Alman markı, Fransız frangı ve Finlandiya markkası gibi, İsveç’in ulusal para birimi kron da tarihe karışabilir.

İsveç, uzun süredir Avrupa Birliği (AB) üyesi olmasına rağmen, yaklaşık 30 yıllık ortak para birimi Euro'ya katılmaya bugüne kadar direnmişti. Ancak artan jeopolitik belirsizlikler ve ABD Başkanı Donald Trump döneminde transatlantik ilişkilerin soğuması, AB ile daha sıkı entegrasyonu İsveç için daha cazip bir koruma kalkanı hâline getiriyor.

Bloomberg'de bugün yayımlanan analize göre, Kuzey Avrupa’nın en büyük ekonomisinde Euro'ya geçişe verilen kamuoyu desteği son yıllarda artmış olsa da konu hâlâ tartışmalı. Olası bir para birimi değişiminin tamamlanması da yıllar alabilir. Buna rağmen İsveç’in tutumunda yaşanacak bir değişim, AB açısından önemli bir dönüm noktası olacak ve Trump’ın öngörülemezliğinin dolara olan güveni sarstığı bir dönemde Euro'ya da ek itibar kazandıracak.

İSVEÇ NEDEN EURO BÖLGESİ'NDE DEĞİL?

İsveç, 1995’te AB’ye katıldı ve belirli ekonomik kriterleri karşıladığında Euro'ya geçmeyi hukuken taahhüt etti.

Ancak ortak para birimi 1999’da yürürlüğe girdikten sonra İsveç, egemenlik kaygıları ve kronun ekonomiyi dengeleyici rolünü kaybetme endişesi gibi siyasi ve ekonomik nedenlerle Euro'ya katılmamayı tercih etti. 2003 yılında yapılan bağlayıcı olmayan referandumda seçmenlerin yaklaşık yüzde 56’sı Euro'ya geçişi reddetti ve sonraki hükümetler bu sonucu dikkate aldı.

Ekonomik açıdan İsveç, para politikası üzerindeki kontrolünü korumayı ve dalgalı kur rejimini sürdürmeyi tercih etti. Ülke, Euro ile diğer AB para birimleri arasındaki kur ilişkisini düzenleyen ERM II mekanizmasının dışında kaldı. Oysa ERM II’ye katılım, Euro'ya geçiş için gereken koşullardan biri.

İsveç, 27 üyeli AB içinde hâlâ kendi para birimini kullanan altı ülkeden biri. Diğerleri Çekya, Danimarka, Macaristan, Polonya ve Romanya. Danimarka ise Euro'ya geçiş için resmî bir muafiyet anlaşmasına sahip.

İSVEÇ NEDEN ŞİMDİ EURO'YU YENİDEN DÜŞÜNÜYOR?

Hükümet üyeleri, İsveç’in Euro'yu en son ciddi biçimde değerlendirdiği dönemden bu yana jeopolitik ve ekonomik ortamın köklü biçimde değiştiğini ve bunun AB ile daha sıkı entegrasyon lehine güçlü bir argüman oluşturduğunu savunuyor.

Son yıllardaki sarsıcı gelişmeler arasında İsveç’i uzun süredir benimsediği askerî tarafsızlıktan vazgeçirerek NATO üyeliğine yönelten Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Çin’in küresel etkisinin artması yer alıyor. Ancak en belirleyici unsur, Trump döneminde bozulan transatlantik ilişkilerin serbest dalgalanan kronun uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratması.

Bu endişeler, jeopolitik bir kriz sırasında büyük bir para birliği dışında kalmanın yarattığı kırılganlığa odaklanıyor. Böyle bir durumda küçük ve likiditesi sınırlı kron, sert piyasa dalgalanmalarına açık hâle gelebilir.

Euro'ya geçişe dair ekonomik tartışmalar da zamanla değişti. Aralık ayında yayımlanan ve 2003 referandumu öncesinde hükümet paneline başkanlık eden etkili iktisatçı Lars Calmfors’un öncülük ettiği bir analizde, Euro Bölgesi üyeliğinin ticari faydalarının geçmişte sanılandan daha büyük olduğu, bağımsız para politikasını korumanın avantajlarının ise azaldığı vurgulandı.

EURO'YA GEÇMENİN İSVEÇ İÇİN AVANTAJLARI NELER?

