Almanya’da uzun yıllar boyunca yüksek kalite ve uzmanlaşmış üretim gücüyle küresel pazarlarda öne çıkan orta ölçekli sanayi şirketleri, Çin kaynaklı rekabet baskısının artmasıyla zor bir dönemden geçiyor.

Alman ekonomisinin bel kemiği olarak görülen ve “Mittelstand” olarak adlandırılan bu şirketler, özellikle sermaye ve ara malı üretiminde uzmanlaşmış, ihracata dayalı yapılarıyla ülkenin sanayi gücünün merkezinde yer alıyordu. Ancak Çinli üreticilerin kalite farkını kapatması ve Avrupalı rakiplerine kıyasla yarı fiyatına kadar inebilen ürünler sunması, bu yapıyı giderek daha kırılgan hale getiriyor.

Amerikan The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, Almanya, onlarca yılın ardından ilk kez Çin’den ihraç ettiğinden daha fazla gelişmiş sermaye malı ithal eder duruma geldi. Alman üreticiler yalnızca Çin ve diğer dış pazarlarda değil, kendi iç pazarlarında da savunmaya çekilirken, çok sayıda Mittelstand şirketi işçileri geçici olarak üretim dışı bırakıyor, istihdamı azaltıyor ya da üretimini başka ülkelere kaydırıyor.

SİPARİŞLERDE SERT DÜŞÜŞ

Almanya’nın güneybatısında faaliyet gösteren, 115 çalışanı ve yaklaşık 30 milyon dolar yıllık geliri bulunan makine üreticisi Aura’nın Genel Müdürü Patric Burkhart, Çin rekabetinin son 6 ayda belirgin şekilde arttığını ve siparişlerin kurumasına yol açtığını söyledi.

Aura, presler, fırınlar ve ekstrüderler gibi büyük endüstriyel makinelerde kullanılan ısıtma ekipmanları üretiyor. Bu makineler plastik poşetten pencere profiline, otomobil parçalarından atıştırmalık ürünlere kadar birçok alanda kullanılıyor.

Burkhart, pazarda yakın zamanda Çinli bir rakibin ortaya çıktığını ve bunun güçlü fiyat baskısı yarattığını belirtti. Alman ve Japon üreticilerle projeleri kazanabilmek için “çok yaratıcı” olmak zorunda kaldığını ifade etti.

EY’nin mayıs ayındaki raporuna göre Alman sanayisi her ay 10 binden fazla istihdam kaybediyor. Sanayi üretimi Şubat 2022 ile 2026’nın başı arasında yaklaşık yüzde 10 gerilerken, enerji yoğun sektörlerde düşüş yüzde 15’i aştı.

ÇİN İLE TİCARET DENGESİ TERSİNE DÖNDÜ

New York merkezli Apollo Global Management’ın verilerine göre, Almanya’nın Çin ile sermaye malları ticaret dengesi, 12 aylık hareketli ortalamada 2024 ortası ile Ağustos 2025 arasında yaklaşık 750 milyon Euro'luk fazladan 500 milyon Euro'luk açığa döndü.

Almanya’nın Çin’e makine takımları ihracatı ise yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üçte bir oranında düştü.

Rhodium Group kıdemli danışmanı Noah Barkin, Avrupa politika yapıcılarının sanayiyi korumak için daha sert önlemler almaması halinde “Alman Mittelstand’ında çok hızlı bir gerileme” görülebileceğini söyledi.

Avrupalı liderler, Çin’e karşı daha güçlü yanıt verebilmek için yeni yasal yetkiler arıyor. Çin gümrüklerinin dolar bazlı verilerine göre, Çin’in yalnızca Almanya’ya toplam mal ihracatı bu yıl mayıs ayına kadar geçen dönemde yıllık bazda yüzde 17, Avrupa Birliği’ne ihracatı ise yüzde 16 arttı.

ÇİN’İN SANAYİ ODAKLI BÜYÜME MODELİ

Çin, emlak piyasasındaki sert çöküşün ardından ekonomik büyümeyi desteklemek için giderek daha fazla imalat sektörüne yaslandı. İç talebin zayıf kalması ve stokların artmasıyla Çinli fabrikalar dış pazarlarda agresif satış politikası izledi. Bu süreç, ülkenin ticaret fazlasının geçen yıl 1,2 trilyon dolarla tarihi seviyeye çıkmasına katkı sağladı.

Bu dönüşüm, devlet destekli planlı bir sanayi hamlesiyle de güçlendi. “10 Bin Küçük Dev” girişimi kapsamında Çin hükümeti, Almanya’nın “gizli şampiyonları” olarak bilinen uzmanlaşmış orta ölçekli şirketlerinin yerini almayı hedefleyen binlerce firmaya geniş çaplı sübvansiyonlar, vergi avantajları ve kamu kaynakları sağladı.

