Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, Şampiyonlar Ligi’nde yarın Inter ile karşılaşacakları maç öncesinde Ukrayna’daki savaşın takımı nasıl etkilediğini anlattı.
La Gazzetta Dello Sport'a röportaj veren Turan, Avrupa deplasmanlarına yalnızca tren ve otobüsle gidebildiklerini belirterek şunları söyledi:
"Sadece tren ve otobüsle seyahat edebiliyoruz. Avrupa deplasmanlarına gitmemiz 14 ila 16 saat sürüyor. Bunu mazeret olarak göstermiyorum ama bu durumu normalmiş gibi de kabul edemeyiz.”
Arda Turan, bir buçuk yıldır Shakhtar Donetsk’in başında bulunuyor. Onlarca yıldır Doğu Avrupa futbolunun boyun eğmeyen son kalelerinden biri olan Ukrayna ekibi, Şampiyonlar Ligi’nde mücadelesini sürdürüyor.
Shakhtar’ın kadrosunda yaklaşık bir düzine Brezilyalı futbolcu yer alıyor. Takımın yaş ortalaması da oldukça düşük.
İLK SEZONDA LİG ŞAMPİYONLUĞU
Turan, göreve geldiğinde nasıl bir kadroyla karşılaştığını ve takımın oyun anlayışını şu sözlerle anlattı:
“Göreve geldiğimde yetenekli oyunculardan oluşan ancak güçlü bir takım kimliği oluşturmaya ihtiyaç duyan bir kadro buldum. İlk sezonumuzda lig şampiyonluğunu kazandık ve Konferans Ligi’nde yarı finale yükseldik. Şimdi ise Şampiyonlar Ligi seviyesinde de mücadele edebileceğimizi göstermek istiyoruz.”
“Bu düzeyde maçların sonucunu çoğu zaman küçük ayrıntılar belirliyor. Vücudunuzu yanlış konumlandırmanız bile size pahalıya mal olabiliyor. İnandığımız bir oyun sistemimiz var. Sahada ne yapmamız gerektiğini her zaman biliyoruz. Oyunu kontrol etmek, topa sahip olmak ve topu kaybettiğimiz anda hemen reaksiyon göstermek istiyoruz. Sportif açıdan bakıldığında başardığımız şey gerçekten çok zor. Yine de bunun bir mazeret olarak görülmesini istemiyorum.”
AVRUPA YOLCULUKLARI 16 SAATE KADAR SÜRÜYOR
Savaşın takıma etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Turan, uzun yolculukların oyuncuların toparlanma ve antrenman süresini kısalttığını söyledi:
“Evet. Saatlerce otobüslerde ve trenlerde yolculuk yapıyoruz. Oyunculara toparlanmaları için yeterli zaman kalmıyor. Antrenman yapacak zaman bulmakta bile zorlanıyoruz. Avrupa maçları için yaptığımız yolculuklar ortalama 14 ila 16 saat sürüyor. Bazen evimize bile dönemiyoruz.”
“Yalnızca maçların getirdiği fiziksel yükü değil, bu yolculukların yarattığı yorgunluğu da hesaba katmak zorundayız. Bilimsel açıdan bakıldığında böyle bir maç takvimini sürdürmek neredeyse imkânsız. Genç bir takımız ve deneyimi az olan oyuncular sakatlıklara daha açık. Kulübüme teşekkür ediyorum. Bazen savaşın üzerimizdeki etkisini en aza indirmek için inanılmaz planlar hazırlıyorlar.”

“DÜNYANIN BUNU BİLMESİ GEREKİYOR”
Shakhtar Donetsk, 10 yılı aşkın süredir Donetsk’e gidemiyor. Bu konuda konuşan Turan, Ukrayna halkının yaşadıklarına dikkat çekti:
“Tekrar söylüyorum, bunu mazeret olarak göstermek istemiyorum. Ancak aynı zamanda bu durumu normalmiş gibi kabul edemeyiz. Ukrayna’da savaş var. Her gün insanlar ölüyor ve dünyanın bunu bilmesi gerekiyor.”
“Buradaki insanlar inanılmaz bir güç ve direnç gösteriyor. Yaşama sevinçlerini kaybetmediler. Bir geceyi sığınakta geçirdikten sonra ertesi sabah çıkıp işe gidebiliyor, çocuklarını okula götürebiliyorlar. Hayatın durmasına izin vermiyorlar. Böylesine güçlü bir halkın karşısında bizim şikâyet etmemiz haksızlık olur. Futbol, bu insanlara birkaç saatliğine de olsa mutluluk verebilir. Biz sadece bir futbol takımı değiliz, bir ülkenin umudunu temsil ediyoruz.”
