Hafta sonu Viyana’da yapılan 11. Milli Ekonomi Kongresi’ne katıldım.

Bağımsız Türkiye Partisi kurucu başkanı merhum Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya attığı, başta Rusya, Çin gibi birçok ülke ve bilim insanının ilgi gösterdiği, günümüz dünyasının acımasız modeli kapitalizme cepheden karşı olan modeldi…

Haydar Baş bu “milli modeli” yalnızca Türkiye için değil, dünya insanlığı için önerdiğini, dünyada yaşanan “köleleştirme” düzeninin ancak bu şekilde alt edilebileceğini söylüyordu. Prof. Baş, 2005 yılında bu modeli önerdikten sonra başta Rusya’nın alt Meclis’i Duma olmak üzere dünyanın birçok yerinde verdiği konferanslarda anlattı.

Baş, yıllar önce yaptığımız bir sohbette önerdiği modelin iki etkili ayağına özellikle vurgu yapmıştı:

-İnsanın ekonominin merkezine yerleştirilmesi ve bireyin refahının ekonomik sistemin nihai amacı olarak tanımlanması, tüketimi ise pasif bir sonuç değil, ekonomik büyümenin ve üretimin temel belirleyici unsurlarından biri olarak ele alınması, modelin başlıca amacının para, üretim ve emek arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olarak anlatmıştı.

-İkincisi ise BRİCS ülkeleri başta olmak üzere bugün önemli sayıda ve güçte dünya ülkelerinin kullanmaya başladığı “milli para politikası” önerisiydi. Neydi peki bu? Dünya ülkelerinin aralarındaki alışverişleri kendi milli paralarıyla yapmasıydı!

Böylelikle 1973’te, zamanın Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın Suudi Kralına baskı yaparak başlattığı ve kısa sürede dünyayı etkisi altına alan ABD dolarının etkisinin kırılması sağlanabilecek, ülkelerin ekonomisi özgürleşecek, hızla kalkınacaklardı…

-Diğer taraftan ülke ekonomileri bu iki tezi gerçekçi olarak izlediği takdirde insanlar özledikleri refaha kavuşacaktı!

Bilim insanlarının bakışı

İşte, Viyana’da bu amaç için 21 ülkeden 50’yi aşkın bilim insanı 11. Uluslararası Ekonomi Modeli Kongresinde bir araya gelmişti…

Türkiye’den, Avrupa’dan, Asya’dan, ABD’den, Rusya’dan tebliğ sunmak, yeni modeli daha da ileri taşımak için gelen bilim insanları iki gün boyunca sundukları tezleri anlattılar, tartıştılar, kapitalist sistemin köleleştirdiği insanlığın nasıl kalkınacağını, refahı yakalayacağını, özgürleşeceğini konuştular.

Mesela kongreye Kazakistan’dan katılan Doç. Dr. Ruziyeva Elvira Abdulmitovna Milli Ekonomik Modeli şöyle tanımlıyordu:

-Haydar Baş’ın Milli Ekonomik Modeli, Türk dünyası için yalnızca bir iktisadi araç değil; medeniyet ölçeğinde stratejik bir projedir!

Örneğin, Azerbaycan’dan katılan Doç. Dr. Rauf Mammadov, Milli Ekonomik Modeli yaklaşımının, ekonomiyi teknik bir araç olmaktan çıkararak ahlaki varoluşun kurucu alanı haline getirdiğini ve şu savı ileri sürüyordu:

-Çalışma, Milli Ekonomi Modeli’nin liberal devlet paradigmasını aşan, etik temelli özgün bir siyasal-iktisadi ontoloji sunmaktadır!

“Sömürgeci ekonomi sistemi!”

Kongrenin kapanış konuşmasını ise BTP genel Başkanı Hüseyin Baş yaptı…

Bütün konuşmayı almaya bu sütun yetmez, ancak baştan sona etkili ve sert bir konuşma olduğunu söyleyebilirim!

Mesela Hüseyin Baş kapitalizmi gayet net bir şekilde şöyle anlattı:

-Kapital sistem bir kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır. Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiili sonucudur. “Kaynaklar kıt” denilerek aslında kaynaklar üzerinde kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır. Milli Ekonomik Model insanlık tarihinin bu en büyük ve kanlı yalanını çürüttü!

Baş, “İhtiyaçlar sınırsızdır” tezini de insanlık tarihinin en kanlı yalanı olarak ilan etti ve ekledi:

-İşte Milli Ekonomi Modeli, kıtlık üzerinden korku üreten bu yalanları kökünden reddeder. İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır!

Hüseyin Baş, bu modelin zorunlu olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:

-Biz, bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil, 8 milyar insanın “sınırlı” ama onurlu ihtiyaçlarını karşılamak için varız!

Her ülkenin kendi milli parasıyla ticaret yapmasının artık bir tercih olduğunu da belirten Baş, böylelikle dünyanın her bir kuruş ticaret için küresel bir çeteye borçlanmaktan kurtulacağının da altını çizerek dünyada ödenmesi matematiksel olarak imkânsız olan 350 trilyon dolarlık sömürü ekonomisini işaret etti!

Son olarak da 21. Yüzyılın unutulmaması gereken iktisat manifestosunu paylaştı. Mevcut sistemlerin “üretim yaparsan değerlisin” dediğini söyledikten sonra ilan etti.

-Bu model ise “var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun” der!