ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

ABD'deki Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde çalışan, BBC’nin İlham Veren 100 Kadın Listesi’ne giren ünlü fizikçi MIT Media Lab araştırmacısı Doç. Dr. Canan Dağdeviren, meme kanserini teşhis edecek sütyeni şu anda 100 kadın üzerinde denediklerini onay alabilmek ve şirketleşmek için 900 kadın üzerinde daha deneme yapacaklarını söyledi.

Hiçbir şeyin çalışmadığı zamanlarda Atatürk gibi düşünmeye çabaladığını vurgulayan Doç. Dr. Canan Dağdeviren ile son çalışmalarını ve gençlere, kadınlara önerilerini konuştuk.

* Meme kanserinin erken teşhisi için ultrason cihazı yerine geçecek sütyeni geliştirme fikri nereden çıktı?

Teyzem Fatma 49 yaşındaydı. 4 tane çocuğu var. Hollanda da yaşıyor. Gayet mutluydu ama hayatta bazen de bazı şeyler iyi gitmiyor. Meme kanserine yakalandı ve 6 ayda çok hızlı yayıldı. Ben teyzemin son 10-12 gününde yanındaydım.

O zamana kadar meme kanseriyle ilgili hiçbir çalışmam yoktu. Elime bir kâğıt alıp erken teşhis yapacak bir sütyen olsa nasıl olurdu diye çiziyorum. Teyzem bana bu anlamda motivasyon oldu. Kötü olan bir şeyi iyiye evriltmek için bir serüvene girdim. Ve kâğıdın üzerine çizdiğimiz hayal ettiğimiz elektronik ultrason sütyenimi hayata geçirmiş oldum.

Oğlum Tayga’yı dünyaya getirmeden önce vücudumu tam olarak tanımadığımı fark ettim. 1993’e kadar kadınların klinik deneylerde kullanılma zorunluluğu yokmuş. Şu anda dünyada kullanılan ilaçların ve medikal aletlerin çoğu erkekler üzerinde daha iyi çalışırken kadınlar üzerinden çalışmıyor. O yüzden daha fazla kadın çalışmasına odaklandım.

100 KADIN ÜZERİNDE DENEME

* Şu anda sütyende gelinen nokta nedir çalışmalar ne aşamada?

100 kadın üzerinde deneme yaptık. Kullanılabilir hale gelmesi, onay alabilmek ve şirketleşebilmek için 900 kadın üzerinde daha deneme yapmamız gerekiyor. Gelecek eylülden itibaren de şirketleşmeye yoğunlaşacağız. Testler için geçen nisan ayında sütyeni uzaya da gönderdik.

Özellikle yoğun radyasyonun olduğu ortamlarda bu cihazın nasıl çalışabileceğini test ettik. Bunu yaparken de aklıma hemen Atatürk’ün istikbal göklerdedir sözü geldi. Acaba bunların ikisini nasıl birleştirebilirim diye düşündüm. Bu söz yıllar sonra Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin yetiştirdiği bir bireyin yaptığı bir deney olarak büyük bir yankı uyandırdı.

Geliştirdiğimiz ultrason tabanlı, giyilebilir ve sütyen içine entegre edilebilen cihaz, kadınların düzenli veri toplayabilmesini sağlayacak. Bu veriler telefon ya da bilgisayar aracılığıyla aktarılacak ve yapay zekâ destekli analizlerle doktorlara, radyologlara ve ultrasonografi uzmanlarına rapor sunacak.

Böylece, doktorların performans göstergeleri artarken daha fazla hastaya ulaşmaları mümkün olacak. Hastanelerdeki yoğunluk ve insan trafiği azalacak. Sigorta şirketleri daha düşük maliyetlerle karşılaşacak. Hastalar ise işlerinden kopmadan sağlık takibini sürdürebilecek.

RUJ GİBİ ÇANTADA TAŞINACAK

* Bu cihaz kadınlara ne tür avantajlar sağlayacak?

Teknolojinin en önemli katkısı erken ve doğru teşhis. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin bir ruj ya da fondöten gibi çantamızda taşınabilecek hale geleceğini öngörüyorum. Dünyada meme kanserini önlemeye yönelik 265 farklı ilaç var.

Ancak bunların kişiselleştirilmesinde hâlâ sınırlılıklar bulunuyor. Geliştirdiğimiz cihaz sayesinde tedavi sürecinde tümörlerin nasıl değiştiği takip edilebilecek. Yapay zekâ entegrasyonuyla henüz hasta olmayan bireyler dahi uzun vadeli risk analizlerinden geçebilecek.

3 DOLARDAN BİLE DAHA UCUZ

* Peki bu cihazın maliyeti ne olacak, kadınlar nasıl ulaşacak?

Şu anda ultrason cihazında tarama yapmak isteseniz yaklaşık 2 bin dolara mal olurken bizim cihaz bir fincan kahveden yani 3 dolardan bile daha ucuz olacak.

300 bin dolarlık cihazları ortadan kaldırıp küçücük hale getiriyoruz. Bu cihazın sadece memede değil diğer hastalıkların teşhisini de yapmak için farklı modelleri de olabilir. Kadın sağlığı yalnızca bireysel bir sağlık meselesi olarak değil, kalkınma meselesi olarak ele alınmalı.

Ben Türkiye’de de ABD’de de meme ultrasonu yaptığımda farklı sonuçlar alıyorum. Çünkü ultrason cihazları hâlâ 1960’ların cihazları. Biz bu cihazların birçok kadına ulaşmasını sağlamak istiyoruz.

KADINLARA ODAKLANIYORUM

* Şu anda özellikle odaklandığınız bir alan var mı?