8 YAŞINDAKİ ROMAN’DAN HAYAT DERSİ
Turan, kendisini en çok etkileyen hikâyeyi anlatırken geçen yıl kendi sahalarında LNZ’ye 4-1 yenildikleri maçı hatırlattı:
“Geçen yıl kendi sahamızda LNZ’ye 4-1 yenildik. Maçtan bir gün önce Lviv ağır bir saldırıya uğramış, insanlar geceyi sığınaklarda geçirmişti. Maçın ardından çok öfkeliydim. Bir anda karşımda 8 yaşında bir çocuk buldum. Adı Roman’dı. Shakhtar taraftarıydı. Evi bombalanmış, annesini kaybetmiş ve 35 ameliyat geçirmişti.”
“Bana, ‘Hocam, üzülme. Hayatta güzel günler de var, kötü günler de. Yoluna devam etmelisin.’ dedi. Yaşadığı onca şeyden sonra geleceğe böyle bakabilmesi olağanüstüydü. O gün Roman’dan hayatımın en önemli derslerinden birini aldım.”
“Mesleğimize saygı duymalı ve insanları mutlu etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Ancak futbolun bir oyun olduğunu, gerçek hayatın ise bundan çok daha büyük olduğunu asla unutmamalıyız. Roman bana bunu hatırlattı. Hâlâ görüşüyoruz ve fırsat buldukça bir araya geliyoruz.”

SIĞINAKTA GEÇEN ANLAR
Hava saldırısı alarmlarında sığınağa inmek zorunda kaldıklarını anlatan Turan, o anlarda ne hissettiğini şöyle açıkladı:
“Bunu yaşamadan anlamanız mümkün değil. Alarm çaldığında kendinizi değil, ailenizi, oyuncularınızı ve onların sevdiklerini düşünüyorsunuz. Isaque’yi PSV karşısında ilk Şampiyonlar Ligi maçına çıkarken izlediğimde telefonumdaki bir fotoğraf aklıma geldi. Bombardıman sırasında otelin lobisinde uyumaya çalışan Isaque’nin üzerini bir battaniyeyle örtüyordum. Tıpkı kendi çocuklarıma yapacağım gibi. O fotoğraf aslında bizim nasıl bir takım olduğumuzu anlatıyor. Birbirimize sahip çıkıyor ve yolumuza devam ediyoruz."
BREZİLYALI OYUNCULAR VE GENÇ KADRO
Shakhtar’ın Turan döneminde de Avrupa’nın Brezilyalı takımı olmayı sürdürdüğü hatırlatıldı. Turan, kulübün futbol kimliğine vurgu yaptı:
“Oyuncularıma her zaman ‘Shakhtar gibi oynayın.’ diyorum. Bunun sıradan bir söz olduğunu düşünmüyorum çünkü kulübümüzün yıllardır oturmuş bir futbol kimliği var. Brezilyalı oyuncular buraya büyük bir potansiyelle geliyor. Biz de onların yeteneklerini, daha fazla fiziksel temas ve ikili mücadele gerektiren modern futbolun ihtiyaçlarına göre geliştirmeye çalışıyoruz.”
Genç oyunculara yaklaşımını da anlatan Turan, Galatasaray’da Frank Rijkaard ile yaşadığı bir anıyı paylaştı:
“Genç oyuncularıma, oyun sistemimize bağlı kaldıkları sürece sınırsız hata yapma hakkı tanıyorum. İlkelerimize uygun hareket ederken hata yapan hiçbir oyuncumu suçlamam. Çünkü 18-19 yaşlarındayken ben de futbolu farklı görüyordum. Her şeyi yeteneğimle çözebileceğimi düşünüyordum.”
“Galatasaray’da Frank Rijkaard teknik direktörümüzdü. Antrenmanlarda herkesi çalımlıyordum. Bir gün Frank antrenmanı durdurdu ve bana şöyle dedi: ‘Arda, kendi yarı sahanın ilerilerinde 10 kişiyi çalımlamanın ne anlamı var? Kendine güveniyorsan bunu rakip kaleye yakın bölgelerde yap. Asıl önemli olan orası.’”

SIMEONE, LUIS ENRIQUE VE FATİH TERİM
Turan, teknik direktörlüğünde ilham aldığı isimleri tek tek sıraladı:
“Savunma açısından Simeone’den çok şey öğrendim. Pozisyon alma, takımın kompakt kalması, pres ve pas kanallarını kapatma gibi konularda ondan yararlanıyorum. Hücumda ise yerleşik savunmalara karşı çözüm üretme konusunda Luis Enrique’den ilham alıyorum. Oyuncularla ilişkiler ve stres yönetiminde Fatih Terim’i örnek alıyorum.”
“Sezon öncesi hazırlıklarda Profe Ortega’dan, duran topların organizasyonunda ise Mono Burgos’tan öğrendiklerimi kullanıyorum. Ancak bir teknik direktör yalnızca tek bir kişinin etkisinde kalarak kendi kimliğini oluşturamaz. Herkesten bir şeyler öğrenir, sonra bunları kendi sisteminize uyarlarsınız.”
