HAŞİM KILIÇ / NEFES
Bu yıl beşincisi düzenlenen Avrupa Miras Günleri kapsamında Belçika Büyükelçiliği rezidansı kapılarını ziyaretçilere açtı. Büyükelçi Hendrik Van de Velde’nin rehberlik ettiği turlarda, 1930 yılında mimar Jacques Aggiman tarafından tasarlanan tarihi konut ve bahçesi tanıtıldı. Ziyaretçiler, Belçika ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin ilk yıllarına uzanan yapının yanı sıra rezidansta yer alan sanat eserleri ve dekorasyon detaylarını da görme fırsatı buldu.

ŞİRAZ HALISINDAN ATOMIUM MAKETİNE
Şiraz halısı, ‘Vue sur Bruxelles’ tablosu, ‘Verdure et Oiseaux’ duvar halısı ve Kral Baudouin büstünün yanı sıra bahçedeki Atomium maketi de rezidansın dikkat çeken unsurları arasında yer aldı.

Büyükelçi Van de Velde, rezidansta yaşamaktan duyduğu memnuniyeti anlatırken, yapının Ankara’nın tarihindeki özel konumuna dikkat çekti. Van de Velde, "Kendimi çok şanslı hissediyorum. Büyükelçilik konutu, Atatürk Bulvarı’nın ilk döneminden günümüze kalan binalardan biri. Kızılay’ın merkezinde 5 bin metrekarelik bir alan üzerinde bulunan son ev." ifadelerini kullandı.

ANKARA’DA İNŞA EDİLEN İLK BÜYÜKELÇİ KONUTU
1930-1931 yıllarında inşa edilen yapının Ankara’da inşa edilen ilk büyükelçi konutu olduğunu belirten Van de Velde, binanın aradan geçen yaklaşık bir asır boyunca bu işlevini koruduğunu söyledi. Büyükelçi, bu durumun Türkiye-Belçika ilişkileri ve özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ilişkiler açısından önemli olduğunu vurgulayarak, "Ev, 1930-1931 yılları arasında inşa edilmiş. Bu da Ankara’da inşa edilen ilk büyükelçi konutu olduğu ve o tarihten bu yana hâlâ bir büyükelçi tarafından kullanıldığı anlamına geliyor. Bence bu oldukça önemli bir şey. Özellikle Türkiye ile Belçika ve daha özelinde Cumhuriyet ile Belçika arasındaki ilişkiler açısından."

Rezidansın Atatürk tarafından ziyaret edilip edilmediğine ilişkin araştırma da yaptıklarını aktaran Van de Velde, Belçika rezidansına Atatürk’ün geldiğini gösteren herhangi bir fotoğraf veya belgeye ulaşamadıklarını ifade etti. Atatürk’ün büyükelçilik konutları arasında yalnızca İsveç rezidansını ziyaret ettiğini belirten Van de Velde, buna rağmen Belçika rezidansının Atatürk döneminin Ankara’sını yansıttığını söyledi.

Rezidansın mimarının Ankara’da başka kamu binalarına da imza attığını belirten Van de Velde, yapının 1930’ların başkentinin mimari anlayışına dair önemli bir tanıklık olduğunu kaydetti. Büyükelçi, "Bu binayı yapan mimar da Ankara’da başka birçok kamu binasına imza atmış bir mimar. Dolayısıyla bu yapı, 1930’ların Ankara’sına dair açık bir tanıklık niteliğinde." diye konuştu.

ANKARA’NIN FARKLI DÖNEMLERİ ULUS’TA BULUŞUYOR
Ankara’nın tarihsel mirasının Avrupa kentlerinden farklı bir karakter taşıdığını anlatan Van de Velde, başkentin tarihinin çok eski dönemlerden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve 20. yüzyıl modernleşmesine uzandığını aktardı. Van de Velde, Ankara’nın tarihiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Ankara’nın mirası ya çok eski dönemlere ya da 20. yüzyıla ait. Ancak Ankara’nın 20. yüzyıl mirası çok ilginç. Özellikle de bu konutun bulunduğu Atatürk Bulvarı son derece ilginç."

KENTLEŞMENİN ARKASINDA SİYASİ PROJE
Atatürk Bulvarı boyunca Ulus’tan başlayarak bankalar, eski yapılar, postane, CSO ve Etnografya Müzesi gibi çok sayıda yapının Ankara’nın Cumhuriyet dönemindeki dönüşümünü yansıttığını belirten Van de Velde, bu yapıların arkasında yeni bir devlet ve devlet kurumları oluşturma fikrinin bulunduğunu söyledi.

Van de Velde, "Ankara’da, başka hiçbir yerde bulamayacağınız özel bir atmosfere sahip, birbirinden etkileyici çok sayıda yapı bulunuyor. Çünkü bütün bunların arkasında siyasi bir proje vardı. Cumhuriyet, 1930’lar, yeni bir devlet ve yeni devlet kurumları yaratma projesi." ifadelerini kullandı.