Warren Buffett’ın Gates Vakfı ile ilişkilerinde yaşanan gerilimin ardından yıllık bağışını Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in vakfı yerine kendi çocuklarının hayır kuruluşlarına yönlendirme kararı, milyarderlerin bağış yöntemleri hakkında yeni bir tartışma başlattı.

Yaklaşık 140 milyar dolarlık servetin neden bu kadar hızlı şekilde aile vakıflarına aktarıldığı sorgulanırken, bazı çevreler Buffett’ın bu hamleyle vergiden kaçınmayı amaçladığını savundu. Bazıları ise servetin vakıflarda tutulmasının, yardım kuruluşlarına ve ihtiyaç sahiplerine yapılacak ödemeleri yavaşlatabileceğini öne sürdü.

Ancak büyük bağışçılara danışmanlık yapan, vergi hukuku üzerine çalışan ve vakıf yönetimlerinde görev alan uzmanlara göre Buffett örneğinde temel mesele, vergi avantajından çok bağışların hangi yöntemle ve ne ölçüde şeffaf biçimde dağıtıldığı.

VERGİ AVANTAJI GERÇEK ANCAK TARTIŞMANIN MERKEZİNDE DEĞİL

Fortune'a konuşan University of Richmond Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Allison Tait’e göre, bir milyarderin değer kazanmış hisselerini satmak yerine doğrudan bir vakfa bağışlaması birden fazla vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırıyor.

Bağışlanan hisseler kişinin vergilendirilebilir mirasından çıkarıldığı için ölüm sonrasında ödenmesi muhtemel miras vergisi azalıyor. Hisseler satılmadığı için satış sırasında doğacak sermaye kazancı vergisi de ödenmiyor.

Tait, büyük servetlerin doğrudan mirasçılara bırakılmasının ya da kişisel mal varlığında tutulmasının yüksek miras vergisi riski yarattığını, hisselerin vakfa aktarılmasının ise bu varlıkları vergi hesabının dışına çıkardığını belirtti.

En büyük avantajın sermaye kazancı vergisinden kaynaklandığı ifade edildi. ABD’de en yüksek vergi dilimindeki bir yatırımcı, uzun vadeli sermaye kazancı için yüzde 20, buna ek olarak yüzde 3,8 net yatırım geliri vergisi ödüyor. Böylece toplam vergi oranı yüzde 23,8’e ulaşıyor.

Buffett gibi hisselerini onlarca yıl önce çok düşük fiyatlardan alan yatırımcılar için mevcut değerin neredeyse tamamı vergilendirilebilir kazanç anlamına geliyor. Ancak hisselerin satılmak yerine bağışlanması durumunda bu vergi doğmuyor.

Tait, Buffett’ın servetini aile vakıflarına aktarmasıyla, hisselerin daha sonra nasıl satılacağına bağlı olarak 33 milyar ila 56 milyar dolar arasında vergi yükünden kaçınabileceğini hesapladı.

MİRAS VERGİSİ KONUSUNDAKİ TUTUMU ELEŞTİRİLDİ

Buffett’ın uzun süredir güçlü bir miras vergisini savunması, buna karşın kendi serveti için vergi avantajlarından yararlanması eleştirilere neden oldu.

Buffett, 2007 yılında ABD Senatosu Finans Komitesi’nde yaptığı konuşmada hanedan servetinin liyakate dayalı sisteme zarar verdiğini ve fırsat eşitliğinin gerilediğini söylemişti.

Tait’e göre Buffett, mevcut yasal araçlardan yararlanırken aynı zamanda bu boşlukların kapatılmasını savunduğunu ileri sürebilir. Ancak bu ölçekte vergiden kaçınmanın, savunduğu reformların inandırıcılığını zayıflattığı görüşü de dile getiriliyor.

HAYIR AMAÇLI DEVİRLER VERGİDEN MUAF

Northern Trust Wealth Management Baş Vergi Stratejisti Jane Ditelberg, hayır kurumlarına yapılan vasiyetlerin miras vergisinden tamamen düşülebildiğini belirtti.

