Beşiktaş adına iyi ve net bir maç oldu. Güç farkı sahaya yansıdı. Tribünler takımı, takım tribünleri ateşledi. Kendine güvenen, ne yaptığını bilen oyuncu grubu vardı sahada. Teknik heyetin çalışmalarının karşılığı herhalde(!), takım halinde çıkan, takım halinde geri dönen karakterde siyah-beyazlılar. Çalışmaya inanan bir hocanın başta olması ne güzel...
Gol yemeden kazanılan dört maçta görülen ancak dün özellikle dikkat çeken konu şu: Baskı, top kazanma ve ikinci şans pozisyonları, bu sezon Beşiktaş adına kritik olacak. Önder Özen’in bahsettiği PPDA (Rakip Pası Başına Savunma Aksiyonu) değerlerinin dün için ne olduğunu henüz bilmiyoruz ama çok düşük olacağını tahmin ediyoruz. Özellikle ilk 60 dakika rakibe nefes aldırmadılar. Bu açıdan çok keyifli bir maç izlemiştir İtaliano...
Gol vuruşu konusunda eleştirebileceğimiz Olaitan, takımın en faydalısı. İki kişilik koşuyor. Enerjik, topa sert, pes etmiyor. Cerny’ye yaptığı asist de onun adına mükafat oldu. Gol kaçırma derken illa ki bir sıkıntıdan bahsedeceksek Beşiktaş’ın bu açıdan bir derdi olduğu belli. Maçın iyilerinden İlhan henüz 1. dakika dolmadan öne geçirebilirdi. Oh sağ mı sol mu derken iki üç pozisyonu ezdi. Cerny en az bir gol daha atmalıydı. Çek futbolcu, son maça göre fiziksel olarak daha iyi gözüktü ve zor bir pozisyonu bitirdi. Bütün toplan kucağına geliyor. Acaba top mıknatısı mı yoksa her zaman doğru yerde mi duruyor? Nübel gerçekten üst seviye bir kaleci. Gafil yakalanmıyor. Savunmasıyla iyi anlaştığı da belli oluyor.
Djalo maçın gizli yıldızlarındandı ama onun da antitezi sakatlıklar galiba... Umarım durumu ciddi değildir. Salih, İlhan, Orkun, Rıdvan vesaire... İlk 11’deki isimlerin tamamı başarılıydı. İlginç değil mi...
Siyah-beyazlılar yapması gerekeni yapıp turu atladı. Litvanya temsilcisiyle son maçları oynayacaklar şimdi... Beşiktaş, Avrupa Ligi’nde mutlaka ama mutlaka yer alıp taraftarlarına son yıllarda çektirdiklerini unutturmalı.