ABD Bankası JPMorgan, Orta Doğu’daki çatışmaların Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin enflasyon, büyüme, cari açık ve bütçe dengesi görünümünü olumsuz etkilediğini ancak yılın ikinci yarısına yönelik en büyük risklerin geride kalmış olabileceğini bildirdi.
JPMorgan Gelişen Piyasalar Ekonomisti Fatih Akçelik tarafından hazırlanan “2026’nın İkinci Yarısında Türkiye’nin Makroekonomik Görünümü: Sakin Kal ve Devam Et” başlıklı raporda, Türkiye ekonomisine ilişkin 2026 ve 2027 tahminlerine yer verildi.
Raporda, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatlarını yükselterek enflasyon ve cari açık görünümünü bozduğu, faizlerin daha uzun süre yüksek kalmasının finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik faaliyeti yavaşlattığı belirtildi.
Akaryakıttaki eşel mobil sistemi ile elektrik ve doğal gaz sübvansiyonlarının enerji şokunun tüketici üzerindeki etkisini sınırladığı ancak kamu bütçesi üzerindeki yükü artırdığı ifade edildi.
JPMorgan, çatışma öncesinde yüzde 4,4 olan 2026 büyüme tahminini yüzde 3’e düşürdü. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24’ten yüzde 29’a, politika faizi tahmini yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltildi.
Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranına ilişkin tahmin yüzde 3,5’ten yüzde 4’e çıkarılırken, cari açığın milli gelire oranı tahmini de yüzde 1,8’den yüzde 2,8’e yükseltildi.
ENERJİDEKİ EN BÜYÜK RİSKLERİN SINIRLANDIĞI DEĞERLENDİRMESİ
Raporda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının, 2026’nın ikinci yarısında enflasyon ve cari açığa yönelik riskleri azalttığı belirtildi.
Brent petrol fiyatlarının vadeli işlem piyasasındaki eğilimi izlemesi halinde yılın ikinci yarısında enerji kaynaklı ilave risklerin sınırlı kalacağı öngörüldü.
JPMorgan’ın hesaplamasına göre, Brent petrolün varil fiyatında meydana gelecek 10 dolarlık artış, Türkiye’de enflasyonu 1,2 puan yükseltirken cari açığı yaklaşık 6 milyar dolar artırıyor.
Banka, 2026’nın ikinci yarısında ortalama Brent petrol fiyatının 72 dolar, yıllık ortalama döviz sepetinin ise 51,4 olması durumunda yıl sonu enflasyonunu yüzde 29, cari açığı da 48 milyar dolar olarak hesapladı.
Brent petrolün ikinci yarı ortalamasının 60 dolara gerilemesi ve döviz sepetinin 49 seviyesinde kalması halinde enflasyonun yüzde 26’ya kadar düşebileceği belirtildi. Petrol fiyatının 85 dolar, döviz sepetinin 54 olması durumunda ise enflasyonun yüzde 32,3’e ulaşabileceği kaydedildi.
Cari açığın seyri açısından da petrol fiyatları ile Türk lirasındaki reel değerlenmenin belirleyici olacağı ifade edildi. Brent petrolün 60 dolar ve Türk lirasındaki reel değerlenmenin yüzde 2,5 olması halinde cari açığın 40,8 milyar dolar, petrolün 85 dolara çıkması ve reel değerlenmenin yüzde 7,5’e ulaşması durumunda ise 60,3 milyar dolar olabileceği hesaplandı.
İKİNCİ ÇEYREKTE BÜYÜME ZAYIFLADI
JPMorgan, öncü göstergelerin Türkiye ekonomisinde 2026’nın ikinci çeyreğinde düşük büyümeye işaret ettiğini bildirdi.
Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre, otomobil satışları ikinci çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 3,8 azaldı. İthal otomobil satışlarındaki düşüş yüzde 6,4’e ulaştı.
Vergi ve bireysel emeklilik sistemi ödemeleri hariç reel kart harcamaları da aynı dönemde çeyreklik bazda yüzde 1,6 geriledi.
Banka, zayıf ekonomik büyümenin dezenflasyona katkı sağlayacağını ancak enflasyon sorununun çözülmesi için tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.
KUR VE ASGARİ ÜCRET ENFLASYONDA BELİRLEYİCİ OLACAK
JPMorgan’ın enflasyon duyarlılık analizine göre, döviz kurundaki yüzde 10’luk artış tüketici enflasyonunu 3,5 puan yükseltiyor.
Asgari ücretteki yüzde 10’luk artışın enflasyona etkisi 3 puan, Brent petrol fiyatındaki 10 dolarlık yükselişin etkisi ise 1,2 puan olarak hesaplandı.
Üretim açığındaki 1 puanlık değişimin enflasyon üzerindeki etkisi 0,5 puanla sınırlı kaldı.
