, diğer yandan da bir gazeteci olarak kahkahadan kırılmıştım... Yalanlar karşısında ise tiksinti duymuştum... Bu nasıl bir cehalet, bu nasıl bir gerilik, bu ne menem bir kötü ruhluluktur, inanın anlamaktan aciz kalmıştım!
Olanları anlamak için müneccim olmaya hiç gerek yoktu; fırsat bekleyen gericilerin konunun üstüne nasıl atlayacağı, ne türden bir “kumpanya” sahneleyecekleri gayet açıktı.
Dinci kesimin “eli kalem tutan” köşe yazarlarının laiklikle ilgili öyle müthiş tespitleri vardı ki, artık kahkahalarla güler miydiniz yoksa “vah bu ülkenin düştüğü çukura” diye ağlar mıydınız, orası sizin bileceğiniz işti...
-Bizim görevimiz teşhir etmekti!
“Laiklik tasma, özgürlük ayartıcı maske!”
Cehaleti yalanla harmanlayan, din alimi pozlarında bir muhteremin ise hezeyanı görülmeye değerdi doğrusu; bir dinci ceridede çiziktiriyordu…
Hazret, “laikliğin özgürlük iddiası tam anlamıyla, efsanedir, masaldır” diye başladığı yazısında, “Batılılar, farklı dinlerle, kültürlerle barış içinde nasıl bir arada yaşanacağını bilmiyorlar. Sadece “laiklik, özgürlük, demokrasi gibi ayartıcı maskelerin arkasına saklanarak dünyayı sömürgeleştirmeye, dize getirmeye devam ediyorlar” teziyle devam ediyordu...
Bu muhtereme “kanmayın o zaman kardeşim” demek vardı ama o takdirde, o seviyeye düşme durumu doğuyordu; öyleyse biraz tarih bilgisi vermek şarttı... Kaplan, yazısında “İslamofobi adına kaç devlet işgal edildi, kaç terör örgütü kuruldu ve sahaya sürüldü değil mi?” diye soruyordu. Ben de sormuştum tabii:
-Emperyalizm, Ortadoğu’yu pasta keser gibi bölerken en sadık uşakları kimdi? Filistin topraklarını Yahudilere kimler sattı? Günümüze gelelim; Afganistan, Irak, Libya, Suriye işgal edilirken, iç savaş çıkarılırken “şeytan” Batı’ya en büyük destek kimlerden geldi? Yemen, hangi ülkelerin elbirliğiyle bombalandı, işgale uğradı?.. ABD köpekliği hangi ülkelerde tavan yaptı? El Kaide, Hamas, IŞİD kimlerin eliyle, kimlerin piyonluğuyla kuruldu?
Devam edeyim; Yıllar önce Abdurrahman Dilipak’la yaptığım radyo programında “hangi Müslüman ülke hayalinizdeki?” diye sorduğumda “hiçbiri” diye yanıtlamıştı... Hayalindeki, İslam’ın başlangıcı olan “Sahabe” devriydi! Dünyadaki 54 İslam ülkesini bir çırpıda silip atmış, diğer bir deyişle gömmüştü…
-Çok acıklı, değil mi?
Yalanın da bir haysiyeti vardır!
Daha laikliğin anlamını bilmekten aciz, yalnızca “devletin bütün dinlere eşit durması” olarak yalan yanlış algılayan bu efendiye önce doğrusunu belletmek gerekiyordur:
-Laiklik, yüzyıllar süren “Tarım Devletleri” esnasında her türlü yetkiyi Tanrı’dan aldığını iddia eden Kilise ve Halife gibi despotların elinden yönetimin özgürleştirilmesidir. Tam 4 yüz yıl süren yüzbinlerce insanın yakılması işkenceyle öldürülmesi emirlerini veren Engizisyon canavarlığının son bulmasıdır. “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi Halife” palavrasının bitirilmesidir.
Şimdi gelelim paçavra kadar bile değeri olmayan yalan dolanlara; dinci kalem “yakıcı gerçek” adı altında şu iddiaları sıralıyordu:
-Bu ülkede bütün cinayetler, laiklik adına işlendi! Binlerce İskilipli Atıf, laiklik adına ipe gönderildi! Darbeler, laiklik adına gerçekleştirildi! Bu toplum “irtica tehdidi” diye laiklik adına dayak yedi, sindirildi! Devlet ve toplum İslam’dan temizlendi!
Ben de sormuştum tabii: Namuslu birinin ilk yapması gereken şey, bu iddialarını belgelemektir! Soralım; hangi bütün cinayetler laiklik adına işlendi efendi? İsim ve sayı isterim! Bedrettin Cömertler, Uğur Mumcular, Muammer Aksoylar, binlerce gencecik çocuk mu laikliğin kurbanı oldu?
Hangi binlerce İskilipli Atıf, ipe gönderildi. Benim bildiğim bir tane Atıf var; Şeyhülislam Mustafa Sabri hainiyle İslam-Teali Cemiyeti’ni kuran, Kurtuluş Savaşı aleyhinde en aşağılık çalışmaları yapan, buna rağmen affedilen ancak Şapka Devrimi’ni bahane edip halkı ayaklanmaya kışkırttığı için asılan gerici... İsim ve sayı isterim efendi diye seslenmiştim… Dilipak gibi “120 bin kişi asıldı” deyip İstiklal Mahkemeleri kitabının yazarı Ergun Aybars karşı çıkınca “rivayetler efendim” diye kıvırmak yoktu ama!
Dini siyasete en iğrenç şekilde alet etmeye çalışan yobazlar dışında hangi toplum dinini yaşadığı için “dayak yedi”, İslam toplumdan “temizlendi!” sorusunu sormuştum?
Ayıptır, günahtır muhterem; eline geçirdiğin kalemi, mütedeyyin insanların kafasını karıştırmak için kullanmak kendisini “dindar” olarak tanıtan birine yakışır mı diye de sormuştum tabii. Yanıt belliydi aslında:
-Elhak, yakışıyordu ki yapıyordu!