Dev bütçeli rakiplerinin hemen arkasında şampiyonluk kovalayan Trabzonspor ile ‘taraftarımızı daha fazla nasıl üzeriz’ diye kendisiyle yarışan Beşiktaş’ın kapışması yarın izleyeceğiz.

Keyifli ve çekişmeli, aynı zamanda deplasmandaki ekibin skor üstünlüğüne açık maçlara sahne olan bu rekabet geri sayımdayken izin verin içimi biraz dökeyim.

HATAYA AÇIK AMA

İki farklı futbol anlayışı yarışacak yarın akşam. İlki; geleceğe dair yapı inşa etmeye çalışan, beklentileri sınırlı tutup bunu aşma vizyonu koyan, doğru ‘scout’ing ile takıma seviye atlatırken diğer yandan değerini de yükseltecek oyuncular transfer eden, hocasının takıma hükmettiği, sözünü dinlettiği, kazanır-kaybeder futbol kamuoyuna olumlu örnek olacak bir takım... Sistemli, disiplinli, hataya açık ama heyecan verici...

SİSTEMSİZ SİSTEM

Günü kurtarmayı başarı sayan, tutamayacağı sözleri verip olmayacak beklentiler yaratmayı alışkanlık haline getiren, çalışmaya-gelişmeye değer vermeyen ya da vermediğini gösterir işler yapan yöneticiye, teknik adama sahip bir takım ikincisi... Bu takımın transfer harcamaları yüksek, futbolcu kalitesi düşük.

Sistemi, sistemsizlik olmuş. Oynadığından keyif almayan, keyif vermeyen, anlık yaşayan bir yapı...

ZAMANI GELDİ

‘Hangisini tercih edersiniz’ diyecek halim yok. Durum ortada. Ancak futbol bu; top yuvarlak, anlık kararlar, saniyelik reaksiyonlar her şeyi değiştirebilir.

‘Trabzonspor evinde bir adım önde’ diyecek ya da ‘Beşiktaş derbilerde farklı oynar’ tezini savunacak kadar klişe değilim.

Dileğim, futbol şansının; çalışanın, sebat edenin, vizyon koyanın ve bunu yapacak cesarette olanın yanında olması. Birinin planı var, diğerinin hazırı tüketme ezberi... Görelim bakalım şans doğrunun yanında olacak mı?