Şehriban KIRAÇ - NEFES

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, hazır giyim ihracatında Türkiye’nin ana pazarının Avrupa olduğunu vurgulayarak, “Şu anda Avrupa’daki eylemler bizi çok korkutuyor. Avrupa’daki olaylar çok hızlı bitmezse ve ekonomiler toparlanmazsa pazar kaybı en büyük problem olacak. Maliyeti çözsek de kur yükselse de satış yapmadığınız sürece hiçbir şeye yaramayacak. Tam fırtınadan çıkarken ana pazarımız tarafında yeni bir fırtınaya tutulmayız umarım” dedi. Aralık 2022’den bu yana sektörde 363 bine yakın kişinin işini kaybettiğini anlatan Toygar Narbay ile sanayicinin yaşadığı sorunları konuştuk.

GERİ DÖNÜŞÜ YOK

Son yıllarda en çok kan kaybı yaşayan sektörsünüz, nedir şu anda durum?

Hazır giyim ve tekstildeki kayıtlı istihdam Aralık 2022 ile Temmuz 2026 arasında 362 bin 879 kişi, yani yüzde 29,7 azaldı. Sektörde işyeri sayısı yüzde 16,6 düşüşle 10 bin 624’e geriledi. İmalat sanayisinin aynı dönemdeki kayıtlı istihdam kaybının yüzde 64’ü bu sektörde yaşandı. İmalatta yaklaşık her beş kayıtlı çalışandan biri hazır giyim ve tekstilde çalışıyor. Sektörün ürettiği katma değerin yüzde 62’si ücret ve diğer personel giderleri için kullanılırken imalat ortalamasında bu oran yüzde 49. Kapanan fabrika ve dağılan nitelikli iş gücü, geri getirilmesi en zor varlıklardır. Kayıp kalıcı olmadan adım atılmalı. Sanayi bir kez kaybedildiğinde geri gelmiyor. Müdahale bugün yapılmazsa dönüşü yok. Türkiye şu anda geri dönüşü olmayan bir eşikte. Büyüme sanayinin dışından geliyor. Kurulu kapasiteyi korumak, yenisini kurmaktan çok daha ucuz. Hazır giyim ve tekstil stratejik sektör ilan edilmeli. Türkiye iki şokla aynı anda boğuşuyor. İçeride maliyet makası, dışarıda kuralların yeniden yazılması. Bu ikisinin üst üste binmesine bileşik şok diyoruz. TÜSİAD Rekabet Gücü Endeksi’nde tekstil, giyim ve deri sektörü 2020 4’üncü çeyrek zirvesinden 2026 2’nci çeyreğe yüzde 33 geriledi.

TAVUKLARA SAHİP ÇIKALIM

Hazır giyimde çok büyük firmaların da konkordato aldığını, kapandığını görüyoruz, bu devam eder mi?

Türkiye’de tekstil ve hazır giyimde işletmelerin yüzde 85’i mikro, yani 1-9 arasında çalışanı var. Bunlar üretimin yalnız yüzde 11’ini yapıyor; yüzde 0,7’lik büyük ölçekli firmalar üretimin yüzde 45’ini taşıyor. KOBİ’leri ölçek büyütmeye teşvik edecek politika seti ve KOSGEB benzeri Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı da (BİGEB) kurulmalı. Evet, KOBİ’leri desteklemeliyiz ama önce tavuklara da sahip çıkmalıyız ki yumurta ve civciv üretebilsinler. Geçen yıl küçük işletmelerde çalışan sayısını korumak için 2 bin 500 TL destek verilmişti. Sonra büyük işletmeleri koruyamazsanız istihdamı da koruyamazsınız dediğimiz için istihdam desteği 3 bin 500 liraya çıktı. Bu destek sayesinde bu yıl istihdamdaki kayıp sınırlı oldu. Ama yine de geçen yıla göre istihdamda 43 bin 101 eksideyiz. Kaybedilen istihdam, katma değerli üretim yapan büyük ölçekli işletmelerden çıktı; geri kazanımı zor.