Ditelberg’e göre vergi yükümlülüğünü ortadan kaldıran temel unsur, servetin bir hayır kurumuna aktarılması. Vergiden muaf kuruluşlar sermaye kazancı vergisi ödemiyor. Hayır amaçlı devirler de 1918 tarihli Gelir Yasası’ndan bu yana miras ve bağış vergisinden muaf tutuluyor.

Değer kazanmış menkul kıymetlerin doğrudan bağışlanmasının verimli bir yöntem olduğunu belirten Ditelberg, vakfın, hisselerin önce satılıp vergi sonrası gelirin bağışlanmasına kıyasla daha yüksek bir tutar alabildiğini ifade etti.

Uzmanlara göre Buffett’ın olası bir vergi değişikliğinden önce hareket etmeye çalıştığı yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmıyor.

Temmuz 2025’te imzalanan “One Big Beautiful Bill Act” ile miras vergisi muafiyeti kişi başına kalıcı olarak 15 milyon dolara çıkarıldı. CoSpire Consulting’in kurucusu ve vakıf yönetim kurulu danışmanı Janetta Cravens, düzenlemenin Buffett üzerindeki zaman baskısını artırmak yerine azalttığını söyledi.

ASIL FARK PARANIN NASIL TUTULDUĞUNDA

Uzmanlara göre, Buffett’ın bağışlarını diğer milyarderlerin bağışlarından ayıran asıl unsur vergi sonucu değil, açıklama yükümlülüğü ve ödeme oranı.

Buffett’ın kullandığı özel vakıflar, yaptıkları tüm hibeleri yıllık vergi formlarında kamuoyuna açıklamak zorunda. Bu vakıfların ayrıca varlıklarının en az yüzde 5’ini her yıl dağıtması gerekiyor. Aksi halde eksik kalan tutar üzerinden özel tüketim vergisi uygulanıyor.

Eleştirmenler, yüzde 5’lik alt sınırın servetin vakıflarda uzun süre tutulmasına olanak tanıdığını savunuyor. Vakıfların personel ve idari giderleri de bu orana dahil ederek varlıklarını süresiz şekilde büyütebildiği öne sürülüyor.

Ultra Philanthropy’nin kurucusu Jack Lewars, bu eleştirinin genel olarak haklı olabileceğini ancak Buffett’ın vakıfları için geçerli olmadığını söyledi.

Inside Philanthropy verilerine göre son beş yıllık ortalama ödeme oranı Susan Thompson Buffett Vakfı’nda yaklaşık yüzde 41, Howard G. Buffett Vakfı’nda yüzde 59, Sherwood Vakfı’nda ise yüzde 87 seviyesinde bulunuyor.

Lewars, Buffett’ın aile vakıflarının klasik yatırım fonları gibi değil, faaliyet gösteren yardım kuruluşları gibi harcama yaptığını belirtti.

Buffett’ın Gates Vakfı’na yaptığı bağışlarda da paranın ulaştığı yıl içinde harcanması şartı bulunuyordu. Lewars, bu nedenle Buffett’ın parasını vakıflarda bekletmekle suçlanmasının adil olmadığını ifade etti.

BAĞIŞÇI TAVSİYELİ FONLAR DAHA AZ ŞEFFAF

Uzmanlara göre daha büyük risk, Buffett’ın tercih etmediği bağışçı tavsiyeli fonlarda bulunuyor.

Genellikle finans kuruluşları tarafından yönetilen bu hesaplar, bağışçıya peşin vergi avantajı sağlıyor. Ancak bu fonlarda zorunlu ödeme oranı bulunmuyor ve yapılan bağışların açıklanması gerekmiyor.

Buffett ailesinin vakıfları ise her yıl ne kadar bağış yaptıklarını kamuoyuna bildirmek zorunda. Uzmanlara göre bu durum, Buffett’ın bağış modelini diğer birçok milyarderin tercih ettiği yöntemlerden ayırıyor.

Cravens, açıklama yükümlülüğü ve zorunlu ödeme tabanına sahip bir yapının alternatifinin çoğu zaman daha demokratik bir bağış sistemi değil, daha az hesap verebilir bir model olduğunu söyledi.