Gözaltılar, tutuklamalar, taze soruşturmalar ardı ardına hem de büyük bir süratle gündemi sarsıyor…

Son olarak gazeteci Ertuğrul Özkök ve Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sera Kadıgil hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatıldı…

Neydi bu hakaret meselesi, anlatayım:

Özkök, gazeteci Bahar Feyzan’ın YouTube yayınında İspanya diktatörü Franco’nun 1936 iç savaşından ardından İspanya’yı 39 yıl yönettiğini, 1975 yılında ölümü sonrasında ise ülkede rejimin “bir gecede” değiştiğine tanıklık ettiğini söyleyerek şöyle devam etmişti:

-Bu tür rejimlerin böyle bu şekilde devam edeceğini kimse düşünmesin, devam etmez. Bugünkü rejim Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın kişiliği üzerine dizayn edilmiş ve onun kişiliği ile geçerli bir rejim. Bu rejimi Türkiye’de böyle taşıyacak başka ikinci bir insan yok ve uzun süre de olamaz zaten…

Milletvekili Kadıgil ise TİP İzmir Halk buluşmasındaki konuşmasında şöyle konuşmuştu:

-Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak en büyük ve en birinci önceliğimiz ve ant olsun kurtulacağız…

Cumhuriyet savcılıkları her iki isim hakkında da re’sen yani kendiliğinden soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Halbuki, iktidar partisi dahil kulislerde “parlamenter sisteme” dönüş tartışmalarının açıkça konuşulmaya başladığını biliyoruz. Özkök’ün konuşmasında bunu anlatmak istediği görülüyor. Şu anda yurtdışında olan Özkök, yaptığı açıklamada “o konuşma sonrasında tam aksine beni Cumhurbaşkanı’nı övdüm diye eleştirdiler” dedi ve ekledi:

-Salı akşamı döneceğim. Memleketimden başka nereye gideceğim!

Kadıgil bir açıklama yapmadı ancak bildiğim kadarıyla bir milletvekilinin “kürsü dokunulmazlığı” var…

-Bakalım bu soruşturmalar nereye doğru ilerleyecek?

Müteahhitlerin sözcüsü bir profesör!

Adı Selman Öğüt

Titri profesör… AKP’ye yakın bir akademisyen. 2023 yılında Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla Esenyurt Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanmış ancak ismi 2024 yılında üniversitenin sitesinden silinmişti… Bu muhterem şahıs, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının hemen ardından müteahhitlerin sözcülüğüne soyundu!

Müteahhitleri “mağdur” olarak tanımlayan Öğüt, yandaş medyaya şöyle akıl verdi:

-Mağdurlar bu operasyonun çok geç kaldığını düşünüyor! Medyacı arkadaşlar kusura bakmasın ama bazen kafaları hiç çalışmıyor… Sinem Dedetaş’la ilgili bir sürü haber giriyorsunuz. Bir de akıl edip 2 senedir kan kusan inşaat sektöründeki insanlarla röportaj yapmıyor!

Nedenini de son derece parlak bir şekilde anlattı.

-Ben senelerdir Üsküdar’da yaşıyorum. Dedetaş geldikten sonra özellikle inşaatla uğraşanların çektiklerini bizzat duyuyorum. Sudan sebeplerle insanların ekmeğine kan doğradı. İnşaatları durdurdu. 2 senedir sadece kira ödeyip milyonlarca lira zarar eden müteahhit var… İnşallah bundan sonra bu mağdurların yüzü güler!

Tanrı şaşırtmasın!

Vay ki vay… Halbuki “kazın ayağının” başka olduğu anlatılıyor!

30 yıl yönetimde olan AKP’yi yenip başkanlık koltuğuna oturan Sinem Dedetaş’ın rantçılarla büyük bir savaşa girdiğini, koruluk alanların “mağdur” diye lanse edilen zevata peşkeş çekilmesine engel olduğunu, İBB’de çalıştığı dönemde bir mezbelelik haline getirilen ve ranta kurban edilmek üzere olan Haliç Tersanesi’ni yeniden ayağa kaldırdığını, deniz ulaşımını canlandırdığını, hiçbir tehdide kulak asmadığını, çocuk kreşleri, kent lokantaları açtığını, kadın yaşam alanları emekli evleri oluşturduğunu, öğrencilere burs desteği verdiğini ve daha pek çok hizmete imza attığını arşivlerde tek tek okuyabilir, izleyebilirsiniz!

Demek ki Üsküdar sakini muhterem profesör tüm bu yapılanları görmemiş, ama inşaat şirketlerinin “mağduriyetine” pek üzülmüş, vah ki vah!

Bu arada, “mağdurları koruyayım” derken Dedetaş lehine itirafta da bulunmuş, iyi mi! Ne diyelim:

-Tanrı insanı şaşırtmaya görsün!