Butlan, itici bir sözcük…

Arapça kökenli sözcük “geçersiz kalma, yok hükmünde olma” anlamına geliyor. Mutlak Butlan hukukumuzda şöyle tanımlanıyor:

-Bir işlemin başından itibaren geçerlilik şartlarından yoksun olduğu durumdur.

İşte, CHP’nin bir asliye hukuk mahkemesi tarafından karar verilen “Mutlak Butlan” ile son üç yılı yok hükmünde sayılmış bulunuyor! Böylece başta Özgür Özel’in genel başkanlığı olmak üzere yapılan kurultaylar, yönetici atamaları, alınan kararlar geçersiz hale gelmiş oluyor!

Açıkçası, kararı ilk duyduğumda başlığa çıkardığım iki sözcük geldi aklıma:

-Mutlak kepazelik!

Tamamen YSK denetim ve onayından geçen 38. Kurultay, daha sonrasında yapılan olağanüstü kurultay, bir hukuk mahkemesinin aldığı karar ve Bölge İstinaf Mahkemesi’nin onayı ile hiçe sayılmış hale geliyor!

Cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş, hele ülkenin birinci partisi konumunda bulunan, Kurtuluş Savaşı içinde doğmuş bir partiye uygulanan bu durum karşısında, aslında bu konuda tek yetkili kurum olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ne yapıyor sorusu aklınıza gelebilir. Bu satırlar yazılırken CHP’nin itiraz başvurusu üzerine toplandı YSK ve o toplantı henüz sona ermedi! Bakalım yetkilerinin gasp edilmesi konusunda ne diyecek?

-Kepazelik sözcüğü işte bu nedenlerden dolayı gelmişti aklıma!

İyi tarafından bakınca!

Böyle bir kepazeliğin iyi tarafı olur mu?

Evet olur! Kimin, kimlerin kumaşının ne olduğunu, hangi cenahta yer aldığını, hangi mahfillerin önünde diz çöktüğünü, maskelerin bir daha takılamayacak şekilde paramparça olduğunu anlamak az şey mi!

Alın mesela Bay Kemal’i; Butlan kararının çıkmasından yalnızca bir gün önce çektiği videoda söylediklerinden sonra ertesi gün kararın açıklanmasına “yahu tesadüfe bak” diyebilir miyiz? Butlan kararını hiç sıkılmadan “Türkiye’ye ve CHP’ye hayırlı olsun. Bu karar kenetlenme fırsatı olmalı” sözleriyle ve de sevinç içinde karşılaması, hemen ertesi günü üç CHP avukatını azletmesi, hemen ardından CHP Genel Merkezi’nin banka hesabına erişimini engellemesi “neye ve nereye hizmettir? sorusunu bile çöp sepetine atmaya yetmez mi?

Bay Kemal’in kuyruğuna takılanlara gelince; onlar için söz sarfetmeye bile gerek görmüyorum açıkçası. Nazım Hikmet’in o müthiş “Bir Provokatör üzerine Hiciv Denemeleri” şiirinde söylediği gibi “tarihte bir virgül bile olmaya” layık değiller, isimleri bile hatırlanmayacak!

-Yazık demeye dahi dilim varmıyor ne yazık ki…

YSK umarım kendini hiçliğe mahkûm etmez!

Yazıma ara vermiş, YSK kararını beklerken Kılıçdaroğlu’ndan yeni bir atak geldi…

Ne yapılmak istendiğini, CHP’nin hangi tuzaklara çekilmek istendiğini hiçbir kuşkuya yer bırakmadan ortaya koyduğu için teşekkür mü etmek lazım bilemedim!

Kemal Kılıçdaroğlu, Lütfi Savaş ve diğer davacıların avukatları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in avukatlarının Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararına yönelik temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sundu.

-Bu oyunu sahneye koyanlar nasıl sevinmiştir kim bilir!

Gelelim YSK’ya… Yazımı teslim etmek zorunda olduğum için toplantı sonunu bekleyemiyorum. Ancak 2023’teki 38. Kurultay’da Özel’in CHP genel başkanlığına seçilmesinden itibaren her türden eylem, atama, mazbatalar, yerel seçimler dahil her şey YSK’nın gözetim ve denetiminde yapıldı.

Ve YSK’nın vermiş olduğu tüm kararlara hiçbir mercinin karşı çıkması, yok sayması mümkün değil. Bu ne demek peki? YSK toplantısında kendi aldıkları kararların mutlak butlan yoluyla yok sayılmasına karşı çıkmaları gerekir demek!

Bunu aksine alınacak bir karar tek yetkili mercinin kendi kendini hiçliğe ya da moda deyimle mutlak butlana mahkûm etmesi demektir…

-Umarım YSK ülkeyi bir felakete götürecek böyle bir karara imza atmaz!

Sevgili okurlar, bir hafta izninizi rica ediyorum. Görüşmek üzere…