Marmara Denizi’nde Adalar açıklarında son 48 saatte meydana gelen 117 deprem, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. AFAD verilerine göre büyüklükleri 1.1 ile 3.2 arasında değişen sarsıntıların özellikle Adalar Fayı çevresinde yoğunlaşması dikkat çekti. Mikrodepremler İstanbul’da deprem endişesini de tetikledi. NEFES’e konuşan deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, son hareketliliğin tek başına “büyük deprem geliyor” şeklinde yorumlanamayacağını vurguladı.

HABERCİ DEĞİL
Adalar Fayı ve Çınarcık Havzası çevresinde yaklaşık 10-13 kilometre derinlikte meydana gelen mikrodepremler için Bektaş, bu hareketliliğin fayın derin kesimlerinde “creep” olarak adlandırılan yavaş sürünme hareketiyle ilişkili olabileceğini belirtti. Bektaş, “Mikrodepremler her zaman büyük depremin habercisi değildir, bazen fayın enerjiyi nasıl boşalttığını gösterir. Paniğe yol açmamalı” diye konuştu.
ÖNCÜ ANLAMINA GELMEZ

Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de Adalar Fayı’ndaki mikrodepremlerin tek başına büyük bir deprem habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu, arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar Fayı’ndaki sarsıntılar bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz” yorumunda bulundu. AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri ise Marmara Denizi’nde Adalar fayı üzerinde yoğunlaşan mikrodepremlerin “büyük bir sarsıntının habercisi” veya “öncüsü” şeklinde yorumlanmasının bilimsel bir dayanağı olmadığını belirtti.
En erken 2045

Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise Adalar’ın güneybatısında etkinleşen sarsıntıların halkı gereksiz paniğe sevk etmemesi gerektiğini belirtti. Ercan, büyük deprem için takvim olarak en erken 2045, en olası dönem olarak 2075 yılını işaret ederken sürecin 2150’ye kadar gecikebileceğini ifade etti.
İstanbul’la ilişkilendirilemez

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesinde olmadığını savunarak, mevcut hareketliliğin yıkıcı bir deprem beklentisiyle yorumlanmaması gerektiğini söyledi. Yaşanan hareketliliğin kamuoyunda “İstanbul depremi geliyor” şeklinde yorumlanmasının bilimsel verilerle desteklenmediğini de savundu.