Barkin’e göre Çin’in hâlâ ihtiyaç duyduğu ürünleri üreten Alman şirketleri bulunuyor. Bunlar arasında lazer üreticisi Trumpf ile tıbbi cihazlarda ve çip üretim ekipmanlarında kullanılan optik sistemler üreten Zeiss yer alıyor. Ancak Pekin yönetimi, bu alanlardaki bağımlılıkları da azaltmaya çalışıyor.

Doğu Avrupa ya da Güney Amerika’da yeni fabrika kuran bir üretici artık enjeksiyon makinelerinden robot kollarına, kurutuculardan bulut tabanlı yönetim yazılımlarına kadar tüm ekosistemi tek bir Çinli tedarikçiden alabiliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Centre for European Reform, son raporunda Çin’in Alman sanayisinin büyük bölümünü şimdiden geride bıraktığını ve rekabet baskısının daha da artacağını belirtti.

ENERJİ MALİYETLERİ VE ZAYIF TALEP BASKISI

Krizde yüksek enerji fiyatları, Avrupa’da zayıf talep, Çin’de ihracat fiyatlarını aşağı çeken deflasyonist baskılar ve birçok ekonomistin düşük değerli gördüğü yuan da etkili oluyor.

Ifo Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Clemens Fuest, rekabetin özellikle ölçeğin önemli olduğu ısı pompaları ve otomotiv gibi sektörlerde sert olduğunu söyledi. Daha uzmanlaşmış firmaların şimdilik daha iyi durumda olduğunu belirten Fuest, “Bunun nereye varacağını söylemek zor.” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun yıllar serbest ticaret anlayışıyla öne çıkan Mittelstand şirketleri, son dönemde devlet destekli Çinli firmalara karşı hükümetten koruma talep etmeye başladı.

Alman Makine ve Ekipman Üreticileri Birliği VDMA’nın dış ticaret birimi başkanı Oliver Richtberg, Çinli rakiplerin makine sektöründe küresel üretimin üçte birini kontrol ettiğini belirtti. Richtberg, bu oranın yüzde 40 ya da yüzde 50’ye çıkması halinde “ellerinde hiçbir manevra alanı kalmayacağını” ifade etti.

AVRUPA’DA TİCARET SAVUNMASI ARAYIŞI

Avrupa Birliği, son 2 yılda Pekin’e karşı rekor sayıda ticaret soruşturması başlattı. Ancak bu önlemler, Çin’den yapılan toplam ithalatın yalnızca sınırlı bir bölümünü kapsıyor.

Brüksel’de haziranda yapılan zirvede gündeme gelen daha geniş ve daha sert ticaret savunma araçlarının hayata geçmesinin ise bir yıl ya da daha uzun sürebileceği belirtiliyor.

Uzun yıllar Siemens’te yöneticilik yapan ve şu anda İsviçre merkezli kaplama üreticisi Oerlikon’un İcra Kurulu Başkanı olan Michael Suess, Alman Mittelstand’ının yaşadığı sıkıntının temelinde yalnızca Çin rekabetinin değil, Almanya’daki yüksek maliyetlerin ve yeni kuşak aile şirketi girişimcilerinde gördüğü düşük hırsın da bulunduğunu söyledi.

Suess, “Evet, Çin daha rekabetçi hale geliyor.” derken, Almanya’nın “gerçek reformlara” ihtiyaç duyduğunu ve “konfor alanından çıkması” gerektiğini ifade etti.

Hamburg merkezli danışmanlık şirketi Infront’un ocakta yayımladığı ankete göre, Alman makine mühendisliği şirketlerinin dörtte üçünden fazlası Çin rekabetini dünya genelindeki en büyük stratejik sorun olarak görüyor.

Aura’da ise Burkhart, Çinli, Japon ve hatta Alman müşterilerin kendisinden giderek daha fazla Çin’de üretim yapmasını istediğini söyledi. Bunun nedenlerinden biri maliyet olurken, Çinli üreticiler açısından değer yaratımının Çin’e taşınması yönünde artan siyasi baskı da etkili oluyor.

Daha önce yalnızca Almanya’da üretim yapan Burkhart, bugün ürünlerinin yüzde 20’sini Çin’de üretiyor. Avrupa’da koşullar değişmezse bu oranın yüzde 70’e çıkabileceğini belirtti.

Burkhart, “Çok sıkışık bir durumdayız. Bu, tüm toplumu baskı altına alan tarihi bir değişim.” ifadelerini kullandı.