Giresun'un Keşap ilçesinde iki otomobilin karıştığı trafik kazasının ardından çıkan kavgada, sürücüyü darbederek ölümüne neden olduğu gerekçesiyle yargılanan sanığa 11 yıl hapis cezası verildi.
Giresun 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, hakkında "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis talep edilen tutuklu sanık İ.İ, maktul Abdullah Coşkun'un eşi Hanife Coşkun ve oğlu katıldı.
Tanıkların dinlendiği duruşmada söz alan Hanife Coşkun, sanığın en ağır cezayı almasını istediğini söyledi.
Cumhuriyet savcısının mütalaasının ardından sanık avukatı savunma yaptı.
Sanık ise olaydan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "Kendimi koruma refleksi ile hareket ettim. Çok üzgünüm, başsağlığı diliyorum." dedi.
Heyet, duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıkladı.
Sanık, "kasten yaralama neticesinde ölüme sebebiyet verme" suçundan 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Abdullah Coşkun'un avukatı Mutluay Çelik, gazetecilere, kararın istinaf ve Yargıtay süreçlerinin olacağını söyledi.
Süreci takip edeceklerini vurgulayan Çelik, "Maalesef kamuoyunun vicdanının rahatlamadığını düşünüyorum." dedi.
AİLE TEPKİLİ
duruşma sonrası Çoşkun ailesinin avukatları, adliye önünde açıklamada yaptı.
Çoşkun ailesinin avukatlarından Mutluay Çelik, kararının kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını ifade ederek, “Sürece ilişkin kamuoyunda çok yüksek bir duyarlılık gelişti. Bizimle beraber bütün Türkiye kamuoyu da bu davayı takip etti ve adil bir karar beklentisi içindeydi; açıkçası biz de öyleydik. Yargılamanın bir önceki duruşmasında Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasını verdi ve sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti. Biz doğrusu sanığın kasten öldürmeden dolayı müebbet hapis cezası almasını bekliyorduk. Ancak mahkeme olayın Türk Ceza Kanunu’nun 87/1 ve 87/4 maddelerinde belirtilen neticesi sebebiyle kasten ağırlaşmış kasten yaralama suçu olarak nitelendirdi ve sanığı 11 yıl hapis cezasına mahkum etti. Bu cezadan da herhangi bir indirim yapmadı. Sanığın tutukluluk hali de şu anda devam ediyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu karar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Biz gerçekten de Abdullah Hoca'nın olay tarihinde meydana gelen saldırı sırasında herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını biliyoruz” dedi.
‘SÜRECİ TAKİP EDECEĞİZ’
Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Çelik, “Sanığın doğrudan doğruya öfke patlaması yaşayarak kendi aracındaki küçük bir hasar nedeniyle zorla Abdullah Hoca’yı durdurduğu ve bu durumu bilmeyen Abdullah Hoca’ya da bir süre sonra saldırarak arabanın sol tarafından sağ tarafına kadar sürükleyip orada yere düştükten sonra da darp etmek suretiyle öldürdüğü dosyadaki delillerle sabittir. Bu dosyada birçok kamu tanığı var. Bunların her biri kendi isteğiyle gelip duruşmada yahut da soruşturma aşamasında beyanlarda bulunmuştu. Bu tanık beyanları dosyaya giren Adli Tıp Raporu, ondan sonra sanığın 112 Çağrı Merkezi'yle yaptığı konuşmaların hepsi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kasten öldürmeden bu suçu işlediği ve en azından müebbet ağır hapis cezasına çarptırılması gerektiği hukukçuların ortak görüşü. Ancak mahkeme böyle bir karar verdi. Tabii bunun istinaf ve Yargıtay süreçleri de olacak. Oradaki süreci de biz takip edeceğiz kamuoyuyla birlikte. Maalesef kamuoyunun vicdanının rahatlamadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ÇOK ÜZGÜNÜZ'
Avukat Melike Gürcüoğlu, kararın değişmesi için gayret göstereceklerini aktararak, “Bu dosyada yargılanması gereken eylem basit bir yaralama eylemi değil, anlık bir öfke ya da anlık bir saldırı değil. Kendini koruma içgüdüsüyle yapmış olduğu bir meşru müdafaa standartları altına değerlendirilebilecek bir eylem de değildi. Bu dosyada yargılanması gereken şey bilinçli, devam eden, sonucu öngörülebilir bir öldürme eylemiydi. Verilen karar kesinlikle hakkaniyete uygun değildir. İç hukuk yolları tüketilirken hakkaniyetli bir karar verilmesi için elimizden geleni yapacağız. Toplumun adalet duygusu ve vicdanını rahatlatan bir karar olmadı. Çok üzgünüz. Üst mahkemelerde hakkaniyetli bir karar verileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
‘SANIĞA ADETA BİR ÖDÜL NİTELİĞİNDE OLMUŞTUR’
Avukat Çağdaş Tarık Taner ise şunları söyledi:
“Bilindiği üzere ceza yargılamalarının ana hedefi önce kamu vicdanına seslenmek, sanığı ıslah edip topluma tekrar faydalı bir birey halinde entegre etmektir. Biz verilen kararın iç hukuk yollarında tabii ki sonuna kadar takipçisi olacağız. Ancak burada çıkan karar ne yazık ki toplum vicdanına olumsuz yönde etki edecek bir karar olmuştur. Sanığa adeta bir ödül niteliğinde olmuştur. Bu kararın burada bu şekilde kesinleşmeyeceğini tahmin ediyoruz. Yargılamanın devamında bu kararın değişmesini talep edeceğiz.”
NE OLMUŞTU?
Giresun'un Keşap ilçesinde 16 Kasım 2025'te İ.İ. (38) yönetimindeki otomobil ile Abdullah Coşkun idaresindeki otomobil, Karadeniz Sahil Yolu'nun Karakoç kavşağında çarpışmış, kazanın ardından çıkan kavgada darbedilerek ağır yaralanan Coşkun, kaldırıldığı Giresun Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirmişti.
Olayla ilgili İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan raporda, maktulün maruz kaldığı trafik kazası, tartışma ve darp olayı ile ölümü arasında tıbben illiyet bağı olduğu görüşü yer almıştı. (AA-DHA)