Bilim insanları, insanların sıkça yaşadığını bildirdiği ancak bilimsel açıdan yeterince incelenmeyen "olağan dışı deneyimleri" kapsayan geniş ölçekli bir araştırma gerçekleştirdi.

Brezilya'daki D'Or Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (IDOR) tarafından yürütülen ve PLOS One dergisinde yayımlanan çalışmada, 5 bin 117 kişiyle anket yapılarak görünmeyen bir varlığı hissetme, görüntüler görme, sesler duyma, beden dışı deneyim yaşama, deja vu ve ölüme yakın deneyimler gibi toplam 38 farklı olağan dışı deneyim incelendi.

Araştırmanın kıdemli yazarı psikolog Ronald Fischer, görünmeyen bir varlığın hissedilmesi, gizemli bir görüntü görülmesi veya kişinin kendisini bedeninin dışından izliyormuş gibi hissetmesi gibi deneyimlerin, klinik ruhsal hastalık tanılarının görülme sıklığından çok daha yaygın olduğunu söyledi.

Araştırmaya göre, bu tür deneyimleri yaşayanların büyük çoğunluğu herhangi bir ruhsal rahatsızlığa sahip değil ve yaşadıkları olayları hem gerçekleştiği anda hem de sonrasında çoğunlukla olumlu ya da nötr olarak değerlendiriyor.

ÇOĞUNLUKLA BİLİNÇ AÇIKKEN YAŞANIYOR

Katılımcıların yüzde 60'tan fazlası söz konusu deneyimleri tamamen uyanık ve bilinçleri açıkken yaşadıklarını belirtirken, yaklaşık yüzde 40'ı olay sırasında yalnız olduklarını ifade etti.

Katılımcıların yüzde 36'sı deneyimlerinin birkaç dakika sürdüğünü, yüzde 27'si ise olayın neredeyse anlık gerçekleştiğini söyledi. Yaklaşık yüzde 19'u ise deneyim sırasında zaman algısını kaybettiğini belirtti. Araştırmaya katılanların yüzde 38'i benzer deneyimleri yaşamları boyunca iki ya da üç kez yaşadığını aktarırken, yüzde 30'u bunun yalnızca bir kez meydana geldiğini ifade etti.

Deneyimlerin yaklaşık üçte ikisinin yetişkinlik döneminde başladığı, beşte birinden fazlasının ise ergenlik döneminde yaşandığı belirlendi.

Katılımcılara yaşadıkları olayın nedenini neye bağladıkları da soruldu. Yüzde 36'sı herhangi bir varlığın buna neden olduğuna inanmadığını söylerken, yüzde 16'sı tanrıya veya tanrılara, yüzde 11'i ise kutsal bir ruha atıfta bulundu.

Deneyimin neden yaşandığı sorusuna ise katılımcıların yüzde 41'i bunun tamamen tesadüf olduğunu düşündüğünü, yüzde 28'i ise yaşananların bir işaret ya da mesaj niteliği taşıdığına inandığını söyledi.

KİŞİSEL GELİŞİME KATKI SAĞLAYABİLİR

Araştırmada ayrıca katılımcıların yaklaşık yarısı yaşadıkları deneyim sırasında mutluluk veya huzur hissettiklerini belirtirken, dörtte birinden daha azı korku ya da rahatsızlık yaşadığını ifade etti. Yaklaşık yarısı bu olayların yaşamlarında olumlu etkiler bıraktığını söylerken, olumsuz etki bildirenlerin oranı yüzde 15'in altında kaldı.

Araştırmacılar, bu tür deneyimlerin insanlar için anlamlı olabileceğini ve kişisel gelişime katkı sağlayabileceğini belirterek, bunların damgalanmasının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte, günlük yaşamı olumsuz etkileyecek düzeyde rahatsızlık veren deneyimler yaşayan kişilerin bir ruh sağlığı uzmanına veya güvendikleri bir kişiye başvurmalarının önemli olduğu ifade edildi.