Türkiye’de doların baskılanmasından dolayı iş gücü maliyetleri çok arttı. Ama insanların satın alma gücü artmıyor. 2020’den bu yana asgari ücret artsa da alım gücü artmıyor. Bizim maliyetler gelebilecek en yüksek noktaya geldi.

Avrupa'daki protestolar tekstilcinin kabusu oldu: 'Dönüşü olmayan eşikteyiz' - Resim : 2
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay


FIRTINANIN ZİRVESİNDEYİZ

Yakın zamanda yaptığınız bir açıklamada 3 yıldır fırtınanın içindeyiz dediniz, şu anda fırtınanın hangi aşamasındasınız, şiddeti artıyor mu?

Biz şu anda fırtınanın en yüksek tepe olduğu noktadayız. Fakat burada bir unsur daha geldi; ana pazarımız olan Avrupa’da işler iyi gitmiyor. Her yerde eylemler var. Tam fırtınadan çıkarken ana pazarımız tarafında yeni bir fırtınaya tutulmayız umarım. Bu eylemler satın almayı da etkiler. Bu eylemler Fransız firmalarının bizden satın almalarını da etkiler. Umarız ana pazardaki bu yeni problem ortadan kalkar. Yoksa var olan sorunun üzerine bir de pazar problemi gelir. Temel endişemiz bu. Ayrıca Avrupa gittikçe yaşlanıyor. Avrupa’nın çalışma nüfusundan 50 milyon kişinin eksileceği hesaplanıyor. Nüfusun 30 milyon azalması öngörülüyor. Bu da bizim ana pazarımızın küçüleceği anlamına geliyor. Türkiye’nin Avrupa dışında yeni pazarlar bulması gerekiyor.

Neresi o yeni pazarlar?

Orta Asya, Hindistan var mesela. Ama Hindistan kendisi üretici. Türk firmanın gidip orada üretim yapıp satması mümkün değil. Avrupa’da alım gücü çok düşük, oraya da bir şey yapamayız. Dolayısıyla Türkiye’nin alternatif pazar dediği yerlerde de sıkıntılar olacak. Biz başka bir oyun kurmazsak mevcut iş gücü maliyetimizle üretimi artırmamız mümkün değil.

Öyleyse büyük kayıp mı yaşanacak?

Yüksek faiz hem enflasyonu besliyor hem rekabeti daha başlamadan kaybettiriyor; ithalat vergileri, vergi, harçlar, enerji ve nakliye de fiyata işleyerek ilave enflasyon üretiyor. Faiz inmeden ve maliyet takozu kalkmadan eşit yarış yok. Üretici her cephede kaybediyor. Rekabet, pazar, müşteri kaybımız var. Kapasite, ölçek, istihdam kaybı; know-how ve sermaye kaybı. Bu nedenle iflas, konkordato, kapanma artar, ithalat artar, ihracat ise düşer.

78 milyar dolarlık yatırım korunmalı

Üretimi artırmak, istihdamı korumak için yeni bir oyun kurulmalı dediniz. Nasıl kurulacak o oyun?

2027-2029’u kapsayan Orta Vadeli Program’da stratejik sektörler savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi alanlar olarak tanımlandı. Bu alanlar sıfırdan yatırım gerektiriyor. Hazır giyim ve tekstilde ise 16 yılda 78 milyar dolarlık yatırımla kurulmuş, hâlihazırda çalışan bir kapasite var. Döviz kazandıran, kadınlara ve Anadolu’ya istihdam sağlayan bu kapasiteyi korumak, yenisini kurmaktan çok daha ucuz. Mutlaka elimizdeki makineleri ve üretimi sınır havzalarına taşıyalım diyoruz. Suriye, Azerbaycan. Değeri artırırken maliyeti azaltacak bir formül bulmamız gerekiyor. Herkesin kazandığı bir oyun planı kurmalıyız. Yoksa hep birlikte kaybedeceğiz. Hazır giyim ve tekstil sektörü stratejik sektör ilan edilmeli. Sanayi stratejisi sektörel kırılımda açıklanmalı. Finansmana erişim, istihdam maliyeti ve yatırım teşviklerinde öncelik; sektörün net döviz katkısı, kadın istihdamı, bölgesel yaygınlığı ve istihdam yoğunluğu ölçüt alınarak belirlenmeli.

