Altın fiyatlarında yılın başında görülen güçlü talep artışı son aylarda hız kesti. Ancak verilere daha yakından bakıldığında tablo daha karmaşık görünüyor.

2026’ya kesintisiz yükselişlerle başlayan altın, ocak ayı sonunda zirve yaptıktan sonra mart sonunda geriledi. Son dönemde yıl içi dip seviye olarak 4 bin 170 dolar/onsu gören spot altın fiyatı, genel olarak yatay bantta hareket etti. ABD-İsrail-İran savaşı sırasında yatırımcısını hayal kırıklığına uğratan altın, barış anlaşmasının ardından bugün yaralarını bir nebze de olsa sardı.

Savaş başladığından bu yana Ticaret endişeleri, jeopolitik krizler ve merkez bankalarının alım-satım faaliyetleri altın fiyatlarındaki dalgalanmada etkili oldu. Piyasaların temel sorusu ise yıl başında görülen güçlü talep artışının yeniden dönüp dönmeyeceği ve 2026 sonrasında altın fiyatlarının nasıl bir yol izleyeceği.

ALTINDA GELECEK BELİRSİZ

J.P. Morgan Global Research, ons altın fiyatlarının 2026’nın son çeyreğinde ortalama 6 bin dolara, 2027 sonunda ise 6 bin 300 dolara doğru yükselebileceğini tahmin ediyor. Ancak J.P. Morgan Küresel Araştırma biriminde Baz ve Değerli Metaller Başkanı Greg Shearer, yatırımcı ilgisinin son dönemde zayıfladığını belirtiyor.

Shearer, “Altın teknik olarak bir tür ara bölgede sıkışmış durumda. 200 günlük hareketli ortalama olan 4 bin 340 dolar/ons seviyesinin üzerinde ilerliyor ancak şimdilik 50 günlük hareketli ortalama olan 4 bin 730 dolar/onsun altında sınırlanıyor. Bu yatay seyir içinde ve Fed’in enerji kaynaklı enflasyona faiz artırımlarıyla yanıt vermek zorunda kalabileceğine ilişkin endişeler artarken, altın şu anda çoğu yatırımcı için arka planda kalmış durumda” değerlendirmesinde bulundu.

İran, İsrail ve ABD’yi içeren jeopolitik çatışma altın için kısa vadede baskı unsuru oluşturdu. Ancak Shearer’a göre bu sürecin gelişimi, altına yönelimi destekleyen birçok ana temayı da güçlendiriyor. Bu temalar arasında yüksek enflasyon ve satın alma gücündeki erozyona ilişkin uzun vadeli riskler, ABD’nin mali ve bütçe görünümüne dair endişeler, jeopolitik parçalanma ve ABD politikalarındaki öngörülemezlik yer alıyor.

J.P. MORGAN’IN ALTIN TAHMİNLERİ

J.P. Morgan Commodities Research’ün yeni tahminlerine göre ons altının 2026 genelinde ortalama 5 bin 243 dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Kurumun önceki tahmini ise 5 bin 708 dolar düzeyindeydi.

Yeni tahminlerde altının 2026’nın ilk çeyreğinde 4 bin 873 dolar, ikinci çeyreğinde 4 bin 800 dolar, üçüncü çeyreğinde 5 bin 300 dolar ve son çeyreğinde 6 bin dolar seviyesinde ortalama fiyatlamaya sahip olacağı öngörülüyor.

2027 için yeni yıllık ortalama tahmin 6 bin 263 dolar olarak belirlendi. Önceki tahmin ise 6 bin 550 dolardı. Kurum, 2027’nin ilk çeyreğinde 6 bin 200 dolar, ikinci çeyreğinde 6 bin 250 dolar, üçüncü ve dördüncü çeyreklerinde ise 6 bin 300 dolar seviyelerini bekliyor.

MERKEZ BANKALARI ALTIN ALMAYA DEVAM EDİYOR MU?

Altının orta ve uzun vadeli yükseliş beklentisini destekleyen en güçlü unsurlardan biri küresel merkez bankalarının alımlarıydı. 2021-2025 döneminde merkez bankalarının altın alımları çeyrek başına ortalama 225 ton oldu. Bu rakam, 2016-2020 dönemindeki hızın yaklaşık iki katına denk geliyor.

Ancak 2026 ilerledikçe bu hızın yüzeyde soğuduğu görülüyor. Merkez bankaları yılın ilk çeyreğinde 129 ton altın sattı. Bu satışlarda Türkiye’nin mart ayındaki 60 tonluk satışı öne çıktı. Aynı dönemde raporlanan net altın alımları yalnızca 16 ton oldu ve bu durum ivmede sert bir düşüşe işaret etti.