Raporda, ekonomide dört çeyrek boyunca devam edecek 1 puanlık negatif üretim açığının enflasyonu yalnızca 0,5 puan düşürebileceği belirtildi.
Bu nedenle 2026’nın ikinci yarısındaki enflasyon görünümünün ağırlıklı olarak döviz kuru, asgari ücret ayarlamaları, gıda ve enerji fiyatları tarafından şekillendirileceği ifade edildi.
ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ YÜZDE 30 CİVARINDA
JPMorgan, düşük kur oynaklığı sayesinde döviz kurundan enflasyona geçişkenliğin geçmiş dönemlere kıyasla sınırlı kaldığını ancak enflasyon eğiliminin yüksek seyrini sürdürdüğünü bildirdi.
Mevsim etkilerinden arındırılmış ve yıllıklandırılmış üç aylık medyan enflasyon göstergesinin 2025 ve 2026’nın ilk yarısında yaklaşık yüzde 30 seviyesinde kaldığı belirtildi.
Enflasyon momentumundaki katılığın, 2026’nın ikinci yarısında faiz indirimlerinin ölçülü ve temkinli biçimde yapılmasını gerektirdiği kaydedildi.
JPMorgan, yıl sonunda tüketici enflasyonunun yüzde 29’a gerilemesini, TCMB politika faizinin ise yüzde 35 seviyesinde oluşmasını bekliyor.
Raporda, 2027 sonunda enflasyonun yüzde 25’e, politika faizinin de yüzde 30’a gerileyeceği tahmin edildi.
CARİ AÇIK VE ENFLASYON TEMKİNLİ FAİZ İNDİRİMİ GEREKTİRİYOR
Raporda, cari açığın doğrudan yabancı yatırımlar ve net hata noksan kalemiyle birlikte değerlendirildiği temel dengenin, geçmişte döviz kuru krizlerinin yaşandığı dönemlerdeki seviyelere yaklaştığı ifade edildi.
Bununla birlikte, daha düşük petrol fiyatları ile 2026’nın ikinci yarısında ekonomik büyümenin yavaşlamasının temel dengedeki bozulmanın daha da derinleşmesini engelleyeceği öngörüldü.
JPMorgan, kalıcı dezenflasyon için faiz dışı fazla, faizlerin daha uzun süre yüksek tutulması ve ihtiyatlı bir gelir politikasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Raporda, siyasi takvim nedeniyle söz konusu koşulların 2026’nın ikinci yarısı ve 2027’de sağlanmasının düşük olasılık olarak değerlendirildiği aktarıldı.
ASGARİ ÜCRET ARTIŞI 2027 GÖRÜNÜMÜNDE KRİTİK OLACAK
JPMorgan, asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farkın 2026 sonunda yüzde 35’e ulaşmasını bekliyor.
Aralık ayında yapılacak asgari ücret artışının büyüklüğünün, seçimlerin zamanlaması ve seçim öncesinde izlenecek ekonomi politikaları açısından sinyal niteliği taşıyacağı belirtildi.
Raporda, Aralık 2026 sonunda asgari ücretin yüzde 30 veya daha yüksek oranda artırılması, 2027’ye yönelik emekli aylığı artışları ve genel temel gelir ödemelerine ilişkin açıklamalar, izlenmesi gereken gelişmeler arasında sıralandı.
2026 BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 3
JPMorgan, Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 3,6 büyümesinin ardından 2026’da yüzde 3 büyüyeceğini tahmin etti. Büyümenin 2027’de yüzde 4,6’ya hızlanması bekleniyor.
Yıllık ortalama enflasyonun 2025’teki yüzde 34,9 seviyesinden 2026’da yüzde 30,8’e, 2027’de ise yüzde 24,6’ya gerileyeceği öngörüldü.
Yıl sonu enflasyon tahminleri 2026 için yüzde 29, 2027 için yüzde 25 olarak açıklandı.
Politika faizinin 2025 sonundaki yüzde 38 seviyesinden 2026 sonunda yüzde 35’e ve 2027 sonunda yüzde 30’a gerilemesi bekleniyor.
Banka, 2025 sonunda 43 olarak aldığı dolar/TL’nin 2026 sonunda 51,4’e, 2027 sonunda ise 61,7’ye ulaşacağını tahmin etti.
Cari açığın 2025’teki 30,1 milyar dolardan 2026’da 48 milyar dolara ve 2027’de 53,3 milyar dolara yükselmesi öngörüldü. Cari açığın milli gelire oranının aynı yıllarda sırasıyla yüzde 1,9, yüzde 2,8 ve yüzde 3 olması bekleniyor.
DOLAR/TL TAHMİNLERİ
JPMorgan’ın piyasa tahminlerine göre, dolar/TL’nin Eylül 2026’da 49’a, Aralık 2026’da 51,4’e çıkması bekleniyor.
