Dünya genelinde bir milyardan fazla insan obeziteyle yaşıyor. Obezite; kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri için risk oluştururken, kilo vermek ve verilen kiloyu korumak birçok kişi için oldukça zor olabiliyor.

Kilo kontrolü yalnızca daha az kalori almakla açıklanmıyor. Bağırsaktan gelen sinyaller, hormonlar, metabolizma ve beyin; açlık hissi, yeme isteği ve yeniden kilo alma süreci üzerinde etkili olabiliyor.

Bu alanda ilgi çeken yaklaşımlardan biri de aralıklı enerji kısıtlaması olarak bilinen beslenme modeli. Bu yöntemde düşük kalorili dönemleri, daha normal beslenme dönemleri izliyor.

ARAŞTIRMA BEYİN-BAĞIRSAK-MİKROBİYOM EKSENİNE ODAKLANDI

2023’te yayımlanan araştırmada, aralıklı enerji kısıtlamasının vücut ağırlığını azaltmanın ötesinde etkiler yaratabileceği belirtildi.

Çalışmanın son yazarı olan Pekin’deki PLA General Hospital Sağlık Yönetimi Enstitüsü araştırmacısı Dr. Qiang Zeng, aralıklı enerji kısıtlaması diyetinin insanlarda beyin-bağırsak-mikrobiyom eksenini değiştirdiğini söyledi.

Zeng’e göre kilo kaybı sırasında ve sonrasında bağırsak mikrobiyomunda ve bağımlılıkla ilişkili beyin bölgelerindeki aktivitelerde görülen değişimler son derece dinamik ve zaman içinde birbirine bağlı şekilde ilerliyor.

ÇALIŞMAYA OBEZİTEYLE YAŞAYAN 25 YETİŞKİN KATILDI

Araştırmacılar, kilo kaybı sırasında vücutta neler yaşandığını incelemek için Çin’de obeziteyle yaşayan 25 yetişkini izledi. Katılımcıların yaş ortalaması yaklaşık 27 olarak açıklandı. Gönüllülerin vücut kitle indeksi 28 ile 45 arasındaydı.

Araştırma ekibi, süreç boyunca farklı ölçüm araçları kullandı. Dışkı örnekleri metagenomik yöntemlerle incelenerek bağırsak mikrobiyomunun yapısı analiz edildi. Kan testleriyle metabolik ve fizyolojik değişimler takip edildi.

Ayrıca fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kullanılarak iştah, duygu, dikkat, öğrenme, inhibisyon ve ödülle ilişkili beyin bölgelerindeki aktivite değerlendirildi.

BAĞIRSAK MİKROBİYOMU YEME DAVRANIŞINI ETKİLEYEBİLİR

Çalışmanın ortak yazarlarından Henan Provincial People’s Hospital Sağlık Yönetimi Bölümü’nden Dr. Yongli Li, sağlıklı ve dengeli bir bağırsak mikrobiyomunun enerji dengesi ve normal kilonun korunması açısından kritik olduğunu belirtti.

Li’ye göre anormal bir bağırsak mikrobiyomu, bağımlılıkla ilişkili bazı beyin bölgelerini etkileyerek yeme davranışını değiştirebilir.

KONTROLLÜ BİR KİLO VERME PROGRAMI UYGULANDI

Çalışma, 32 günlük yüksek kontrollü açlık fazıyla başladı. Bu dönemde katılımcılara bir diyetisyen tarafından hazırlanan öğünler verildi. Kalori alımı kademeli olarak azaltıldı ve temel enerji ihtiyaçlarının yaklaşık dörtte birine kadar indirildi.

Bunu 30 günlük düşük kontrollü açlık fazı izledi. Bu aşamada katılımcılara tamamen hazırlanmış öğünler yerine önerilen yiyeceklerin yer aldığı bir liste verildi.

Planı tam uygulayan kadınların günde 500 kalori, erkeklerin ise günde 600 kalori tüketmesi hedeflendi.

KATILIMCILAR ORTALAMA 7,6 KİLO VERDİ

Müdahalenin sonunda katılımcılar ortalama 7,6 kilogram kaybetti. Bu, başlangıçtaki vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 7,8’ine karşılık geldi.

Katılımcılarda vücut yağında ve bel çevresinde de azalma görüldü.

Metabolik iyileşmeler kilo kaybıyla sınırlı kalmadı. Kan basıncı, açlık plazma glukozu, toplam kolesterol, HDL, LDL ve bazı karaciğer enzimlerinin aktivitesinde de düşüş kaydedildi.

Araştırmacılara göre bu değişimler, aralıklı enerji kısıtlamasının hipertansiyon, hiperlipidemi ve karaciğer fonksiyon bozukluğu gibi obeziteyle ilişkili sorunların azaltılmasına yardımcı olabileceğine işaret ediyor.

BEYİN VE BAĞIRSAKTAKİ DEĞİŞİMLER BİRLİKTE İLERLEDİ

Araştırmacılar, kilo verme programının iştah ve bağımlılıkla ilişkili davranışlarda rol oynayan bazı beyin bölgelerinde daha düşük aktiviteyle bağlantılı olduğunu buldu.

