Özellikle ilk yarısı tempolu, genel olarak keyifli, bol pozisyonlu ve tek taraflı bir maçtı... Favori çıktığın maçları favori gibi oynamak önemlidir. Beşiktaş öyle oynadı. Mustafa Yumlu’nun direkten dönen şutu dışında siyah-beyazlılar rakibine şans tanımadı. Bunun yanında eleştiri olarak ne söyle ne bilir derseniz... Girilen gol pozisyonu sayısı oyundaki üstünlüğünü yansıtmıyor ev sahibinin. As santrforunun olmaması, kısa süre önce yıpratıcı bir derbi oynanması ya da rakibin seviye sinin konsantrasyonu aşağı çekmesi buna sebep gösterilebilir. Ancak benim gördüğüm Beşiktaş ileri ucu en iyiyi ararken biraz -tabirimi mazur görün- ukalalığa kaçıyor. Bazen an, plandan değerlidir. Fazla düşünmek, en iyisini aramak dün de çok gole mal oldu.

Sol kanat hücumları dün aktı gitti. Trossard’ı izlemek büyük keyif. Öz güvenli, yaratıcı, güçlü, hızlı ve üstün yetenekli. Öyle dinamikti ki Trossard, Ouattara rakip ceza alanı çevresinde oynadı maçın büyük bölümünü. Attığı golün hazırlanışı, atağın kurgusu, sol kanatta Oh ile rollerin değişilmesi çalı şılmış bir pozisyon olduğu her anından belliydi. Beşiktaş’ın bu sezonki özelliği bu zaten. Çalışıyor!

Oh demişken verimli, istekli ve asisti yapmasına rağmen bu kadar hakemle oynamasına ne gerek var anlamak mümkün değil. Güçlü ve yeteneklisin, oyunun hep içindesin; e güzel karde şim, ak git. Terk et en ufak temasta penaltı istemeyi, faul beklemeyi...

Salih’in ribauntları muazzamdı. Olaitan, topa ilk dokunuşu yani ‘first touch’ dedikleri meseleyi çözse Avru pa’da pek çok büyük takıma gidebile cek özelliklere sahip.

Beşiktaş takım halinde iyi ve güçlü bir futbol oynadı. Taraftarları maçın hiçbir anında endişe hisset medi. İlk 11’deki yedi oyuncu, geçen sezondan devam eden isimlerdi. Peki sorun kendinize