Tarih 21 Mart 2013, yer Diyarbakır’daki Nevruz mitingi...
Diğer bir deyişle, Abdullah Öcalan’ın ağır müebbet hapse mahkûm bir hükümlüyken, nasıl da ülkenin kaderine hükmeden “proje ortak görevlisi” rütbesine eriştiğini ilan ettiği o gün...
- O gün, bir milattı!
O gün, Türk’le Kürt’ün, “Genişletilmiş Misakı Milli” yutturmacasıyla Ortadoğu ateşine “piyon” sıfatıyla sürülme anlaşmasının ilan edildiği gündü... Öcalan’ın mesajı o kadar net, o denli açıktı ki, bunu görmemek için ya tamamıyla kör, ya çok ama çok saf ya da büyük efendinin talimatlarıyla yürütülen süreçte “görevli” olmak gerekiyordu!
-Bizler bu kadar saf, bu denli kör müyüz?
İşte size, hiçbir söze gerek bırakmayan “Öcalan” yorumlarından birkaç örnek:
-Misakı Milli’den söz ediyor ki buna bilindiği gibi Musul da dahildir! Yani Öcalan’ın zihninde Ankara ve Diyarbakır’ın öncülüğünde kurulacak yeni bir siyasi oluşum var. Federasyon olur, konfederasyon olur... Ben size söyleyeyim mi; bu vizyon Osmanlıcı bir vizyondur ve Stratejik Derinlik fikriyle uyumludur... (Emre Aköz-Sabah 22 Mart)
-Mektuba uluslararası bir mesaj yükleyerek Irak’tan Suriye’ye, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir alanı tarif etti. Ve bu alana Misakımilli’yi yerleştirerek bölünmeye karşı olduğunu açıkladı... Türkiye’nin önü açılmıştır. Ne olur tıkamayın. (Fatih Çekirge-Hürriyet 22 Mart)
-Öcalan’ın dünkü çağrısı, tam anlamıyla Türk-Kürt ortaklığı üzerine yükselen bir demokratik restorasyon projesi. Konuşmasında İslam da geçti, Misakımilli de... Özetle, sınırların kalkması, Türkiye çatısı altında birlikte büyüme çağrısı. (Aslı Aydıntaşbaş - Milliyet 22 Mart)
-Öcalan’ın verdiği kardeşlik mesajı Anadolu sınırını aşıp Irak ve Suriye halklarını da kapsıyor... Türkiye, PKK sorununu halledebilirse, Öcalan’ın cümlelerinden de anlaşıldığı gibi Ortadoğu’da çok daha önemli bir role soyunabilir. (Nazlı Ilıcak-Sabah 22 Mart)
Daha ne yazsınlar Tanrı aşkına?!
Büyük Kürdistan yolu!
Birkaç saptama ve bir soruyla bitirelim...
Yandaş köşelerde Öcalan’ı yücelten, “görev yazıları” çalakalem sürerken, eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, Uğur Dündar’a yaptığı açıklamada müthiş bir iddiada bulundu:
-Apo’nun mektubu, Başbakan’ın aracında bir yetkili tarafından yazıldı!
Sedat Ergin de Hürriyet’teki köşesinde 22 Mart günü şöyle diyordu:
-İlginçtir ki, Öcalan’ın konuşmasına bakıldığında, verdiği mesajların önemli bir bölümünün aslında Başbakan Erdoğan’ın son haftalardaki bazı açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüşmesi dikkat çekti
Uyuma bakın!..
Çeşitli gazetelere demeç veren ABD’li yetkililer İsrail’in özrünün bölgedeki ortak çıkarların muhafazası ve tehditlerin bertaraf edilmesi adına çok önemli olduğunu söylediler.
Musevi asıllı Ortadoğu uzmanı Dr. Ben-Meir, normalleşmeyle birlikte her iki ülkenin Suriye ve İran’a karşı iş birliği içinde olacağını söyledi...
Batı medyası aylardır Ortadoğu’da haritaların değişeceğini, çok sarsıcı gelişmelerin olacağını adeta davul çalarak duyuruyor... Yazılan tüm yazıların, tüm yorumların merkezinde ise Türkiye var… Bir de Büyük Kürdistan! Yanaşmaların büyük bir iştahla duyurduğu “Büyük Barışı” bir de bu gözle okuyun.
-Yutturulmaya çalışılan vizyonun “Yeni Osmanlıcılık” değil, “Yeni Sevr” olduğunu göreceksiniz!
Dünü bilmeyen bugünü ve yarını da göremez!
Nasıl buldunuz, ilginç ötesi değil mi?
Yaşadıklarımızı değişik bir bakış açıyla, farklı bir pencereden anlatıyor… Ancak bu yazı tam 13 yıl önce, İmralı’daki mahkûmun “proje ortağı” payesine ulaştığı günlerde kaleme alınmıştı!
Yandaş kalemlerin Öcalan’a övgüler düzdüğü o günlerde henüz “Kurucu lider” payesi verilmemişti ama detaylar günümüzde yaşadığımız “Çözüm Sürecine” çok benziyordu…
O zaman da İran’ın “defterinin dürülmesi” çok yakın görünüyor, “Büyük Kürdistan” acaba ne zaman falları açılıyor, Türkiye-İsrail iş birliği çantada keklik görülüyor, zamanın terbiyesiz “ABD Başkan sekreterleri”, askerleri tarafından “İran’dan sonra Türkiye” naraları atılıyor hatta haritalar bile çiziliyordu!
Bugünün terbiye yoksunu ABD’li emekli Albay Douglas McGregor da Ron Paul Enstitüsü panelinde yaptığı konuşmada Amerika’nın İran’a kesinlikle saldıracağını söyledikten sonra bakın ne dedi:
-İran’ı başarıyla yok ettikten sonra dikkatler Türkiye’nin yok edilmesine çevrilecek. Türkiye İsrail’le Suriye’de kaçınılmaz olarak karşı karşıya gelecek!
Bu zat, 2 yıl kadar önce de Suriye’deki güçlerini Türkiye’ye saldırmak için hazırladıklarını, silahlandırdıklarını belirterek, isimlerini bile açıklamıştı:
-PKK, YPG ve onlarla birlikle hareket eden diğer bazı örgütler!
Bu yazıyı da işte Strateji ortağımız ABD’nin emekli askeri olan terbiyesizin konuşması üzerine paylaştım!