MOTİVASYON YAKLAŞIMI
Simeone’nin Atletico Madrid’de oyuncularına Al Pacino’nun Any Given Sunday filmindeki konuşmasını izlettiği hatırlatılan Turan, kendi motivasyon yöntemini şöyle anlattı:
“Başarılı olmak istiyorsanız konfor alanınızdan çıkmalısınız. Shakhtar’a gelmemin nedenlerinden biri de buydu. Motivasyon yalnızca maç öncesinde yapılan konuşmalardan ibaret değildir. Bazen sessizlik, bir şarkı, bir film, bir hikâye ya da bir oyuncuyla yapılan kısa ve samimi bir sohbet, tahmin ettiğinizden çok daha büyük etki yaratabilir.”
“Oyuncularımın içinde bulunduğumuz gerçeklerle bağ kurmasını istiyorum. Neden burada futbol oynuyoruz? Bu insanlara karşı nasıl bir sorumluluğumuz var? Bu soruların yanıtlarını bulduğunuzda motivasyon artık dışarıdan gelmez, içinizden doğan bir güce dönüşür.”
INTER VE CHIVU DEĞERLENDİRMESİ
Yaklaşık 12 yıl önce Inter’e transfer olmaya çok yaklaşan Turan, İtalyan ekibinde oynamak isteyip istemeyeceği sorusuna şu yanıtı verdi:
“Inter, dünya futbolunun en büyük markalarından biri. Ancak futbolculuk kariyerim artık geçmişte kaldı. Sürekli ‘Şöyle olsaydı ne olurdu?’ diye düşünmek doğru olmaz. Inter’e saygı duyuyor ve hayranlık besliyorum ama ben bugünün tadını çıkarıyorum.”
Turan, Cristian Chivu yönetimindeki Inter hakkında da konuştu:
“Geçen yıl inanılmaz bir iş başardı. Yeniden kazanmak kolay değil. Özellikle de dünyanın en zorlu liglerinden biri olan Serie A’da. Inter’in sahada ortaya koyduğu enerjiye baktığımda Chivu ile oyuncuları arasında çok güçlü bir bağ olduğunu görüyorum. Cristian’ın en beğendiğim özelliklerinden biri de bu. Bu seviyede böyle bir bağ, takıma fazladan güç kazandırabilir. Inter, mücadele ettiği her kulvarda şampiyon olabilecek kapasitede bir takım.”
Inter’in zayıf yönlerine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Bunları kamuoyu önünde konuşmayı saygısızlık olarak görüyorum. Tek umudum, onların zayıf noktalarını tespit edip bunlardan yararlanabilmemiz.”
HAKAN ÇALHANOĞLU İLE KARŞI KARŞIYA
Birçok kez aynı takımda forma giydiği Hakan Çalhanoğlu’na bu kez teknik direktör olarak rakip olacak Turan, millî takım kaptanı için şunları söyledi:
“Hakan benim için eski bir takım arkadaşından çok daha fazlası. O benim kardeşim. Türkiye Millî Takımı’nın kaptanı. Ona karşı çok büyük bir sevgim var. Sahada olağanüstü bir oyuncu. Oyunun temposunu kontrol ediyor, baskı altındayken bile her zaman doğru kararı veriyor. Gerçek bir lider. Ona karşı oynamak her zaman zor. Ama ben bu hikâyenin duygusal tarafına bakmayı tercih ediyorum. Türk futbolunu en üst düzeyde temsil etmiş iki insan bu kez karşı karşıya gelecek.”
ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE FAVORİLER
Turan, Şampiyonlar Ligi’nde favori gördüğü takımları da açıkladı:
“PSG ve Bayern Münih favori. Barcelona sürpriz yapabilir, Inter de çok ileriye gidebilir. Ama bir takım seçmem gerekirse Atletico Madrid’in kazanmasını isterim.”
KRAMPON SORUSUNA GÜLEREK YANIT
2015'teki Atletico Madrid-Barcelona maçında kramponunu dördüncü hakeme fırlattığı olay hatırlatılan Turan’a, oyuncularından biri aynı şeyi yapsa ne söyleyeceği soruldu:
“‘Yeter ki isabet ettirme.’ derdim.” (Gülüyor.) Şaka bir yana, teknik direktör olduğunuzda sorumluluklarınız artıyor. Oyuncum öfkelenmekte haklıysa onu anladığımı söylerim. Yanlış olan yalnızca öfkesini ifade etme biçimi olur.”
Kendisi için bir dönem “Arda Turan, savaşçı gibi oynayan bir Beckham.” diye yazıldığı hatırlatılan Turan, günümüzde kendisine benzettiği futbolcuyu da açıkladı:
“Bazen Alex Baena’yı kendime benzetiyorum. Gerçi o, benim olduğumdan daha fazla golü düşünen ve daha agresif bir oyuncu. Benim için söylenen o söz ise oldukça gurur verici. Umarım dış görünüşümü de kastetmişlerdir."
Arda Turan Stamford Bridge'te yine tarih yazdı. İlk Şampiyonlar Ligi galibiyetini aldıFutbol
A Milli Takım'a yeni hoca adayı. TFF'nin planı belli olduFutbol
Arda Turan Şampiyonlar Ligi'nde bir ilki başardıFutbol