Buna karşın Dünya Altın Konseyi’ne göre merkez bankası alımlarının bir kısmı “raporlanmıyor”. Bunun nedeni, IMF’ye alım bildiriminde bulunmanın zorunlu olmaması. Dolayısıyla ne kadar altının alınıp raporlanmadığı net olarak bilinmiyor.

Dünya Altın Konseyi, Londra tezgah üstü piyasasından alternatif veriler ve İsviçre rafinerilerinden gelen ticaret akışlarını izleyerek 2026’nın ilk çeyreğinde gerçekleşen altın alımlarının aslında 2025’in dördüncü çeyreğine göre arttığını tahmin ediyor. Buna göre alımlar 2025’in son çeyreğindeki 208 tondan 2026’nın ilk çeyreğinde 244 tona yükseldi.

ÇİN’İN ALTIN TALEBİ ARTTI

Raporlanmayan alımların arkasındaki alıcılardan en az birinin Çin olduğu değerlendiriliyor. Shearer, “Çin’in net altın ithalatı yükselişe geçti ve 2026’nın ilk çeyreğinde 317 tona ulaştı. Bu, önceki çeyreğe göre yaklaşık üç katlık artış anlamına geliyor” dedi.

Shearer ayrıca Çin Merkez Bankası’nın raporlanan alımlarını da artırdığını belirtti. Buna göre banka, şubat ayına kadar olan altı ayda aylık yaklaşık 1 tonluk alım hızından martta 5 tona, nisanda ise 8 tona çıktı.

Bu alımların arkasındaki motivasyonun stratejik olduğu değerlendiriliyor. 2022’de Rusya Merkez Bankası varlıklarının dondurulması, yurt dışında tutulan ABD doları varlıklarının ABD yaptırımlarından koşulsuz şekilde güvende olmadığını gösterdi. Buna karşılık Çin’in, renminbiyi güvenilir bir rezerv para alternatifi haline getirmeye yönelik uzun vadeli hedefinin parçası olarak sistematik biçimde altın rezervi biriktirdiği ifade ediliyor.

ÇİN SİGORTA ŞİRKETLERİ DE DEVREDE

Merkez bankalarının yanı sıra altın fiyatları için daha güçlü bir taban ve potansiyel olarak daha yüksek bir tavan oluşturabilecek başka talep kaynakları da bulunuyor.

2025’in başında Çin’in en büyük 10 sigorta şirketi, yönetilen varlıklarının yüzde 1’ine kadarını fiziki altına ayırmak için düzenleyici onay aldı. O dönemde bu şirketlerin toplam yönetilen varlıklarının yüzde 1’i yaklaşık 200 ton altına karşılık geliyordu.

Piyasa gözlemcileri, yüzde 1’lik sınırın yalnızca bir başlangıç olabileceğini ve ileride yüzde 5’e yakın bir tahsisatın gündeme gelebileceğini düşünüyor. Ayrıca bu şirketler altın varlıklarını açıklamaya başladığında, piyasanın hazırlıksız yakalanabileceği belirtiliyor.

ALTIN İÇİN AŞAĞI YÖNLÜ RİSKLER

Altın, para birimlerinin satın alma gücündeki kayba karşı koruma sağlayan bir varlık olarak görülüyor. Ancak reel getiri sunmaması nedeniyle ABD Hazine tahvilleri veya para piyasası fonları gibi varlıklarda getirilerin yükseldiği dönemlerde zayıf performans gösterebiliyor.

Bu nedenle Fed politikası altın fiyatlarının yönünde belirleyici olabilir. Shearer, “Görüşümüz açısından en önemli aşağı yönlü risk, ABD’de büyüme ve istihdamın güçlü kalmaya devam ettiği ancak enflasyonun hızlanarak Fed’in bu yıl faiz artırımı döngüsünü netleştirdiği bir makro senaryo olur” dedi.

Shearer’a göre Fed’in güçlü istihdam ivmesinden cesaret alarak daha uzun süre yüksek enflasyonla mücadele etmek gerektiği sonucuna varması, yatırımcı talebini zayıflatabilir.

Shearer, yine de bunun bu yıl için “yüksek bir eşik” olduğunu belirtti. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde Batı’daki altın ETF’lerinde daha kalıcı çıkışlar görülebileceğini, bunun da özellikle merkez bankası alımlarının hız kestiği bir dönemde altın fiyatları üzerinde sürekli baskı yaratabileceğini ifade etti.