Beşiktaş mutlak favorisi olduğu maçı, favori gibi oynayarak kazandı. İyi bir galibiyetle tur kapısını aralayan Kara Kartal, yeni hocasıyla geçiş sürecinde hata yapmadı. Bir takımın 56-60 maçlık sezonlarda çıkışları kadar inişleri de olacaktır fakat geride kalan periyotta artısı eksisinden fazla, fizik gücü yüksek, saha içindeki yerleşimi doğru bir ekip izliyoruz. Giderek gelişeceklerse ne âlâ; demek ki çok daha keyifli bir sezon olacak Türk futbolu adına...

Italiano yönetiminde Beşiktaş’taki en büyük noksan, bir önceki döneme göre duran toplardaki başarısızlığı diyebilirdik. Sol kanat kornerlerini kullanmaya başlayan Rıdvan’ın ortası, Oh’un ön direk koşusuyla yaptığı kafa vuruşuyla bu da aşılmış oldu. Rıdvan’ın bir başka servisi ve ceza sahasında ekstra adam olma alışkanlığını sürdüren Murillo’nun dokunuşuyla ilk 15 dakika dolmadan fark açılmıştı. Bunda, Beşiktaş’ın oyun kalitesi kadar rakibin savunma yapmak yerine oyundan keyif almayı seçmesinin de etkisi vardı. Beşiktaş’a alan bırakınca, oyun kurma fırsatı verince neler olduğu ilk 20 dakikada görüldü. Siyah-beyazlıların, ribaunt topları alma alışkanlığını iyice yerleştirme adına da iyi bir maç oldu. Oh’un rakip savunmacılarla yaptığı klasikleşen Dolmabahçe güreşinden penaltı çıkarmasıyla birlikte tur biletini ilk maçtan cebine koydu siyah-beyazlılar.

Zalgiris hocası Sopic, ‘Beşiktaş, Chicago Bulls gibi...” diyerek övmüştü temsilcimizi. Beşiktaş, Jordan’lı Bulls kadar yüzdeli bitiremedi ama gerçekten onlar kadar savaştı, savunmada başarılı ve hükmediciydi. Siyah-beyazlılarda bu sezonki iştah gerçekten sevindirici.

Beşiktaş, Avrupa Ligi’ne katılma görevini tamamlayacak. Sıra, bu arenada başarıya geldi. Yıllardır kayıplardı, artık güçlerini daha çok hissettirmeliler.