Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2009 yılında helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybeden, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesini Adalet Bakanlığı’nda kabul etti. Gürlek, Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile görüşmede, Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın faili meçhul dosyaların üzerinde ayrıntılı inceleme yaptığını söyledi. “Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten ülkemiz için bir değerdi” diye konuşan Gürlek, başlangıçta olayın bir helikopter kazası olarak aksettirildiğine dikkat çekti.

"OPERASYONLARIN DEVAMI MUTLAKA GELECEK"

Gürlek, şunları söyledi: Tabii inceleyince bizim dikkatimizi bu işin bir kaza olmadığı, yani rahmetlinin belirli bir kesimin hedefine girdiği… Özellikle o tarihlerde 2007 ve 2010 tarihlerinde FETÖ silahlı terör örgütü palazlanmaya başladı. Biz nereden biliyoruz bunu? 2007 yılında Hrant Dink cinayeti. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da 2009 tarihinde bu örgütün hedefine giriyor. Daha sonradan da örgütsel bir eylem olarak, bir organizasyon olarak söz konusu eylemin bir cinayet olduğu yönünde şu an çok derin bağlantılar var. Biliyorsunuz burada Ankara Başsavcılığımız özel bir ekip kurdu adliyede. Bakanlığımız haricinde Ankara Başsavcılığımızda olayı takip eden arkadaşlarımız var. İlk operasyonumuzu yaptık. Şu an itibariyle dosyada 21 tutuklu şahıs var. Bunlar genelde asker ağırlıklı olan şahıslar. Bu operasyonların mutlaka devamı gelecek.

“BU CİNAYETİ ÇÖZMEK BİZİM BOYNUMUZUN BORCU”

- Bunların hepsi bir örgütsel çalışma. Biliyorsunuz helikopter pilotunun kendisi, bizzat eşi örgütle irtibatlı çıktı. Özellikle helikopter pilotunun olay günü örgütün mahrem imamlarıyla, Elâzığ mahrem imamıyla telefonu, daha öncesinden de Adil Öksüz’le telefonları, toplantıları, Adil Öksüz’ün bu olay için Türkiye'ye gelmesi… Bunlar hepsi bize örgütsel bağlantıyı gösteriyor. Pilotun eşinin Adil Öksüz’ün evinde parmak izi çıkması, daha sonra aynı şekilde ilk kaza demeyelim şu an artık cinayet olduğu gerçekleştirdi de. Yani o yönde şüphe var.

- İlk olay gerçekleştiği an olay yerine giden iki tane askeri personelin, helikopterin kara kutusunu söken ekibin, daha sonradan Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz'da Marmaris'teki konutunda derdest etmeye giden ekip olduğunu öğrendik. Yani olaya baktığımız zaman büyük tabloda bunun bir FETÖ'nün örgütsel anlamda bir organizasyon, bir şema olduğunu gördük. İnşallah operasyonun devamı da gelecek. Şu an dediğim gibi 21 kişi tutuklu. Arkadaşlarımız yoğun olarak çalışıyor. Bu cinayeti çözmek bizim boynumuzun borcu. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten bu ülke için çok önemli bir şahıstı, bir karakterdi, bir siyasi liderdi.

“SONUNA KADAR GİDECEĞİZ”

- Bu olayı çözmek zorundayız. Devlet çünkü ortada bir cinayet varsa bunu çözmek zorunda. Hele Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu devletin borcu, bizim de sizlere sözümüz olsun. Sonuna kadar gideceğiz.”

Gürlek, helikopterin üstünden geçen uçağın pilotunun Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kaza öncesinde FETÖ'nün sözde TSK imamı Adil Öksüz ve sözde Hava Kuvvetleri imamı Kemal Batmaz o tarihlerde özel olarak görüşmesinin, olayın örgütsel bir eylem olduğunu gösterdiğine işaret etti.

“OLAYDAN ÖNCE, ABD’YE GİTTİLER”

15 Temmuz hain darbe girişiminden hemen önce FETÖ’nün sözde TSK imamları Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın Amerika'ya gittiklerini hatırlatan Bakan Gürlek, helikopter kazası hemen öncesinde de aynı şekilde Adil Öksüz’ün ABD’ye gittiğini ve kazadan önce döndüğünü tespit ettiklerini bunun da olayın örgütlü olduğuna işaret ettiğini söyledi.

“KARANLIKTA BİR ŞEY KALMAYACAK”

Gürlek, bu işin sonuna kadar gitmek için irade gösterildiğini ve kararlı duruş gösterdiklerini vurgulayarak, “Tekrardan başınız sağ olsun. Türkiye için gerçekten çok büyük bir kayıp, çok büyük bir değerdi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu. Herkesin sevdiği güçlü bir liderdi. Allah rahmet eylesin. Ama devlet olarak biz bu cinayeti ortaya çıkartacağız. Yani karanlıkta bir şey kalmayacak” dedi.

“ADALET ARAYIŞIMIZI HİÇBİR ZAMAN KAYBETMEDİK”

Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu da yıllar sonra ilk defa ciddi bir şekilde bu olayın üzerine gidilmesinin aileyi mutlu ettiğini ifade ederek, “Çok teşekkür ediyoruz bu konuda. O yıllara dönmek istemiyorum o günlere. Çünkü bizzat orada yapılanlara şahit olduğum için. İnşallah umut ediyorum bu sefer gerçekleşir ve biz de rahat kafamızı yastığa koyarız” dedi. Fatih Furkan Yazıcıoğlu, şunları söyledi:

- Babam vefat ettiğinde 14 yaşındaydım. Benim şu an ömrümün yarısını geçirdi bu vaka. Bununla beraber yaşıyoruz, bizim için tabii dün gibi bir hadise. Yalnız biz adalet ve hak arayışımızı gerçekten hiçbir zaman kaybetmedik. Umudumuzu kaybetmedik. Bir gün bunun da sırasının vaktinin geleceğini, bu örgütün bir şekliyle bu dosyanın üzerindeki etkisinin kırılacağını inanıyorduk. İnşallah şimdi bundan sonraki süreçte başta siz olmak üzere, emeği geçen bütün herkese çok teşekkür ediyoruz. Şükranlarımızı sunuyoruz. Biz aynı zamanda burada diğer şehit ailelerimiz adına da bulunuyoruz. Onların da size selamlarını ve teşekkürlerini iletiyorum.