NİSANUR YILDIRIM / NEFES
NATO’nun Adana’da yeni bir Çok Uluslu Kolordu Karargahı kuracak olması ve Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında İstanbul’da Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı bilgisi kamuoyunda tartışma yarattı.
ABD-İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların bir ayı geçmesinin ardından ortaya çıkan bu durum, Orta Doğu’daki savaşın seyri ve NATO’nun 77. kuruluş yıldönümünü kutladığı bir dönemde merak konusu oldu. Türkiye’nin eski NATO Daimi Temsilcisi, Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, tüm bu tartışmaları ve Orta Doğu’da süren savaşı NEFES’e değerlendirdi. Ceylan, NATO’nun Adana’da kuracağı Çok Uluslu Kolordu Karargahına ilişkin konunun geçmişinin önemli ancak eski olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Multinational Corps Türkiye (MNC-TÜR) Karargahı’nın kurulması için Türkiye 2024’te NATO’ya gerekli bildirimde bulundu ve süreç böylece başladı. Esasen yaklaşık üç yıl önce hayata geçirilen bir tasarruftan söz etmek gerekir. NATO’nun 2023’te onayladığı bölgesel savunma planları, Baltıklar’dan başlayıp, Orta ve Doğu Avrupa ile Karadeniz ve Akdeniz’e kadar uzanan kuşakta NATO bünyesinde tanımlanan tehditler temelinde 360 derecelik bir anlayışla üye ülkelerin güvenliğine yönelik tehditlerin karşılanmasını ve buna uygun komuta-kontrol yapılarının ihdas edilmesini öngörmüştür. MNC-TÜR Karargâhı bu yaklaşımın bir ürünüdür.

BAŞINDA TÜRK KOMUTAN VAR
“Karargah henüz oluşum aşamasındadır ve sertifikasyon süreci bugünden yarına olmayacak. Anlaşıldığı kadarıyla tamamen faal hale gelmesi 2028 yılını bulacak. An itibarıyla karargahın çekirdek kadrosuna atamalar yapıldı. Başında bir Türk general bulunuyor. Karargahın özgül ağırlığını, ileride sevk ve idaresini yapacağı kolordu bünyesinde Türkiye’nin sağlayacağı katkılar oluşturacak. Bu çerçevede, gelecekte hayata geçecek kolordunun operasyonel komutasını Türkiye’nin üstleneceği sonucuna varmak mümkün. Karargah, Türkiye’nin isteği üzerine tesis edilmeye başlandı ve gelecekte buna bağlı birliklerin komuta-kontrolünde Türkiye’nin ağırlıklı rolü bulunacak.” Fransa ve İngiltere öncülüğünde kurulan “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu” kapsamında İstanbul’da kurulacak Deniz Unsur Komutanlığının (DUK) NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişim olduğunu vurgulayan Ceylan, şöyle konuştu:
MONTRÖ REJİMİ VURGUSU
“DUK’un, Fransa’nın öncülük yaptığı Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti (MNF-U) olarak tanımlanan operasyonel seviyedeki karargahla bağlantılı olarak faaliyet göstermesi öngörülüyor. Yine MSB’nin açıklamaları temelinde DUK Karargahı, 25 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadroyla tesis edildi. DUK’a yapılacak katkıların Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacağı anlaşılıyor. Bu da DUK faaliyetlerinin Montrö rejimine dayalı olarak icra edileceğinin somut göstergesi.”
Trump’a güvenmek sağlıklı değil

Fatih Ceylan, Orta Doğu’da devam eden savaşın Türkiye’nin dış politikasını ve dünyayı nasıl etkileyeceğini şöyle değerlendirdi: “Ankara, Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmaların sonuçlarıyla uzun erimli olarak baş etmek durumunda kalacak. Orta Doğu’da devam eden çatışmanın nereye seyredeceğini tam olarak kestirmek zor olsa da savaş son bulduktan sonra Orta Doğu’nun yeniden şekilleneceğini söylemek kehanet olmayacak. Söz konusu yeni dengenin oluşumunda Türkiye’nin nasıl bir rol üstleneceği ve kendisini nerede konumlandıracağı ise ayrı ve zorlu bir mesele. Her durumda Ankara’nın temkini elden bırakmadan ve savaş sonrası sürecin bölgesel ve küresel sonuçlarını dikkate alarak bu bölgede barış, huzur ve refahın oluşmasına dönük projeler ve girişimler içinde yer alması kaçınılmaz. Ankara’nın nihai hedefini bu temel tutuma göre belirlemesi stratejik bir zorunluluk. Bölgesel ve küresel şoklara neden olan bu savaşın son bulmasıyla istikrarın hemen doğması eş zamanlı olmayacak.
ABD’NİN ROLÜ BELİRLEYİCİ
Her hâl ve kârda savaşın bitmesinde ABD’nin belirleyici rolü olacağı açıktır. Diğer taraftan, sağı solu belli olmayan, kendi ruh dünyasının akut sarsıntılarından muzdarip bir ABD Başkanı’na güvenip, yol çizmenin sağlıklı sonuçlar doğurması beklenmemeli. Bu açıdan, savaş karşısındaki yaklaşımı Avrupalı ülkelerin sergilemekte olduğu tutumla özünde örtüşen Ankara’nın, ABD ile Avrupa arasındaki ayrışmayı da dikkate alan ve bölgenin istikrara kavuşmasında çıkarı olan bölgesel aktörlerle iş birliğini aksatmayacak çerçevede bir pozisyon geliştirmesinin daha sonuç odaklı ve dengeli olacağını söylemek gerekir.”
Rusya, ABD’ye karşı açıkça cephe almıyor
Ceylan, Orta Doğu’da devam eden savaşın Ankara-Moskova ilişkilerini nasıl etkilediğini şöyle değerlendirdi: “Rusya’nın, bir yandan Orta Doğu’daki dengeleri göz önünde tutmak ve İran’a karşı savaşta bu ülkeye istihbarat desteği sağlamak marifetiyle kendi çıkarlarına zarar gelmemesini gözettiği, diğer yandan başta ABD olmak üzere Batı’nın dikkatlerini ister istemez Orta Doğu’ya odaklamasından istifadeyle Ukrayna’ya dönük hedeflerini gerçekleştirmeye çalıştığı söylenebilir. Rusya’nın Batı dünyasını meşgul eden bir çatışmadan rahatsız olduğunu öne sürmek pek mümkün değil. Rusya’nın bu savaşta ABD’ye karşı açıktan cephe almadığı gözlenmektedir. Bu durum iki ülke arasında bir al-ver pazarlığı yapılıp yapılmadığı sorusunu da akla getiriyor. Rusya’nın bu bakış açısının Türkiye’nin yaklaşımıyla örtüştüğünü kabul etmek mümkün değil. Çünkü Orta Doğu ateşi sınırlarımızı yalamakta ve ülke güvenliğimizi tehlikeye sokan gelişmelere gebe şekilde ilerlemektedir. ABD-İsrail ve İran arasında ateşkes veya barış durumunda dahi yaraların sarılması uzun yıllara mal olacak ve yeni istikrarsızlıklar üretmeye aday olacaktır. Bölgede doğrudan olmasa da Rusya ile yolların ve çıkarların yeniden buluşması veya çatışması senaryolarının dolaşıma girmesi sürpriz olmayacak.”