Utanmak, erdemli bir duygudur…
İnsanı, kötülüklerden, rezil olmaktan korumaya yarayan, iyi, erdemli bir insan olmak isteyene çok önemli bir destektir…
Üstelik, merhamet, vicdan, haysiyet, gurur, onur gibi yaşamsal sözcükleri ayakta tutan, insan olmayı öğreten bir duygudur utanmak…
Etrafınızda herhangi bir kişiyle ilgili duyarsınız, duymuşsunuzdur mutlaka:
-Ne kadar iyi… Ne kadar merhametli… Ne kadar vicdanlı diye tanımlanan insanları…
Tabii tersi de vardır:
-Ne vicdansız ne merhametsiz ne haysiyetsiz sözcükleriyle yerin dibine sokulan insanları da duymuş olmanız kuvvetle muhtemeldir…
Seçim, insanın kendi elindedir; yaşamına yön çizerken, kariyer yapmak isterken hatta bir yerlere tırmanmışken iki tip insandan biri olma yolunu da kendi çizer…
-Hayat bu seçime hiç karışmaz!
Gazi Mecliste ilginç tartışma!
Geçen gün bütçe görüşmeleri esnasında, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, iktidarın mülakat ve işe alım sürecini hem de örnekler vererek eleştirdi…
Yüzbinlerce kişi işsizlikten kavrulurken, 4 dönem milletvekilliği yapmış eski bir AKP’linin Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirildiğini anlattıktan sonra şöyle devam etti:
-Onun mahdumu boş mu kalsın, fakülteden mezun olmuş derhal Enerji Bakanlığı’na müşavir yapmışsınız. Şimdi Ticaret Bakanlığı’nda genel müdür yardımcısı. Kızı da boşta mı kalsın? Onu da tıpkı oğlu gibi sınavsız mülakatsız Meclis’e almışsınız. Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim?
Ağır laflardı tabii! Ancak AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in bu sözlere yanıtı gündeme oturacak denli ilginçti:
-Arka arkaya insanlara dönüp “utanmıyor musunuz” dediğinizde nasıl bir cevap bekliyorsunuz ki? “Evet utanmıyoruz, gurur duyuyoruz yaptığımız işten. Gurur duyuyoruz, neden utanalım. Neyinden utanacağız yani… Bu nasıl bir üsluptur?
Bu sözleri duyduğumda önce çok şaşırdım. Sonra Zengin’in Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Kura Töreni’nde adaylar arasında yer alan yeğeni Mehmet Akif Dağhan’ı yüksek sesle yanına çağırarak AKP’li Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile “yeğenim” diyerek tanıştırması aklıma geldi. O yeğen şimdi Konya Hâkimi…
-Özlem Hanım, bu konuşmasıyla tarihe geçer mi bilemem ama yaptığı konuşma unutulmaz…
Beş günde beş yeni hayat!
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı tanırsınız…
Aslında yanlış bir cümle kurdum; Haberal’ı tüm dünya tanır ve saygı duyar. Çünkü o daha geçenlerde 41 ülkeden 575 bilim insanının katıldığı MESOT Kongresinde organ naklinin 50. yılını kutladı!
Bu dev adam, yüzlerce, binlerce kişiye “yeni bir hayat” sunan, Türkiye’yi organ nakli konusunda bir numaralı ülke konumuna yükselten bir büyük cerrah, adeta bir büyük “sihirbaz!”
Haberal Ergenekon kumpası sırasında düzmece delillerle tutuklandığında, minnacık çocuklardan yetişkin insanlara kadar organ nakli bekleyen hastalar deyim yerindeyse karalar bağlamıştı! Eşi benzeri olmayan bu büyük cerrah tam 4 yıl 3 ay 18 gün tutuklu kaldı, iyi mi! O karanlık yıllarda kaç çocuk, kaç yetişkin hayattan koparıldı bilemiyorum ama Haberal’ın çaresizlik içinde üzüntüye, endişeye boğulduğunu gayet iyi biliyorum!
İşte bu sihirli eller yine mucizeler yaratarak yalnızca beş gün içinde beş kişinin yeniş bir hayata başlamasını sağladı…
-13 yaşındaki Betül Örenli, kim olduğunu hiç bilmediği bir bağış kahramanı sayesinde kadavradan yapılan böbrek nakliyle yaşama tutundu.
-Henüz 9 yaşındaki Eymen Çelik, annesinin karaciğerinden alınan parçayla yeniden doğdu.
-15 yaşındaki Zeynep Neva Kesen, Babası İsmet Kesen’den alınan böbrekle ikinci hayatına adım attı.
-57 yaşındaki Cemal Değirmenci, başarılı bir karaciğer nakliyle ikinci baharını yaşama şansını yakaladı.
-20 yaşındaki Mehmet Aydoğmuş ise annesinin böbreği ile hayata döndü!
Prof. Haberal tabii ki çok mutlu; beş insanı beş gün içinde hayata kazandırmak kolay mı? Ancak, aynı zamanda üzgün ve endişeli! Niçin derseniz, kadavradan bağışların çok yetersiz olmasından dolayı kaygılı. Bakın ne diyor Haberal:
-Unutmayalım ki organ bağışı, bir hayat bağışıdır!
Şunu da ekliyor hocamız:
-Bugün Türkiye’de 30 bin üzerinde insanımız büyük bir umutla bir organ bekliyor!
Ben de üzerine bir ekleme yapayım:
-Bugün, yarın, gelecekte herkesin başına böyle bir durum gelebilir, sizin ya da çocuğunuzun, annenizin, kardeşinizin bir organa ihtiyacı olabilir, unutmayın!
Sevgili Hocam, sağ olun, var olun, bin yaşayın…