Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Kızılay'dan Ulus'a kadar her köşe başında aynı koku yükseliyor. Çıtır çıtır, dumanı üstünde Ankara simidi. Başkentliler için sadece bir atıştırmalık değil, 100 yıllık bir alışkanlık. Peki Ankara simidini bu kadar meşhur yapan ne?

Cevap aslında 3 temel farkta saklı.

ASIL SIRRI ELMA PEKMEZİ

Ankara simidini diğer simitlerden ayıran en büyük özellik pekmezi. İstanbul simidi üzüm pekmezine batırılırken, Ankara simidi geleneksel olarak koyu renkli ve yoğun kıvamlı elma pekmezine batırılıyor. Bazı ustalar elma ve armut pekmezini karıştırarak kendi özel karışımını yapıyor. Bu karışım simide o meşhur koyu kahverengi rengini ve hafif mayhoş, isli tadını veriyor.

SUSAMI KAVRULMUŞ HAMURU FARKLI

Ankara simidinin bir diğer farkı susamında. Susamlar hamura yapıştırılmadan önce özel olarak kavruluyor. Bu sayede simit fırından çıktığında susamlar dökülmüyor, simitle bütünleşiyor ve yerken ağızda kavrak bir lezzet bırakıyor. Hamuru ise daha yumuşak ve tok. Mayalanma süresi daha uzun tutulduğu için içi hamur kalmıyor, dışı çıtır, içi yumuşacık oluyor.

Ankara simidi neden bu kadar meşhur? - Resim : 1

Ustalar en önemli farkı şöyle özetliyor:

"İstanbul simidi 2 saat sonra taş gibi olur. Ankara simidi akşama kadar yumuşaklığını korur. Bu yüzden Ankaralı simidi bayat diye ayırmaz."

Ankara simidi neden bu kadar meşhur? - Resim : 2

TAŞ FIRINDA PİŞİYOR

Endüstriyel fırınlarda değil, geleneksel taş fırınlarda, meşe odunu ateşinde pişiriliyor. Yüksek ısıda kısa sürede pişmesi, dışının birden mühürlenmesini sağlıyor. Bu da o bildiğimiz çıtırlığın kaynağı.

Ankara simidi neden bu kadar meşhur? - Resim : 3

COĞRAFİ İŞARETLE TESCİLLENDİ

Bu farklar 2017 yılında resmiyet kazandı. Türk Patent ve Marka Kurumu, Ankara Simidi'ni coğrafi işaretli ürün olarak tescilledi. Artık Ankara Simidi adı altında satılan ürünün belirli standartlara uyması gerekiyor. Yani her simit Ankara simidi değil.

Ankara Ticaret Odası'nın verilerine göre Başkent'te günde 500 binden fazla Ankara simidi tüketiliyor. r yapan şey sadece lezzeti değil, sabah işe gidiş telaşından öğrenci kahvaltısına kadar Başkent'in gündelik hayatının tam merkezinde olması.