Türk çelik sektörünün önemli ihracat pazarlarından ABD’de yeni dönem başladı; büyük çaplı kaynaklı borular için şirketlere göre değişen antidamping oranları devreye alındı.
Türk çelik üreticilerinin ABD pazarındaki maliyet hesabına yeni bir kalem eklendi. ABD Ticaret Bakanlığı, Türkiye’den ithal edilen büyük çaplı kaynaklı karbon ve alaşımlı çelik borular için yürüttüğü antidamping incelemesini tamamladı.
25 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren nihai kararda bütün Türk şirketlerine aynı oran uygulanmadı. İncelemeye dahil edilen üreticiler için farklı damping marjları belirlendi.
İnceleme 1 Mayıs 2024 ile 30 Nisan 2025 arasındaki dönemi kapsadı. ABD Ticaret Bakanlığı, bu süreçte Türkiye menşeli bazı ürünlerin ABD pazarında normal değerinin altında satıldığı sonucuna vardı.
Nihai sonuçların Federal Register’da yayımlanmasıyla yeni oranların uygulanmasının da önü açıldı.
TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN ÜÇ FARKLI ORAN
Kararla birlikte şirket bazında uygulanacak oranlar da netleşti.
Borusan Mannesmann Boru Sanayi ve Ticaret AŞ için ağırlıklı ortalama damping marjı yüzde 5,44 olarak hesaplandı.
HDM Çelik Boru Sanayi ve Ticaret AŞ için belirlenen oran yüzde 4,10 oldu.
İnceleme kapsamındaki diğer bazı Türk üretici ve ihracatçılar açısından ise yüzde 4,77’lik oran uygulanacak.
Böylece Türk ürünlerinin ABD’ye girişinde mevcut gümrük ve ticaret maliyetlerinin üzerine yeni bir yük daha eklenebilecek.
BİRKAÇ PUANLIK FARK BÜYÜK SİPARİŞLERDE ÖNEM KAZANIYOR
Büyük çaplı kaynaklı borular, özellikle enerji, petrol ve doğalgaz altyapısındaki büyük projelerde kullanılıyor. Siparişlerin yüksek hacimli olması nedeniyle maliyette oluşacak birkaç puanlık artış bile üreticilerin fiyat rekabetini etkileyebiliyor.
ABD ise uzun süredir çelik ithalatını genel tarifelerin yanı sıra antidamping ve telafi edici vergi soruşturmalarıyla takip ediyor. Son karar da küresel çelik ticaretinde korumacı önlemlerin arttığı bir dönemde geldi.
Yeni maliyetler nedeniyle ABD’li ithalatçıların Türkiye dışındaki tedarikçilere yönelmesi ihtimali, Türk şirketlerinin pazardaki payı açısından da baskı oluşturabilecek.
KARAR SADECE YENİ SEVKİYATLARI İLGİLENDİRMİYOR
Antidamping kararının etkisi bundan sonra ABD’ye gönderilecek ürünlerle sınırlı değil.
İdari inceleme sonunda ortaya çıkan oranlar, 1 Mayıs 2024-30 Nisan 2025 döneminde gerçekleştirilen ithalat için tahsil edilecek nihai antidamping vergilerinin hesaplanmasında da kullanılacak.
ABD Gümrük ve Sınır Koruma birimleri, Ticaret Bakanlığı tarafından verilecek talimatlar doğrultusunda ilgili ithalat işlemlerindeki vergileri kesinleştirecek.
Aynı karar, Türkiye’den gelecekte yapılacak bazı ithalat işlemlerinde uygulanacak nakit teminat oranları bakımından da önem taşıyor.
ÇELİKTE KORUMACI ÖNLEMLER ARTIYOR
ABD’nin aldığı karar, Türk çelik sektörünün karşı karşıya olduğu daha geniş ticaret tablosunun bir parçası.
Dünya genelinde çelik sektöründeki kapasite fazlası tartışmaları devam ederken, başta ABD ve Avrupa olmak üzere büyük pazarlarda yerli üretimi korumaya yönelik önlemler güçleniyor.
Bu tablo Türk üreticiler açısından yalnızca satış fiyatlarını etkilemiyor. Hangi ürünün hangi ihracat pazarına yönlendirileceği de daha önemli hale geliyor.
Özellikle yüksek katma değerli ürünlerin satılabildiği ABD gibi pazarlarda antidamping maliyetlerinin yükselmesi, ihracatçıların alternatif pazarlara yönelmesine yol açabilir.
YÜZDE 4-5'LİK ORAN MALİYET HESABINI DEĞİŞTİREBİLİR
Büyük çaplı kaynaklı borulardaki sipariş hacimleri düşünüldüğünde yüzde 4-5 seviyesindeki antidamping marjları toplam maliyet üzerinde önemli bir fark yaratabiliyor.
Ancak ABD pazarındaki rekabeti yalnızca açıklanan yeni oranlar belirlemeyecek.
Çelik hammaddesinin maliyeti, enerji fiyatları, navlun giderleri, dolar/TL kuru ve rakip ülkelerin ABD pazarındaki satış fiyatları da Türk üreticilerin ihracat performansında etkili olacak.
25 Eylül’de yürürlüğe giren nihai kararla birlikte Türk boru üreticileri artık ABD’ye yönelik maliyet hesabında antidamping oranlarını da yeni şartlara göre dikkate almak zorunda kalacak.
Türkiye'nin çelik üretimi temmuzda arttıEkonomi