Özellikle meme kanseri ve tüp bebek için çalışmalarımı yoğunlaştırıyorum. Daha çok kadın sağlığıyla ilgileneceğim. Bebek adımlarla bile olsa bu dünyaya katkı sunmamız gerekiyor.

Bir fark yaratmalıyız. Çok güzel bir kadın sağlığı merkezi kurdum. Bana yapma, etme diyen hocalarıma siz de burada çalışabilirsiniz diyorum. Kadın olarak dünyaya gelmek, kendin olabilmek zor. Bana soruyorlar senin için en zor olan nedir? Kendim olmak, kadın olmak.

Özellikle kadınlara seslenmek istiyorum. Size yönelik söylenen her şeyi kabullenmek zorunda değilsiniz. Hiç kimseyi memnun etmek zorunda değilsiniz. Erkekler de hem ekonomik hem sosyal anlamda kadınları desteklemeli. Kadınlara ruhen bedenen ve zihnen özgürlük sağlamayan hiçbir ülkenin gelişebileceğine inanmıyorum.

ATATÜRK’ÜN BAŞARIMDA BÜYÜK ETKİSİ VAR

* Sayısız ödül aldınız, başarınızda sürekli Atatürk'ün etkisinden bahsediyorsunuz, nedir başarının sırrı?

Karma eğitim almak. Oy kullanabilmek, erkeklerin var olduğu alanlarda okuyabilmek, makaleler yazmak, bunlar aslında hepsi modern bir ülkede yetişmenin sağladığı avantajlar… Bu anlamda Atatürk’ün başarımda büyük etkisi var.

Hiçbir şeyin çalışmadığı zamanlarda Atatürk gibi düşünmeye çalışıyorum. Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir diye bir sözü var. Amerika’da kendimi çok yalnız hissettiğim zamanlarda da hep aklıma bu gelmiştir. Yalnız değilsin çıktığın yola ve çalışmaya devam et diyorum.

* Türkiye’de gençlerde ciddi mutsuzluk umutsuzluk hali var, imkânı olan yurt dışına gitmek istiyor, nasıl görüyorsunuz gençlerin geleceğini?

Çok normal. Ben de öyle yaptım. Bir burs bulup bir an önce yapmak istediklerimi yapmaya çalışan hocaların yanında doktora yapmaya gittim. Fırsatları değerlendirip oraya doğru yönelmek gayet insani bir eylem. Fakat gençlerin çok umutsuz olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’ye geldiğimde Anadolu’daki şehirlerde gençlerle tanışmaya, konuşmaya çalışıyorum. Her şeye rağmen bana da çok büyük motivasyon oluyorlar. Kuşaklar arası çatışmalar olmasına rağmen birçok şeyden haberleri var.

Belirsizlik var, ‘ne olacak’ konusunda belki umutsuzluk olabilir. Çünkü gençler çok çabuk sıkılabiliyor. Bir oyunda yenildiklerinde başka bir oyuna geçiyorlar, bunu günlük yaşamlarında da yapıyorlar. Bu jenerasyonu anlayıp ona göre hareket etmek de çok önemli. Ülkelerin de yapması gereken en önemli şeylerden birisi bu. Bazen bir bardak kahve bile gençleri çok mutlu edebiliyor. Çok küçük şeylerle çok çabuk motive olabiliyorlar. Bu anlamda gençler için çok umutluyum.

HAK ARAMAK ZOR BİR EYLEM

* Siz gençlere neler önerirsiniz?

Hangi bölümü, hangi üniversitede okumak istiyorlarsa onu okusunlar. Hayat çok kısa o yüzden sevmedikleri bir işi yapmasınlar. Yeni jenerasyon bu anlamda zincirleri kırıyorlar. Çoğu zaman kendi isteklerini yapan çocuklar hoşuma gidiyor. Ancak böyle basamak atlayabiliriz. Küçülen dünyayı genişletebilmek için sürekli soru sormak gerekiyor. Bu coğrafyada soru sormak ve hak aramak biraz zor bir eylem. Bu coğrafyada var olan olasılıkların, imkânların ancak soru sorarak daha iyi elde edebileceklerini düşünüyorum. Gençler kendilerine benzemeyen insanlarla birlikte olup sohbet etmelerini öneririm.

HAYATA DAKİKALAR KALA TUTUNDUM

* Siz geçen yıl tam da bu dönemlerde ciddi bir beyin kanaması geçirdiniz, biraz o süreci anlatır mısınız, neler öğretti o dönem size?

Hayata dakikalar kala tutundum. Çok ciddi bir beyin kanaması geçirdim. Beklenmedik zamanda gelen, aynı zamanda beynimin sağ yarım küresi ile sol yarım küresinin çakıştığı bir dönemde. Bir tarafım hiç olmadığı kadar mutluydu. Diğer tarafım da yapmam gereken çok şeyler vardı. Küçücük oğlum var, milyonlarca öğrencime yetişmem gerekiyor diye karışık duygular yaşadığım bir süreçti. 3 dakika daha geç kalsaydım doktor bana hayatta olmayacağımı söyledi.

Onun için zaman çok önemli. O yüzden bundan sonra yaptığım çalışmaların bir an önce ticarileşmesini bir an önce şirketleşmesini ve tanımadığım milyonlarca kadının hayatına dokunması için çalışacağım. Güzelliğin, bilginin, sevmenin paylaştıkça arttığını düşünüyorum. Hayatta bazı şeyler iyi gitmezken bazı şeyler çok iyi gider. O çok iyi giden şeyleri paylaşıp özellikle kadınların kafasında ben de yapabilirim, ben de bu başarının bir parçası olabilirim fikrini uyandırmak istiyorum.