HAŞİM KILIÇ / NEFES
İstanbul cemiyet hayatının karanlık yüzünü, yalılarda gerçekleşen partilerin arka planının anlattığı ilk kitabı ‘Aç Kuşlar’ı hayatının zor bir döneminde, kendini ruhen tedavi etmek için yazdığını belirten Deniz Akkaya, “Hiçbir zaman bir ritim duygusuyla yazmadım. Çünkü hiçbir zaman aslında bunun bu kadar ilgi göreceğini de düşünerek yazdığım bir roman değildi. Yazmaya ve okumaya özellikle son dönemlerde hepimizin çok ihtiyacı var. Ben hep akıl sağlığı pandemisi başladığını düşünüyorum. Sağlığımıza bir şekilde dikkat ediyoruz veya etmiyoruz ama son dönemde insanların çok ümitsiz, kırgın, yaşama ümidinin azaldığını görüyorum. Benim de aslında öyle bir dönemde yazdığım bir kitaptı bu. Tutunacak çok fazla bir şey bulamadım. Kendimce yaptığım bir sürü yöntem oldu. Ama yazmak bana yol gösterdi.” dedi.

AİLE APARTMANINDA YAŞANANLAR
İkinci kitabını da yazmaya başladığını ifade eden Akkaya, yeni kitabında orta sınıf bir aile apartmanında yaşananları konu edindiğini söyledi. Akkaya, yeni kitabıyla ilgili olarak, “Orta sınıfın içinde yaşanan, aslında kapılı kapılar ardında bir aile apartmanında yaşanan konularla ilgili bir kitap yazıyorum. Dışarıda gülümserken en vahşi suçlar ailelerde işleniyor maalesef. Sadece çocuklara karşı ailelerin değil, çocuklar da şimdi ailelere karşı maalesef çok acımasızlar. Bununla ilgili bir kitap yazıyorum. Ne olursa olsun herkesin birbirini tanıdığı bir apartman. Biliyorsunuz herkes kendi dairesinde enteresan suçlara imza atar ama apartman toplantısında herkes hiçbir şey yokmuş gibi davranır. İşte böyle bir apartmanı yazıyorum şu an.” dedi.

ÜNLÜLERE YÖNELİK OPERASYONLARA DESTEK
Son dönemde ünlülere yönelik yapılan uyuşturucu operasyonlarına da değinen Akkaya, bu tarz operasyonları, gençleri korkutmak adına desteklediğini belirterek, “Uyuşturucu konusunda ergenleri ne korkutacaksa hepsi yapılsın. Yani onların başına geldi, bizim de başımıza gelebilir korkusu yaratıyorsa korkutsun. Polis korkutuyorsa korkutsun.” görüşünü savundu.

BAKANLIK GEÇİCİ HOCALIK KALICI
Fuar kapsamında okurlarıyla buluşan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, milletvekilliği ve bakanlığını geçici olduğunu belirterek, “Ama ben akademisyenim. Yani netice itibariyle unvanınız doçent, profesör, doktor, her neyse o üzerinizdeki kalıcı vasıftır. Dolayısıyla benim esas işim, öğretim üyesiyim. Hala üniversitede siyaset bilimi dersini veriyorum. Ben yazıp çizmeyi, okumayı, entelektüel bilgiyi yaymayı siyasetçilikten daha fazla önemsiyorum açıkçası. Benim akademik olarak yaptığım iş, bence siyasette çok daha fazla işime yaradı.” dedi.
EĞİTİM SİSTEMİ YAP-BOZ TAHTASINA DÖNDÜ
Eğitim sisteminin sürekli değişmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çelik, şunları söyledi: “Açıkçası ben de milli eğitimin bir yaz-boz tahtasında dönüşmesinden son derece rahatsızım. Bizim zamanımızda yapılan şeyler sonraki arkadaşlar tarafından rafa kaldırıldı veya bozuldu. Eğer o gün bizim başlattığımız reformlar bugüne kadar gelseydi, Türk milli eğitimi çok farklı bir noktada olurdu. İşte ‘Milli Eğitimde Üç Beş Nöbeti’ kitabı onun hikayesidir. Askerlikte en zor nöbet, saat 3 ile 5 arasındaki nöbettir. Ben o dönem yaptım. Ve burada Türk milli eğitiminin hikayesini yazdım.”

OSMANLI’YI ATÜTÜRK YIKMADI
‘Ordu ve Siyaset’ konulu söyleşi kapsamında okurlarıyla buluşan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ordu ve siyaset ilişkisini anlamanın Cumhuriyet tarihini anlamak için de önemli olduğunu belirtti. Özdağ, Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’yı yıktığı görüşünün gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, “Şimdi malum salaklar Gazi Mustafa Kemal Osmanlı'yı yıktı derler. Ama 1917... Mustafa Kemal diyor ki raporlarında: ‘Savaştan çekilelim, devleti kurtarmak istiyoruz. Almanlar savaşı kaybetti. Savaşı onlarla birlikte kaybedeceğimize ve devleti kaybedeceğimize ayrı bir barış anlaşması yaparak devlette kalalım’ Hangi devlet? Osmanlı Devleti. 1917'ye kadar Mustafa Kemal'in kurtarmaya çalıştığı devlet Osmanlı Devleti. Ancak Osmanlı Devleti'ni tarih tasfiye ettikten sonra ve İstiklal Harbi sonrasında Cumhuriyet kurulur. Ve Cumhuriyet'i kuran kadrolar da Trablusgarp'ta, Balkan Savaşı'nda ve Birinci Dünya Savaşı'nda sonra İstiklal Harbi'nde savaşan kadrolar.” ifadelerini kullandı.