Calmfors ve diğer gözlemcilere göre, 21 ülkeden oluşan Euro Bölgesi'yle ortak para birimi kullanmak ticareti daha kolay ve öngörülebilir hâle getirecek. İsveç ekonomisinin geneli bundan fayda sağlayabilir. Ülkenin mal ticaretinin yüzde 60’ından fazlası AB ile yapılıyor. Zaman zaman keskinleşen kur dalgalanmalarının ortadan kalkması, ithalatçı ve ihracatçılar için maliyetleri ve belirsizliği azaltacak.

Euro'ya geçiş, İsveç’in Avrupa’daki komşularıyla bağlarını daha da güçlendirmesini sağlayabilir. Bu da, liderlerin Trump’ın dünya düzenini yeniden şekillendiren politikalarına ve büyük güç rekabetinin geri dönüşüne karşı daha koordineli bir Avrupa çağrısı yaptığı bir döneme denk geliyor.

KRONU BIRAKMANIN RİSKLERİ NELER?

Kronun terk edilmesi, İsveç’in bağımsız para politikasından vazgeçmesi anlamına geliyor. Bu da ülkenin faiz oranlarını iç ekonomik koşullara göre belirlemek yerine, Euro Bölgesi'nin tamamı için karar alan Avrupa Merkez Bankası’nın politikalarını takip etmesini gerektirir.

Dalgalı kur rejimi, ihracata bağımlı İsveç ekonomisi için bir “hava yastığı” olarak görülüyor. Kriz dönemlerinde kron genellikle değer kaybederek İsveç mallarını yurt dışında daha ucuz hâle getiriyor ve büyüme üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

Euro Bölgesi'nin borçluluğu da endişe kaynağı. Eurostat verilerine göre bölgenin borcunun GSYH’ye oranı yüzde 80’in üzerinde. İsveç’te bu oran yalnızca yaklaşık yüzde 33. Milliyetçi İsveç Demokratları partisinden milletvekili Oscar Sjöstedt, Euro Bölgesi'ndeki mevcut borçlanma eğilimlerinin ortak para biriminin çökmesine yol açabileceğini savunuyor.

EURO'YA GEÇİŞİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER NELER?

En büyük engel kamuoyu. İsveçlilerin Euro'ya bakışı zamanla yumuşamış olsa da hâlâ karşı olanların sayısı taraftarlardan fazla. Pek çok gözlemci, para birimi değişikliğinin meşruiyet kazanması için ikinci bir referandumun gerekli olacağını düşünüyor.

Siyasi cephede de görüşler bölünmüş durumda. Başbakan Ulf Kristersson’un liderliğindeki merkez sağ Ilımlı Parti Euro'ya geçişi resmen destekliyor. Ancak azınlık durumundaki üç partili koalisyon hükümetine liderlik eden parti, konuyu aktif biçimde gündeme taşımakta temkinli ve anketlerde üçüncü sırada yer alıyor.

Muhalefette ise anketlerde ilk sırada bulunan Sosyal Demokratlar henüz Euro'ya geçiş konusunda resmî bir tutum almış değil. Seçmenler arasında ikinci sırada yer alan İsveç Demokratları ise para birimi değişimine kesin biçimde karşı.

Eylül ayında yapılacak genel seçimler sonrasına kadar bu konuda kayda değer bir adım atılması beklenmiyor. Maliye Bakanı Elisabeth Svantesson, Ocak ayında yaptığı açıklamada, mevcut hükümetin iktidarda kalması hâlinde Euro'ya geçişin artı ve eksilerini inceleyen bir çalışma başlatacağını söyledi.

EURO'YA GEÇİŞ NE KADAR ZOR OLUR?

Geçiş sürecinin görece sorunsuz olması bekleniyor. İsveç, sağlam kamu maliyesi ve tarihsel olarak düşük enflasyon dâhil olmak üzere AB’nin Euro kriterlerinin çoğunu karşılıyor.

Ülkenin, ERM II kur mekanizmasına katılması ve kronu en az iki yıl boyunca Euro karşısında istikrarlı tutması gerekiyor. Calmfors’a göre Euro'ya geçişin tüm süreci en az dört yıl alır.

Pratik açıdan bakıldığında, İsveç’te Euro'ya geçiş büyük ölçüde teknik bir mesele olacak. Ekonomi neredeyse tamamen nakitsiz işlediği için, kron banknot ve madeni paralarının tedavülden kaldırılmasının yaratacağı maliyet ve karmaşıklık oldukça sınırlı kalacak.