Dolar/TL için Mart 2027 tahmini 53,70, Haziran 2027 tahmini ise 56,11 olarak açıklandı.
Banka, Brent petrolün çeyreklik ortalama fiyatının Eylül 2026’da 86 dolar, Aralık 2026’da 80 dolar, Mart 2027’de 71 dolar ve Haziran 2027’de 67 dolar olacağını öngördü.
“TÜRK LİRASI ARTIK UCUZ DEĞİL”
Raporda, reel efektif döviz kuru göstergelerinin Türk lirasının artık ucuz olmadığına işaret ettiği belirtildi.
Yurt içi üretici fiyatları bazlı reel efektif döviz kurunun son 10 yıllık ortalamasının yüzde 11 üzerinde bulunduğu ancak 2010 öncesi dönemde görülen seviyelerin alt bandına yakın olduğu bildirildi.
Birim işgücü maliyetleri bazlı reel efektif döviz kurunun ise son 10 yıllık ortalamasının yüzde 30 üzerinde olduğu, buna karşılık 2010 öncesi seviyelerin hafif altında kaldığı ifade edildi.
Türkiye’nin küresel mal ihracatından aldığı paydaki son görünümün de rekabet gücüyle ilgili bir sorunun ortaya çıkmaya başladığına işaret ettiği kaydedildi.
TÜRK LİRASI POZİSYONUNDA TAKTİKSEL YAKLAŞIM
JPMorgan, Eylül 2023’ten bu yana yüzde 55 toplam getiri sağlayan GBI-EM model portföyündeki Türk lirası ağırlığını artırma pozisyonunda 29 Mayıs’ta kar realizasyonu yaptığını bildirdi.
Bu pozisyonun yerine 3 Ağustos 2026 vadeli dolar/TL forward işleminde daha taktiksel bir kısa pozisyon açıldığı belirtildi.
Yüksek enerji fiyatlarının ödemeler dengesi üzerinden finansman ihtiyacını artırmasına karşın TCMB rezervlerinin dolar/TL’deki kademeli yükselişi desteklemek için yeterli olduğu değerlendirildi.
Yetkililerin, yurt içindeki dezenflasyon sürecini desteklemek ve rekabet gücüyle ilgili kaygıları artırmamak amacıyla Türk lirasının reel değerini istikrarlı tutmayı tercih edeceği belirtildi.
Bununla birlikte, yüksek enflasyon ortamında dolar/TL’deki artışın hızlanması nedeniyle Türk lirası pozisyonlarının bundan sonra daha taktiksel biçimde yönetilmesinin uygun olacağı ifade edildi.
TAHVİLLER İÇİN KALICI DEZENFLASYON SİNYALİ BEKLENİYOR
JPMorgan, yüksek ücret artışı riski ve yurt içindeki siyasi belirsizlik nedeniyle Türk devlet tahvillerini yapısal olarak destekleyecek güçlü unsurların bulunmadığını bildirdi.
Son dönemde tahvil fiyatlarında yaşanan ucuzlamaya rağmen olumlu bir pozisyon alınabilmesi için kalıcı dezenflasyon işaretlerine ihtiyaç duyulduğu belirtildi.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün, piyasaların TCMB’den daha fazla faiz indirimi beklemesine neden olabileceği kaydedildi.
Piyasanın 2026 sonundaki efektif faizi yaklaşık yüzde 35 olarak fiyatladığı, bunun JPMorgan ekonomistlerinin tahminiyle uyumlu olduğu ifade edildi. Daha uzun vadeli faizlerin ise seçimlerin zamanlamasına ilişkin belirsizlik nedeniyle JPMorgan tahminlerinin üzerinde fiyatlandığı belirtildi.
İKİNCİ YARIDA İZLENECEK GELİŞMELER
JPMorgan, 2026’nın ikinci yarısı ve 2027 açısından izlenecek gelişmeler arasında F-35 savaş uçağı programını, KAAN’ın motorlarını ve CAATSA yaptırımlarını sıraladı.
Barış sürecine ilişkin yasal değişiklikler de takip edilecek başlıklar arasında gösterildi.
Raporda, Fitch’in 17 Temmuz’daki Türkiye kredi notu değerlendirmesi, TCMB Para Politikası Kurulunun 23 Temmuz toplantısı ve Moody’s’in 24 Temmuz’daki Türkiye değerlendirmesi yakın dönemin önemli gelişmeleri arasında yer aldı.
Aralık sonunda yapılacak asgari ücret artışı ile 2027’ye yönelik emekli aylıkları ve genel temel gelir ödemelerine ilişkin açıklamaların da Türkiye ekonomisinin gelecek dönem görünümü açısından belirleyici olacağı ifade edildi.
Trump, Hürmüz için bastırıyor: Biz yöneteceğiz, çok para alacağızDünya