20 yıl sonra eski günlerine döndü: Yeniden canlandı
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklıktan etkilenen ve bu nedeniyle yıllardır susuz kalan menderesler, bu yılki yağışlarla yeniden hayat buldu. Uzmanlar, 20-25 yıl sonra akan pınarların bölge için kritik bir dönüşüm olduğuna dikkat çekiyor.
Küresel kuraklığın etkisiyle kuruma noktasına gelen Diyarbakır, Bingöl ve Mardin’deki menderesler, bu yıl artan kar ve yağmur yağışlarıyla yeniden su tuttu. Canlanan su kaynakları hem tarım hem de hayvancılık için umut olurken, bölgeye gelen kuş türleri için de hayati rol oynuyor.
Yaz aylarında yerleşim yerlerinin su, çevresindeki ovalarla da otlak ihtiyacını karşılayan menderesler kış aylarında beklenenin üzerinde yağan kar ile uzun süre beyaz örtüyle kaplandı.
Mendereslerdeki su seviyesi, karların erimesi ve mart ayında düşen yağmurla arttı.
Mevsimsel yağışlarla canlanan menderesler tarım ve hayvancılıkta verim artışı için umut, suyundan beslenen canlılara ise adeta can suyu oldu.
Kıvrımlı yapılarıyla 4 mevsim bölgeye görsel güzellik katan menderesler dronla görüntülendi.
Diyarbakır'ın Hani ilçesinde kuraklık nedeniyle kuruyan menderesler de kar ve yağmur sularıyla yeniden canlanarak, güzel görüntü oluşturdu.
Dicle Üniversitesi (DÜ) Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Karakaş, son dönemlerde etkili olan yağışların bölgede kuraklık endişesine karşı bir rahatlama sağladığını söyledi.
Karakaş, kar ve yağmurun irili ufaklı akarsu ve derelerin debilerinde yükselme sağladığını ifade ederek, debisi artan su kaynaklarının menderesleri de beslediğini belirtti.
Mendereslerin bölgeye sunduğu görsel güzelliğin yanı sıra hayvanlar için de yaşam kaynağı olma özelliği taşıdığını anlatan Karakaş, "Örneğin kuşlar için önemli beslenme alanı olarak işlev görüyor. Yağışlar bu şekilde devam ederse mendereslerin devamlılığı ve canlılığı daha da artmış olacak. Bu alanlar göç döneminde bölgeye gelen pek çok kuş türü için hayati öneme sahip." dedi.
Son yılların en yoğun kar yağışının gerçekleştiği Bingöl'de de su kaynakları canlandı.
Kentin birçok noktasında olduğu gibi Sancak beldesindeki ovada da bir bölümü halen karla kaplı olan menderesler, hayvancılığın geniş meralarda yapılmasına olanak sağlıyor.
Yöre halkının yaz aylarında tarlasını suladığı, balık tuttuğu ve etrafında hayvanlarını otlattığı menderesler, kıvrım kıvrım akarak güzel manzaralar oluşturuyor.
Bingöl Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatma Esen, bu yıl Türkiye genelinde yağış değerlerinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
Esen, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) verilerine göre 2026 kış döneminde (aralık-şubat) 300,8 milimetre yağış düştüğünü ifade ederek, bu değerin Türkiye'de kış mevsimi ortalaması olarak kabul edilen 205,3 mm ile kıyaslandığında yüzde 47'lik bir yağış artışı olduğunu gösterdiğini söyledi.
"Ekim ve şubat ayları arasındaki 5 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 75'lik bir yağış artışı dikkati çekmekte. Yine MGM verilerine baktığımızda şubat ayında düşen yıllık yağış ortalaması 60 milimetre iken geçtiğimiz şubat ayında 136,6 milimetrelik bir yağış değeri görüldü. Bu değer baz alındığında geçtiğimiz şubat son 66 yılın en yağışlı şubat ayı olarak dikkat çekmekte." ifadelerini kullanan Esen, bu bölgede yani Akdeniz havzasında küresel iklim değişikliğinin yansımalarının aynı yıl içerisinde görülen farklı sıcaklık ve yağış değerleri, ekstrem olaylardaki değişimlerle gözlemlendiğini kaydetti.
Esen, geçen yıl yaz mevsiminin oldukça kurak geçtiğini, bu yıl kış aylarının oldukça yağışlı olduğunu anlatarak, bir yıl içinde düşmesi gereken yağışın birkaç saat içerisinde düşerek sel ve taşkınlara neden olmasının küresel iklim değişikliğinin bölgedeki yansımaları olduğunu belirtti.
Mevsimsel yağışların bölgeye etkilerine değinen Esen, şunları kaydetti:
"Yağışlar bölgede bitki örtüsünün zenginleşmesine, meralardaki otlak ve çayırların daha gür ve verimli olmasına, nemi de desteklediği için tarımsal üretimin güçlenmesine olanak sağlayacak. Bulunduğumuz bölgede meraların bu yıl yağış değerlerinin yüksek olması ile beraber güçlenmesi hayvancılık ve tarımsal üretimin artmasına etki edecek. Yağış değerlerinin yüksek olması hem yer altı hem de yer üstü su kaynaklarının beslenmesine katkı sağlayacak. Akarsular akış miktarı gibi su depolama alanları olan özellikle göletler ve barajlarda su artışına neden olarak önümüzdeki yıl olası bir kurak evrenin bile tolere edilmesine katkı sağlayacak. Yağış değerlerinin yüksek olması hem yer altı hem de yer üstü su kaynaklarının beslenmesine katkı sağlayacak, sulama stresini azaltacak. Dolayısıyla bu yıl hayvancılık ve tarım açısından değerlendirdiğimizde oldukça verimli bir yıl olabileceğini söyleyebiliriz."
Yoğun yağış alan Mardin'de de canlanan su kaynakları doğal hayata önemli katkı sunuyor.
Savur ilçesine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunan, etrafındaki bitki örtüsü ve suyunun berrak akmasından dolayı "Yeşilsu" olarak nitelendirilen Savur Çayı havzasındaki söğüt, ceviz ve çeşitli meyve ağaçları havadan görüntülendi.
Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Rektör Yardımcısı, Kızıltepe Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Doğan, son 5 aya bakıldığında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yoğun ve aralıksız yağışın olduğunu söyledi.
Yer altı su havzalarında, barajlarda, göletlerde ve akarsularda bu yağışlar sayesinde su yoğunluğu gözlemlendiğini ifade eden Doğan, bu yoğunluğun bölgedeki barajlar üzerinde de çok olumlu etkiler sağladığını belirtti.
Mendereslerin su seviyesinde de artış sağlandığına işaret eden Doğan, homojen yağışların su rezervlerini artırarak, bitki örtüsü ve bitkisel üretimde de verimi yükselteceğini kaydetti.
Doğan, "Yaklaşık 20-25 yıldır akmayan sularımızın, pınarlarımızın şu an aktığını görüyoruz. Bunun çayırlara ve meralara çok olumlu etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Her taraf yemyeşil. Meyve ağaçlarına olumlu etkileri söz konusu. Bazı ağaçlar kuraklık nedeniyle meyve vermemeye başlamıştı. Bölgemizde bağcılık yapılıyor. Bağlar kuruma noktasına gelmişti. Su havzalarının canlanmasıyla bağlar kendini toparlamaya başladı." dedi.