Beşiktaş bu maçı gözden çıkardığı belli olan sıkıntılı ve rotasyonlu Marsilya’yı bir güzel yendi. Genel olarak sınıfı geçti, Avrupa Ligi’ne de iyi başladı. Ancak konuşacaklarımız var toplanın...
Sakın oynayıp plana sadık kalsa, panikle, aceleyle gole erkenden gideceğim deyip uzun top belasına tutulmasa Beşiktaş bayağı iyi bir takım aslında. İyi ancak henüz yol almaları lazım. Olgunlaşmaları zaman alacak, ezberlerinden sıyrılması gereken, istekli, heyecan verici ve fiziksel bir ekip. Vincenzo İtaliano bir şans.
Sonu iyi biter kötü biter, o ayrı. Takıma inanç aşılıyor ama taktiksel dokunuşları önemli olan. İlk yarı özellikle yenilen eşitlik golünün ardından bir anda uzun top furyası başladı. Her top duvara çarpar gibi rakibe yaradı. Marsilya atakları bu acemilik nedeniyle yaşandı yoksa rakibin gol atacağı falan da yoktu.
Ha tabii yenilen golde Agbadou’nun 40 metre pas sevdası ve ofsaytı bozması başroldeydi ancak ihale topu kaybeden Vlahovic’e de yazılabilirdi. Sarı kartı varken üstelik, ikili mücadelelerde bu kadar dengesiz gözükmesi Agbadou’yu ikinci yarının başında kulübeye gönderdi. İkinci yarıda İtaliano doğru oyuna geri dön dürdü takımını ve arkası geldi.
Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki özgüvenli ve yerden oyunu, aslında daha heyecanlı ve izlenesi gözüken ilk yarıdaki ilk 20 dakikalık performansı kadar göze hitap etmedi. Ama iyi bir takımın, şampiyon olabilecek, kupalar kazanabilecek anlayış da ikinci yarıdaki futbol bence... Nitekim çizilmiş akınlar, çalışılmış bir korner golü ve oyunu avucuna geçiren bir anlayış vardı soyunma odasından dönen Beşiktaş’ta.
Gecenin yıldızı tabii ki İlhan Fakılı idi. Onu Fransa 2. Ligi’nden bulana getirene helal olsun. 27 milyar TL borcu bulunan Beşiktaş için doğru transfer metodunun bu olduğunu söylemeye gerek yok. Hak ettiği milli formayı da giyecek umarım. Yolu açık olsun.