Anthony Doolin, Avustralya’da 1,35 milyon dolar ödeyerek satın aldığı geniş arazide çalışmalar yaptığı sırada yerin metrelerce altında eski bir altın madeninin bulunduğunu öğrendi. Keşif, bölgede geçmiş dönemlerde madencilik faaliyetleri yürütüldüğünü de ortaya koydu.

Böylesine değerli bir kaynağın bulunması, arazi sahibinin önünde önemli bir ekonomik fırsat oluşturabilirdi. Altının miktarı ve madenin işletilebilirliği araştırılacak, gerekli izinler alınacak ve uygun koşullar sağlanırsa üretim süreci başlatılabilecekti.

Arazisinin 6 metre altında buldu. Serveti elinin tersiyle itti - Resim : 1

BÜROKRASİ VE MALİYETLERDEN UZAK DURDU

Ancak Doolin, keşfin ardından farklı bir yol izledi. Madenin işletilmesi için gerekli olabilecek izin süreçleri, araştırma çalışmaları ve yüksek maliyetlerle uğraşmak istemedi. Uzun sürecek resmi işlemlerin yanı sıra madencilik faaliyetlerinin getireceği sorumlulukları da üstlenmeyi tercih etmedi.

Bu nedenle altın madeninin sağlayabileceği muhtemel kazanç yerine, sahip olduğu araziyi satma seçeneğini değerlendirdi.

ÜÇ YIL SONRA ARAZİYİ SATTI

Aradan yaklaşık üç yıl geçtikten sonra Doolin, arazisini elden çıkardı. İlginç olan ise mülkün 1,35 milyon dolara, yani satın alırken ödediği bedelle aynı fiyata satılması oldu.

Böylece arazisinin altında bulunan tarihi maden, Doolin açısından büyük bir servete dönüşmedi. Madenin geleceği ve ekonomik değerinin ne olacağı ise yeni mülk sahibinin kararlarına bağlı hale geldi.

Doolin’in tercihi, toprağın altında değerli bir kaynak bulunmasının her zaman büyük bir servet anlamına gelmeyebileceğini gösteren sıra dışı bir örnek olarak gündeme geldi.