Avrupa'daki protestolar tekstilcinin kabusu oldu: 'Dönüşü olmayan eşikteyiz' - Resim : 3

Avrupa’daki eylemler bizi çok korkutuyor

Önümüzdeki dönemin en büyük riski ne olur?

Avrupa’da olan eylemler bizi çok korkutuyor. Ana pazarımız Avrupa’da bu olaylar çok hızlı bitmezse ve ekonomiler toparlanmazsa pazar kaybı en büyük problem olacak. Maliyeti çözsen de kur yükselse de finansman maliyetleriniz düşse de satış yapmadığınız sürece hiçbir şeye yaramayacak.

Uzmanlara göre bundan sonraki süreçte TL’nin değer kaybetmesine izin verilecek, bu dövizin değer kazanacağı anlamına geliyor. Bu sizin de istediğiniz bir durum değil mi?

Dövizin normal seviyesine getirilmesi lazım. Bunun bir gecede yapılması da büyük risk. Biz bir şok haline gelmesini istemeyiz. Bir gecede oluşan bir devalüasyonu hiçbirimiz istemeyiz. Çünkü firmaların döviz yükümlülükleri de var. Enflasyonla döviz kuru arasındaki bağlantıyı koparmayın diye en başından söyledik. Bu bağlantı koptuğu için şu anda herkes devalüasyonu konuşuyor. Piyasada ani hareketler çok büyük kırılmalara neden olabilir. Uzun vadeli sanayi stratejisi yaratılmadığı sürece toparlanmayı görmüyorum. Kalıcı toparlanma sanayi olmadan olmaz.

Fon kriziyle firmaların elindeki sermaye gitti

Türkiye 2 aydır fon krizinin tahribatlarını yaşıyor. Bu sanayiciyi nasıl etkiliyor?

Fonlarda parasını değerlendiren firma varsa, firmaların elindeki sermaye gitti. Fonda parasını değerlendiren tüketici o parayı kaybettiği için satın alma gücünü kaybetti. Borsa firmalarında ciddi kayıp yaşandı. Borsaya yeni açılacak firmalar artık şanslı açılamayacak. Artık yatırımcı bu alana daha ürkek bakacak ve daha temkinli hareket edecek.

Sektör bu yıl ihracat açısından nasıl kapatır?

İlk 9 ayda ihracatta yüzde 2,5 kayıp yaşadık. Bu yılı 16-16,5 milyar dolar civarında ihracatla kapatabiliriz.

Mal ticaretinde Türkiye’ye en çok döviz kazandıran hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025’te 15,8 milyar dolar net fazla verdi. Bu sektör olmasaydı imalat sanayisinin dış ticaret açığı 41,3 değil, 57,1 milyar dolar olacaktı. Firmalar ciddi tahribat yaşadı. Hazır giyimde faaliyet kârının yüzde 86’sı, tekstilde ise yüzde 130’u finansmana gitti. Tekstilde vergi öncesi kâr eksiye döndü. Bu, sizin sermayenizi kaybettiğinizi gösteriyor. Bugün sizin sermayenizi korumanız için faiz ve vergi öncesi kârın yüzde 13,6 olması lazım.

Rakiplerimiz Mısır, Bangladeş gibi ülkelerin yüzde 3 vergi öncesi kârla çalışması yeterliyken biz her gün rakiplerimize göre 10 puan geriden başlıyoruz. 2024’ten bu yana maliyetimiz dolar bazında yüzde 23 arttı. Rakiplerimizde ise yüzde 6,4 yükseldi.