Bu değişimler, diyetin yalnızca vücut ölçülerini değil; yeme isteğini, öz kontrolü ve yemek yeme dürtüsünü de etkileyebileceğini gösteriyor.

Aynı süreçte bağırsak mikrobiyomunda da değişim yaşandı. Faecalibacterium prausnitzii, Parabacteroides distasonis ve Bacterokles uniformis adlı bakterilerin bolluğu belirgin şekilde arttı. Escherichia coli ise azaldı.

BAZI BAKTERİLER BEYİN AKTİVİTESİYLE İLİŞKİLENDİRİLDİ

Daha ileri analizler, bazı mikropların belirli beyin bölgelerindeki aktiviteyle ilişkili olabileceğini gösterdi.

E. coli, Coprococcus comes ve Eubacterium hallii bolluğu, beynin sol orbital inferior frontal girusundaki aktiviteyle negatif ilişkilendirildi. Bu bölge, kilo verme sürecinde yürütücü işlev ve iradeyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor.

Buna karşılık P. distasonis ve Flavonifractor plautii, dikkat, motor inhibisyon, duygu ve öğrenmeyle ilişkili beyin bölgeleriyle pozitif bağlantı gösterdi.

KİLO KONTROLÜ SADECE İRADE MESELESİ OLMAYABİLİR

Bulgular, kilo verme sürecinde bağırsak mikrobiyomu ile beynin birlikte değişebileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Çalışma, bağırsak bakterilerinin beyin değişimlerini mi yönlendirdiğini, beynin mikrobiyom değişimlerini mi etkilediğini ya da her ikisinin de başka bir faktör tarafından mı şekillendiğini kanıtlamıyor.

Buna rağmen sonuçlar, kilo kontrolünün yalnızca irade ya da kalori hesabıyla açıklanamayabileceğini ortaya koyuyor. Sürecin, bağırsak ile beyin arasında değişen biyolojik bir iletişimi de içerebileceği belirtiliyor.

VÜCUTTA İKİ YÖNLÜ BİR İLETİŞİM VAR

Çalışmanın ortak yazarlarından PLA General Hospital Geriatri Enstitüsü’nden Dr. Xiaoning Wang, bağırsak mikrobiyomunun beyinle karmaşık ve iki yönlü bir iletişim kurduğunun düşünüldüğünü belirtti.

Wang’a göre mikrobiyom, sinirler ve kan dolaşımı yoluyla beyne ulaşabilen nörotransmitterler ve nörotoksinler üretebiliyor. Buna karşılık beyin yeme davranışını kontrol ederken, beslenmeden alınan besinler de bağırsak mikrobiyomunun yapısını değiştirebiliyor.

Bu iki yönlü iletişim, obezitenin neden tedavisi zor bir durum olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir. Açlık, yeme isteği, ruh hali, ödül mekanizması ve metabolizma biyolojik sinyallerden etkileniyor.

SONRAKİ ARAŞTIRMALAR NE GÖSTERDİ?

2023 çalışmasından sonra yayımlanan araştırmalar da oruç temelli beslenme modellerinin bağırsak mikrobiyomunu etkileyebileceği fikrini destekledi. Ancak kanıtların hâlâ karmaşık olduğu vurgulanıyor.

2024’te insan çalışmalarını inceleyen sistematik bir derleme, aralıklı orucun bağırsak mikrobiyal zenginliği, çeşitliliği ve bileşimi üzerinde etkili göründüğünü ortaya koydu. Bununla birlikte sonuçların çalışmalar arasında büyük farklılıklar gösterdiği ve hangi değişimlerin sağlık açısından gerçekten faydalı olduğunu belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu belirtildi.

Bir başka 2024 klinik çalışmasında ise aralıklı oruçla protein zamanlamasını birleştiren beslenme modeli, sürekli kalori kısıtlamasıyla karşılaştırıldı. Her iki diyet de kalori alımını azaltırken, aralıklı oruç ve protein zamanlaması uygulanan grupta daha fazla kilo kaybı ve bağırsak mikrobiyomunda daha belirgin değişimler bildirildi.

SIRADAKİ SORU: KİM HANGİ DİYETTEN FAYDA GÖRECEK?

Orijinal 2023 çalışması küçük ölçekli ve ilişkisel nitelikte olduğu için neden-sonuç ilişkisi ortaya koymuyor. Ayrıca belirli bir katılımcı grubuna ve kısa süreli bir müdahaleye odaklanıyor.

Bu nedenle, belirli mikropların ya da beyin bölgelerinin kimlerin kilo vereceğini, kimlerin verdiği kiloyu koruyacağını ve hangi diyetlerin kimlerde daha iyi sonuç vereceğini öngörüp öngöremeyeceğini anlamak için daha büyük ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından Dr. Liming Wang, yanıtlanması gereken bir sonraki sorunun obez kişilerde, özellikle kilo kaybı sırasında, bağırsak mikrobiyomu ile beynin tam olarak hangi mekanizmayla iletişim kurduğu olduğunu belirtti.

Araştırmacılara göre başarılı kilo kaybı ve sağlıklı kilonun korunması için hangi bağırsak mikroplarının ve hangi beyin bölgelerinin kritik olduğunun anlaşılması gerekiyor.