K
onu gerçekten acı olduğu kadar da inanılmaz!
Millî Eğitim Bakanlığı’nın Mesleki Eğitim Merkezi MESEM Projesi 2016 sonunda örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınmıştı. Eski adı Çıraklık Eğitim Merkeziydi. MESEM’in bağlı olduğu Bakanlık kurumunun adını da vereyim:
-Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü.
Bu eğitim kurulunda stajyer maaşı yani 9, 10 ve 11. sınıflar asgari ücretin yüzde 30’unu alırlar. 2025 yılı verilerine göre bu rakam 6 bin 636 lira 40 kuruş… O, 40 kuruşu nereden bulduklarını pek merak ettim doğrusu! 12. sınıf öğrencilerine verilen ücret ise asgari ücreti yarısı olan11 bin 052 lira 34 kuruş…
Peki, bunun karşılığında bu çocuklar nasıl bir eğitimden geçer? Önce süreyi dikkatinize sunayım:
-Çıraklık eğitimi 3 yıl, kalfalık eğitimi ise 1 yıl olarak belirlenmiştir… Diğer bir deyişle çocuk 14 yaşından itibaren sisteme dahil olmuştur!
Toplam 4 yıl yani normal üniversite eğitimi ile eşit bir süre… Gelelim eğitimin içeriğine:
-Çocuklar, haftada bir gün okulda teorik eğitim alır, dört gün ise işyerlerinde çalıştırılır.
Yılda 15 günü ücretli, 15 günü ücretsiz olmak üzere izin hakkı olduğu söyleniyor ancak pratikte böyle işlemediği, yaz kış çalıştırıldıkları ileri sürülüyor!
-Şu anda MESEM’e devam eden çocuk sayısı ise 1.5 milyona ulaşmış durumda…
Bu teknik bilgileri özelikle verdim; bundan sonrasına hazırlıklı olun istediğim için rakamları özellikle paylaştım…
“Cinayetin” anatomisi!
Ana soruyla başlayalım; başlangıçtan bu yana MESEM bünyesinden kaç çocuk iş kazalarında can verdi?
Öncelikle İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSİG’in 2013-2023 yılları arasındaki “Çocuk İş Cinayetleri Raporu”na bakalım:
-MESEM kurulmadan önceki 3 yıl hesaba katıldığında 2013-2023 yılları arasında 907 çocuk, MESEM’in kurulduğu 2006-2024 yılları arasında ise en az 671 çocuk iş cinayetlerine kurban gitti!
Tabii ki daha önceki yıllarda da çocuk işçiler bu zalim çarkların arasında eziliyor, yok oluyordu ancak aradaki fark çok büyüktü. Örnekleri paylaşayım:
-Mesela 2002 yılında en az 1 çocuk iş cinayetine kurban gitmişken, bu rakam sonraki yıllarda genellikle artmış…
2003’te 18, 2004’te 29, 2005’te 27, 2006’da 29, 2007’de 28, 2008’de 29, 2009’da 12, 2010’da 24, 2011’de 24, 2012’de ise 15 çocuk işçi yaşamını yitirmiş. Üstelik bu rakamlar “en az” olmak kaydıyla!
-10 yılın toplam cinayete kurban giden çocuk işçi sayısı ise 212!
Diğer bir anlatımla MESEM öncesi 10 yıl, son 12 yılın neredeyse beşte biriymiş! Neden peki? Çocuk işçilik meşrulaştırılmış da ondan! Kökü ise tee 24 Ocak kararlarına ve 12 Eylül darbesine dek uzanıyor… Ancak şahlandığı süreç bu iktidar süreci!
Daha bitmedi: 2024-2025 öğretim yılında, 11 ay içinde iş cinayetlerinde en az 85 çocuk işçi hayatını kaybetti!
-Unutmayın, yukarıdaki tüm rakamlar hep “en az” olarak veriliyor!
Yani bu cinayet kılıklı iş kazalarındaki ölüm sayısı daha fazla da olabilir demek!
-Nasıl hazmedebildiniz mi? Dahası da var!
Finlandiya’ya örnek olmuşuz!
Peki, Milli Eğitim Bakanı bu duruma hangi gözlükle bakıyor?
“Finlandiya’ya örnek olduk” gözlüğü ile!
Ancak, en ağır işlerde sözde eğitim adı altında üç kuruşa çalıştırılırken hayatı biten yüzlerce çocuğun bu durumdan haberi yok, ne yazık ki!
MESEM’e kayıtlı çocukların dışında kalan 6 milyon civarında çocuğun ne yaptığını, nerelerde sömürüldüğünü de bizler bilmiyor, bilemiyoruz maalesef! Çünkü doğru dürüst veri yok!
İşte bu kahredici durumu protesto etmek için öğretmenler ve öğrenciler önceki gün Bakan Tekin’in Finlandiya örneğiyle övündüğü beş yıldızlı otelin önünde protesto gösterisi düzenledi… Öğretmeler polis tarafından ters kelepçelendi, öğrencilerle birlikte göz altına alındı!
Sonuç ne oldu dersiniz? Öğretmenler saatler sonra serbest bırakıldı. 17 öğrenciden 16’sı ise “görevi yaptırmamak, halıya boya bulaştırmak, mala zarar vermek” suçlamasıyla tutuklandı, iyi mi! Zaten savcı, öğrencilerin ifadesini bile almadan sevk etmişti mahkemeye. Hâkim de tutuklama kararını “işin önemi” gerekçesiyle vermişti! Şimdi, “peki sen ne diyorsun?” diye soracaksınız…
-Yazımın başlığına bakın lütfen!